Foto Galeri
Ensonhaber.com
TÜM FOTO GALERİLER

Nazım Hikmet Anısına

Nâzım'ın ölümünün üzerinden 49 yıl geçti. Ölümünün 49. yıldönümünde Büyük Usta'yı saygıyla anıyoruz. 61 yıl önce vatandaşlıktan çıkarılan Hikmet AK Parti hükümeti döneminde yeniden Türk vatandaşlığına kabul edildi. Uzun yıllardır tartışılan Nazım Hikmet'in itibarının iadesi sorunu, 7 Ocak 2009 tarih ve 2009/14540 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla sona erdi.

1/35

PİRAYE İÇİN YAZILMIŞ SAAT 21-22 ŞİİRLERİ'NDEN Ne güzel şey hatırlamak seni Ölüm ve zafer haberleri içinden hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin Ve saçlarında Vakur yumuşaklığı canımın içi istanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti...

2/35

YORULDUN AĞIRLIĞIMI TAŞIMAKTAN Yoruldun ağırlığımı taşımaktan Ellerimden yoruldun Gözlerimden, gölgemden Sözlerim yangınlardı Kuyulardı sözlerim Bir gün gelecek, ansızın gelecek bir gün Ayak izlerimin ağırlığını duyacaksın içinde Uzaklaşan ayak izlerimin Ve hepsinden dayanılmazı Bu ağırlık olacak.

3/35

Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, Sevdiğine herşeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin!

4/35

PİRAYE İÇİN YAZILMIŞ SAAT 21-22 ŞİİRLERİ'NDEN En güzel deniz Henüz gidilmemiş olandır. En güzel çocuk Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz Henüz yaşamadıklarımız Ve sana söylemek istediğim en güzel söz Henüz söylememiş olduğum sözdür.

5/35

DAVET Dört nala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim Bilekler kan içinde Dişler kenetli Ayaklar çıplak Ve bir ipek halıya benzeyen toprak Bu cehennem bu cennet bizim... ... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine Bu hasret bizim"

6/35

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ O mavi gözlü bir devdi Minnacık bir kadın sevdi Mini minnacıktı kadın Rahata acıktı kadın Yoruldu devin büyük yolunda Ve elveda ! deyip mavi gözlü deve Girdi zengin bir cücenin kolunda Bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: Bahçesinde ebruliiiii hanımeli açan ev…

7/35

BULUT MU OLSAM Denizin üstünde ala bulut Yüzünde gümüş gemi İçinde sarı balık Dibinde mavi yosun Kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür. Bulut mu olsam, gemi mi yoksa? Balık mı olsam yosun mu yoksa? Ne o, ne o, ne o Deniz olunmalı, oğlum Bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

8/35

Sen esirligim ve hurriyetimsin Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin Sen memleketimsin Sen ela gözlerinde yeşil hareler Sen büyük, güzel ve muzaffer Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin

9/35

NİKBİNLİK Güzel günler göreceğiz çocuklar güneşli günler göre- -ceğiz... Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süre- -ceğiz... Açtık mıydı hele bir son vitesi, adedi devir. Motorun sesi. Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir ne harikuladedir 160 kilometre giderken öpüşmesi... NİKBİNLİK Güzel günler göreceğiz çocuklar güneşli günler göre- -ceğiz... Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süre- -ceğiz... Açtık mıydı hele bir son vitesi, adedi devir. Motorun sesi. Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir ne harikuladedir 160 kilometre giderken öpüşmesi...

10/35

YİRMİNCİ ASRA DAİR Uyumak şimdi, uyanmak yüzyıl sonra, sevgilim... - Hayır, kendi asrım beni korkutmuyor ben kaçak değilim. Asrım sefil, asrım yüz kızartıcı, asrım cesur, büyük ve kahraman. Dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman. Ben yirminci asırlıyım ve bununla övünüyorum, Bana yeter yirminci asırda olduğum safta olmak bizim tarafta olmak ve dövüşmek yeni bir âlem için... - Yüz yıl sonra, sevgilim... - Hayır, her şeye rağmen daha evvel. Ve ölen ve doğan ve son gülenleri güzel gülecek olan yirminci asır (benim şafak çığlıklarıyla sabaha eren müthiş gecem) senin gözlerin gibi, Hatçem, güneşli olacaktır.

11/35

MEMLEKETİMİ SEVİYORUM Memleketimi seviyorum Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi Memleketim Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, Kurşun kubbeler ve fabrika bacaları Benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

12/35

ŞEYH BEDRETTİN DESTANI'NDAN Yağmur çiseliyor. Serez çarşısı dilsiz Serez çarşısı kör Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü. Yağmur çiseliyor."

13/35

KEDERLENİYORUM Bir Üsküdar balkonunda guruba karşı demlenir gibi Bir akşamüstü, Laypzig'te tramvay durağında Tadını çıkara çıkara, Yudum yudum kederleniyorum...

14/35

KUVAYI MİLLİYE DESTANI Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki Şayak kalpaklı adam Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, Birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, saatı sordu. paşalar : «üç,» dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, Eğildi, durdu. bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlıyacaktı.

15/35

Seviyorum seni Ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini Neyin nesi belirsiz Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni Denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık İçimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni, yaşıyoruz çok şükür der gibi."

16/35

Ya hayrandır sana, ya düşman Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun, Ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan ...

17/35

Sen benim sarhoşluğumsun, Ne ayıldım, ne ayılabilirim, Ne ayılmak isterim. Başım ağır, dizlerim parçalanmış, Üstüm başım çamur içinde, Yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim..."

18/35

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ Erkek kadına dedi ki Seni seviyorum, Ama nasıl, Avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp Parmaklarımı kanatarak Kırasıya Çıldırasıya...

19/35

Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, Ama nasıl, Kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, Yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, Yüzde hudutsuz kere yüz..

20/35

Kadın erkeğe dedi ki: -Baktım Dudağımla, yüreğimle, kafamla; Severek, korkarak, eğilerek, Dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam Karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..

21/35

Ve ben artık Biliyorum: Toprağın - yüzü güneşli bir ana gibi - En son en güzel çocuğunu emzirdiğini.. Fakat neyleyim Saçlarım dolanmış ölmekte olan parmaklarına Başımı kurtarmam kabil değil!

22/35

Sen yürümelisin, Yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak.. Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. Sarıldılar Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... Ayrıldılar

23/35

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR İnsanlarım, ah, benim insanlarım, Antenler yalan söylüyorsa, Yalan söylüyorsa rotatifler Kitaplar yalan söylüyorsa, Duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa, Beyazperdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların, Dua yalan söylüyorsa, Ninni yalan söylüyorsa, Rüya yalan söylüyorsa, Meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa, Yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı, Ses yalan söylüyorsa, Söz yalan söylüyorsa,

24/35

Ellerinizden başka her şey Herkes yalan söylüyorsa, Elleriniz balçık gibi itaatli Elleriniz karanlık gibi kör, Elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, Elleriniz isyan etmesin diyedir. Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız Bu ölümlü, bu yaşanası dünyada Bu bezirgan saltanatı, Bu zulüm bitmesin diyedir"

25/35

HASRET Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli, Belini sarmayalı, gözünün içinde durmayalı, Aklının aydınlığına sorular sormayalı, Dokunmayalı sıcaklığına karnının. Yüz yıldır bekliyor beni, Bir şehirde bir kadın. Aynı daldaydık, aynı daldaydık. Aynı daldan düşüp, ayrıldık. Aramızda yüz yıllık zaman, Yol yüz yıllık. Yüz yıldır alacakaranlıkta, Koşuyorum ardından.

26/35

Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, Bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

27/35

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, Vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, Vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, Ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, Ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nazım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

28/35

TAHİR İLE ZÜHRE Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da, Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte, Yani yürekte.. Meselâ bir barikatta dövüşerek, Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken, Meselâ denerken damarlarında bir serumu, Ölmek ayıp olur mu?

29/35

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da, Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin, Ama o bunun farkında değildir.

30/35

Ayrılmak istemezsin dünyadan Ama o senden ayrılacak. Yani sen elmayı seviyorsun diye Elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık, Yahut hiç sevmeseydi, Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da, Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil...

31/35

YAŞAMAYA DAİR Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile meselâ, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yani, ağır bastığından.

32/35

Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı.

33/35

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, - öyle gibi de görünüyor - Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani...

34/35