'Fethi kabirler': Mimar Sinan’dan Turgut Özal’a; 'Yeşil'i tespit etmekten Cem Garipoğlu’nu teşhise
Süleymancıların 2016’da ölen lideri Arif Ahmet Denizolgun’un mezarının açılması, daha eski fethi kabir işlemlerini hatırlattı. Mimar Sinan’ın, Turgut Özal’ın, Cem Garipoğlu’nun mezarlarının açılması en bilinen fethi kabir örnekleri. Fethi kabir işlemlerinden bazılarının neticesinde bir sonuca varılamazken kimilerinde ise ilginç bulgulara ulaşıldı.
Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş hakkında suç örgütü liderliğiyle yürütülen soruşturma kapsamında, Kuriş’in dayısı olan cemaatin önceki lideri Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüyle ilgili de iddialar ortaya atıldı.
Arif Ahmet Denizolgun’un resmi kayıtlara geçtiği gibi doğal yollardan ölmediği, Alihan Kuriş’in cemaatin başına geçebilmesi için zehirlendiği veya boğulduğu yönündeki iddiaların incelenmesi amacıyla fethi kabir kararı verilerek mezarı açıldı.
Denizolgun’un mezarından alınan örnekler incelenerek Denizolgun’un ölüm nedeniyle ilgili şüpheler aydınlatılmaya çalışılacak.

TÜRKİYE’NİN “FETHİ KABİR”LERİ
Fethi kabir, Türkiye’de geçmişte de kimi zaman şüpheli ölümlerle ilgili kimi zaman da mezara gömülen kişinin gerçek kimliğini belirlemek için başvurulan bir yöntem oldu.
Cumhuriyet tarihinden bazıları hiç hatırlanmayan fethi kabir işlemlerinde enteresan detaylar ortaya çıktı.

MİMAR SİNAN’IN KAFATASI KAYBOLDU
Cumhuriyet tarihinin en ilginç fethi kabir işlemi Mimar Sinan için yapıldı.
Mimar Sinan’ın, Süleymaniye Külliyesi’nin dış sınırında bulunan türbesindeki mezarı, hayatını kaybetmesinin üzerinden 347 yıl geçtikten sonra açıldı.
1 Ağustos 1935 tarihindeki bu mezar açma işlemi, diğer fethi kabir faaliyetlerinden farklı olarak ölümle ilgili şüpheleri aydınlatmak gibi bir amacı yoktu.
Mimar Sinan’ın mezarındaki fethi kabir işlemi, adli bir nedenle savcılık talebiyle değil, antropolojik inceleme amacıyla Türk Tarihi Cemiyeti’nin talebiyle yapıldı.
Devşirme olarak Osmanlı hizmetine alınması nedeniyle etnik kökeni hakkında birçok iddia bulunan Mimar Sinan’ın özellikle 30’lu yıllarda çok revaçta olan Türk etnik aidiyetine özgü olduğu benimsenen “brakisefal” kafatasına sahip olup olmadığını ortaya çıkartmayı amaçlayan çalışmada Mimar Sinan’ın biyolojik ve morfolojik özellikleri incelenerek, iskeletinden antropolojik araştırmalar yapılması hedefleniyordu.
Mezardan alınan Mimar Sinan’ın kafatasında bazı antropolojik incelemeler yapıldı.
Ancak Mimar Sinan’ın kafatası daha sonra kayboldu.
Kafatasının Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi veya Türk Tarih Kurumu depolarında kaybolduğu ya da çalındığı yönünde iddialar bulunsa da akıbeti halen kesin olarak çözülememiştir.

ASKER AYDIN DERE İNTİHAR ETMEMİŞ
31 Temmuz 2000 tarihinde Gökçeada’da askerliğini yapmakta olan Aydın Dere hayatını kaybetti.
Ateşli silahla hayatını kaybeden Aydın Dere’nin ölüm nedeninin intihar olduğu değerlendirildi.
Ancak ölüm şeklinin şüpheli olduğunu savunan ailesinin talebiyle 1 yıl sonra Aydın Dere’nin mezarı açılarak alınan kemik örnekleri, Adli Tıp Kurumu’nda incelendi.
Adli Tıp Kurumu’nun 3 Ekim 2001 tarihinde hazırladığı raporda, merminin sırttan girerek köprücük kemiği üzerinden çıktığı ve atışın bitişik mesafeden yapıldığı tespit edildi.
Raporda, bu şekildeki bir atışın kişinin kendisi tarafından yapılmasının tıbben ve fiilen mümkün olmadığı değerlendirmesi yer aldı.
Adli Tıp Raporu doğrultusunda Aydın Dere’nin intihar etmediği, başka biri tarafından öldürüldüğü aydınlığa kavuştu.
Ancak soruşturmada cinayetin failinin kim olduğu belirlenemedi.

ALBAY KAZIM ÇİLLİOĞLU’NUN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ ORTAYA ÇIKTI
Tunceli eski Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu, 1994'te lojmanında ölü bulundu.
İlk inceleme sonrası Çillioğlu’nun ölümü kayıtlara intihar olarak geçirildi.
Oğlu Gökhan Çillioğlu’nun başvurusu üzerine dosya yıllar sonra yeniden açıldı ve Kazım Çillioğlu için fethi kabir kararı verildi.
2011 yılında Kazım Çillioğlu’nun mezarının açılmasının ardından yapılan inceleme sonucunda dosyaya giren bilirkişi raporunda Çillioğlu’nun ölüm nedeninin intihar değil cinayet olduğu görüşü işlendi.
Ancak Çillioğlu’nun da failinin kim olduğu ortaya çıkarılamadı.

TURGUT ÖZAL TARTIŞMALARI HALEN SÜRÜYOR
Türkiye’nin ölümüyle ilgili en çok şüphe dile getirilen isimlerinin başında 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal geliyor.
Mezarının açılmasıyla ilgili tartışmalar en çok dillendirilen isim de Özal oldu.
Özal’ın zehirlendiği veya başka bir müdahale sonucunda öldürüldüğü iddiaları uzun yıllar dile getirildi.
Öldürüldüğü yönündeki iddialar nedeniyle 17 Nisan 1993 tarihindeki ölümünden 19 yıl sonra 2 Ekim 2012’de, Özal'ın mezarı açıldı.
Naaştan alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi sonucu yapılan toksikolojik incelemede çeşitli toksik maddeler tespit edilmesine rağmen bunların, Özal'ın ölümüne neden olup olmadığı kesin biçimde ortaya konulamadı.
Adli Tıp raporunda ölüm nedeninin kesin olarak belirlenemediği açıklandı.

HALİL RAHMİ DEĞİRMENCİOĞLU GİZEMLİ KALDI
Yeşilçam’ın çocuk yıldızlarından, “Ayşecik” karakteriyle tanınan Zeynep Değirmencioğlu’nun amcası Halil Rahmi Değirmencioğlu, 20 Aralık 2011 tarihinde İstanbul'da yalnız yaşadığı evinde 82 yaşındayken ölü bulundu.
İlk incelemelerde kesin ölüm nedeni belirlenemeyen Değirmencioğlu’nun kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi amacıyla fethi kabir kararı verildi.
Değirmencioğlu’nun Sakarya Akyazı’daki mezarı, yaklaşık 2 yıl sonra 16 Ocak 2014 tarihinde açıldı.
Ancak Değirmencioğlu’nun ölümüyle ilgili herhangi bir sıra dışı bulguya ulaşıldığına dair kamuoyuna yansıyan herhangi bir bilgi olmadı.

MEZARDAN HEM CİNAYET HEM DOLANDIRICILIK ÇIKTI: AHMET YEŞİLDAĞ OLAYI
2013 yılında, Bursa’nın Mudanya ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki Ahmet Yeşildağ, internet üzerinden oynadığı okey oyununda tanıştığı 42 yaşındaki Derya Y. adlı kadınla evlendi.
Yeşildağ, nikahın kıyılmasından saatler sonra hayatını kaybetti.
Ölümün şüpheli olduğunu iddia eden oğlu Ali Yeşildağ’ın savcılığa başvurusu üzerine 9 yıl sonra Ahmet Yeşildağ’ın mezarı açıldı.
Mezarın açılması sonucu yapılan inceleme sonucunda Ahmet Yeşildağ'ın vücudunda zehirleyici miktarda morfin ve kodein maddesi bulunduğu tespit edildi.
Bu bulgunun ortaya çıkması üzerine cinayet soruşturması açıldı.
Bu tespitin ardından Ahmet Yeşildağ’ın ölümü, cinayet soruşturması olarak yeniden ele alındı.
Ahmet Yeşildağ’ın, ölümünden 4 ay önce de evlendiği Derya Ş.’nin akrabası olan Sevilay S. ile sosyal medya üzerinden tanıştığı, evini satarak parasını Sevilay S.’ye gönderdiği ve Sevilay S. ile dini nikah yaptıkları ortaya çıktı.
Ölümünden bir gün önce de mal varlığını, vasiyet yoluyla Sevilay S.’ye bıraktığı tespit edildi.
Yargılama sonucunda Sevilay S. ile iş birliği yaptığı tespit edilen Beyhan M. hakkında, "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası verildi.
Sevilay S.’nin yeğeni olan Derya Y. ise cinayet ve zehirleme eylemine doğrudan iştirak ettiğine dair yeterli delil bulunamamasından dolayı beraat etti.

“YEŞİL” OLDUĞU İDDİA EDİLEN MAHMUT ÖZER
Mahmut Özer'in mezarının açılmasının nedeni, ölümünün şüpheli olması değil, kimliğinin tartışmalı hale gelmesiydi.
Belçika’da kanser tedavisi gören ve 2015 yılında hayatını kaybeden Mahmut Özer, vasiyeti doğrultusunda Erzincan’da defnedildi.
Ancak Mahmut Özer’in defnedildiği belirtilen mezara, “Yeşil” diye tanınan Mahmut Yıldırım’ın cenazesinin defnedildiği iddiası ortaya atıldı.
İddianın incelenmesi için mahkeme kararıyla mezarın açılmasına karar verildi.
Yapılan inceleme sonucunda mezardaki kişinin “Yeşil” diye bilinen Mahmut Yıldırım olduğu iddiasının doğru olmadığı, mezardaki cansız bedenin gerçekten Mahmut Özer’e ait olduğu tespit edildi.

“CEM GARİPOĞLU KAÇIRILDI” İDDİASI
Kamuoyunda çok tartışılan fethi kabir işlemlerinden biri de 2009 yılındaki Münevver Karabulut cinayetinin faili Cem Garipoğlu’nun mezarının açılması oldu.
10 Ekim 2014’te Silivri Cezaevi’ndeki hücresinde ölü bulunan Cem Garipoğlu’nun ölüm nedeninin intihar olduğu açıklandı.
Garipoğlu’nun naaşı Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Kamuoyunda, Cem Garipoğlu’nun aslında ölmediği, cezaevinden kaçırıldığını iddiaları ortaya atıldı.
Bu iddiaların incelenmesi amacıyla fethi kabir kararı verilerek 2 Ekim 2024 tarihinde Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezar açıldı.
Adli tıp incelemesi sonucunda mezardan alınan DNA örneklerinin Cem Garipoğlu ile uyuştuğu tespit edildi.

FURKAN MUHAMMED ASLAN: EN GİZEMLİ SKANDAL
Diyarbakır’da 2008 yılında dünyaya gelen Furkan Muhammed Aslan adlı bebek, 7 aylıkken sağlık sorunları nedeniyle hastaneye götürüldü.
Bebek, hastanede 17 gün tedavi gördükten sonra ailesine bebeğin hayatını kaybettiği açıklandı.
Aile, kendilerine küçük bir kutu içinde teslim edilen bebeği, Diyarbakır’da defnetti.
Ancak anne Fatma Aslan, hayatını kaybeden bebeğin Furkan Muhammed olduğuna hiçbir zaman inanmadı.
Ailenin başvurusu üzerine 17 yıl sonra yeniden soruşturma açıldı ve mezarın açılmasına karar verildi.
Mezardan çıkarılan cenazeden alınan örnekler, İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda anne ve babadan alınan DNA örnekleriyle karşılaştırıldı.
İncelemenin sonucunda mezardan çıkarılan bebeğin DNA'sı, Furkan Muhammed'in anne ve babasıyla uyuşmadı.
Hayatını kaybeden bebeğin, Furkan Muhammed Aslan olmadığı tespit edildi.
Aslan ailesi, 18 yıl önce kaybettikleri bebeklerinin izini sürmeye devam ediyor.
