Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ahbap'a tepki: Fırsatçılık yapanlar adalete hesap veriyor

'Asrın felaketi' 6 Şubat depremlerinde devletin kurumlarını dezenformasyon ile itibarsızlaştırmaya çalışan Ahbap Derneği ve derneğe destek veren ünlü isimlere ilişkin soruşturmaya değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Devleti kullanarak fırsatçılık yapanlar, bugün adalete hesap veriyorlar." dedi.

Ensonhaber Ensonhaber
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2. İletişim Şurası programına katıldı.

Burada konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli değerlendirmeler yaptı.

İletişimin önemine değinen Erdoğan, "Araç, mesajın kendisidir." sözlerine atıf yaptı.

Çağın teknolojisiyle anlık iletişimin hızının altını çizen Erdoğan, "Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor." sözlerini kullandı.

Devam eden Ahbap Derneği soruşturmasına ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat depremlerinde 'fırsatçılık' yapanları işaret ederek, "Şimdi adalete hesap veriyorlar." dedi.

'Asrın felaketi'nde devletin tüm kurumlarıyla 11 ilde afetzedelere yardım için seferber olduğunun altını çizden Erdoğan, bunun yanında bir de dezenformasyonla mücadele edildiğini belirtti.

Çeşitli platformlar ve sektörlerden tanınan isimlerin bu süreçte mevzubahis dezenformasyona destek olduğunu aktaran Erdoğan, "Adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük." ifadeleri kullandı.

"İLETİŞİM SALDIRISINA MUHATAP OLDUK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları şunlar:

"Şimdi bakınız, değerli dostlarım, biz bu acı gerçekle özellikle Covid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde hem çok yakından yüzleştik.

O süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısına muhatap olduk.

"RESMİ KURUMLARIMIZ İFTİRALARLA TÖHMET ALTINDA BIRAKILDI"

Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından 5. kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi.

Resmi kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tecrüatlar üretildi.

"SAHADA GÖREV YAPAN PERSONELLERİMİZİN EMEĞİ YOK SAYILDI"

Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakarlıkları yok sayıldı.

Sırf hükümeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı.

"AFETZEDELERE YARDIM EDERKEN, DEZENFORMASYONLA DA MÜCADELE ETTİK"

Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.

Devlet olarak bir taraftan tüm imkanlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.

"ORTAYA DÖKÜLEN BELGELER, HANGİ OYUNLARIN ÇEVRİLDİĞİNİ GÖSTERDİ"

Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor.

"DEPREMİ KULLANARAK FIRSATÇILIK YAPANLAR HESAP VERİYOR"

Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın.

Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.

"DEZENFORMASYONLA MÜCADELE MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR"

Şurası da çok önemlidir. Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir milli güvenlik meselesi olarak görüyoruz.

Çünkü günümüzde dezenformasyon, yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dahil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.

"DİJİTAL EGEMENLİĞİMİZ, BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZDİR"

Çok değerli dostlarım, şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askeri anlamda ne kadar güçlü, ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun, eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz.

Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin önemi daha da artmaktadır. İşte bu yüzden dijital egemenliğimizi temin ve tahkim etmek bizim birinci önceliğimizdir.

"GELENEKSEL VE DİJİTAL ALANDA GÜÇLÜ BİR VARLIK GÖSTERMEK MECBURİYETİNDEYİZ"

Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısı ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biridir. İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir.

İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak, içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir. Bunun için iletişimin bütün imkan ve araçlarını en etkili surette kullanmak, gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburiyetindeyiz.

"UFKUMUZU GENİŞLETEN GENÇ KARDEŞLERİME ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM"

Bir buçuk yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik.

Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası iletişim camiasının aktörlerinin tamamı bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi.

Kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı bu oturumları son derece kıymetli bulduğumu burada vurgulamak istiyorum.

Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şura'nın içeriğini zenginleştiren, ufkumuzu ve muhayyilemizi genişleten genç kardeşlerime bilhassa şükranlarımı sunuyorum.

"ARAÇ, MESAJIN TA KENDİSİDİR"

Şura'nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi öyle ümit ediyorum ki Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir.

Değerli arkadaşlar, öncelikle bir hususun altını çizmek isterim. İletişim bilimlerinde sıkça atıf yapılan şu sözü herhalde en iyi sizler biliyorsunuz. "Araç, mesajın kendisidir."

"BUGÜN İLETİŞİM HİÇ OLMADIĞI KADAR KOLAYLAŞTI"

Bakınız, bugün bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içindeyiz. Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor.

Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor.

Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve ulaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda.

"TEKNOLOJİNİN SAĞLADIĞI AVANTAJLARDAN İSTİFADE EDİYORUZ"

Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler artık yalnızca dakikalar içerisinde tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor.

Özellikle yapay zeka modellerinin devreye girmesiyle eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz.

Fakat az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor.

"TEKNOLOJİ, BİZİM DÜŞÜNME BİÇİMİMİZİ ETKİLİYOR"

Merkezinde bilgi ve informasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor.

Bilhassa sosyal medya mecraları hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir.

Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir.

"OLGU VE ALGI ARASINDAKİ MAKAS GİDEREK AÇILDI"

Dolayısıyla bu yeni vasat, bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır.

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi günümüzde olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken kitleler, algoritma faşizmi denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışılıyor. Bu süreçte en fazla zarar gören kavram ise hiç şüphesiz hakikat oluyor.

"İLETİŞİMİN TEMEL AMACI DOĞRU BİLGİYİ EN KISA YOLDAN ULAŞTIRMAKTIR"

Oysa iletişimin temel amacı, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmaktır.

Dezenformasyon ve manipülasyonun mebzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamı, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı haline getiriyor.

"ASIL BAŞARI, HAKİKATTEN ÖDÜN VERMEMEKTİR"

Burada şu noktaya da dikkatinizi çekmek isterim. İletişimde başarıyı sadece görünürlükle sınırlamak doğru değildir.

Asıl başarı, görünür olurken insan onurundan, özellikle mahremiyetten, özellikle hakikatten ödün vermemektir.

Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir. Kıymetli misafirler, insana ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerimizden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modelimizi biçimlendirmeye devam ediyoruz.

"DÜNYA TÜRKİYE'Yİ KÜLTÜREL FAALİYETLERDEN TANIYOR"

Halihazırda sadece kendi uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkanına sahibiz. Kimlik ve kültürümüzü yansıtan, tarihimizi ve millî değerlerimizi ekranlara taşıyan film, dizi ve belgesellerimiz dünyanın dört bir yanında büyük bir beğeniyle izleniyor.

Artık uluslararası kamuoyu Türkiye'yi yalnızca başkalarının kaleme aldığı metinlerden veya tamamen karalama amaçlı çekilmiş sinema filmlerinden değil, kendi kültürümüzü ve gerçekliğimizi yansıtan filmlerden, dizilerden, belgesellerden, dijital platformlardan ve kültürel faaliyetlerden tanıyor.

"BÜYÜYEN TÜRKİYE'NİN HİKAYESİNİ DAHA GÜÇLÜ ŞEKİLDE DUYURACAĞIZ"

Bu, ülkemizin yumuşak gücünü artıran, milletimizin birikimini ve değerlerini dünyaya taşıyan, bizi anlatan son derece kıymetli bir kazanımdır. Bu kazanımı daha da büyütmekte kararlıyız. Burada şunu da ifade etmek durumundayım.

Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerimizden beslenen bir hikayeyi, köklü bir hafızayı, geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz.

Sizlerin katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağımıza, büyüyen ve güçlenen Türkiye'nin hikayesini çok daha güçlü şekilde duyuracağımıza yürekten inanıyorum.

"2. İLETİŞİM ŞURASI'NIN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM"

İletişim Başkanlığımızın stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekaya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdiği Şura'yı bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olarak görüyorum.

Bu düşüncelerle 2. İletişim Şurası'nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve sektörün tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Programda emeği geçenler başta olmak üzere fikir, tespit, tenkit ve değerlendirmeleriyle Şura'ya katkı sunan ve sunacak olan tüm kardeşlerime, tüm katılımcılara, uzmanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum.

Şura neticesinde son şeklini alacak belgelerin iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.