21/31
O halde bu hekim, yaşı dikkate alınırsa, Hürrem Sultan’ın ağabeyi idi; yahut da etrafa böyle tanıtılmıştı. Böylece, hem Hürrem’in aslında Musevi olduğu, hem de Hammer’in belirttiği akrabalık iddiası açıklığa kavuşuyordu. Ayrıca onun hareme girip çıktığı dönem, Hürrem’in Selim’e hamile kaldığı dönemle de çakışıyordu. İlginç bir rastlantı, değil mi?
22/31
Hürrem’in aslında bir Hazaryalı Musevi olduğu ve bir başka Hazaryalının çocuğunu doğurmakla soyunu sürdürme planı yaptığını söylüyorsunuz. Bu sizin kurgunuz, ama gerçeklik payı da var diyorsunuz. Kimdi bu Hazaryalılar ve ne istiyorlardı? Hazar İmparatorluğu, Cumhurbaşkanlığı forsunda yıldızla temsil edilen bir Türk imparatorluğu idi. Ama okullardaki Tarih Atlası’nda Bizans ve Sasani İmparatorluğu kadar önemli, 500 yıl tarih sahnesinde kalmış, Osmanlı’dan sonra en uzun süre yaşamış Türk devleti olan Hazarlar’a ait tek bir harita yoktur!
23/31
Ders kitaplarında ise üç-dört satırlık tek paragrafla söz edilir. Batı yazınında Hazar İmparatorluğu’na ilişkin pek çok eser varken Türk yazınında yok. Son iki romanımda işte bu haksız unutulmuşluğa isyan ediyorum.
24/31
Ama Hazarlar Müslümanlık yerine Museviliği seçtiler diye dinsel kimliği etnik kimliğin önüne koyarak onları tarihten silmeye çalışıyoruz. Bu silinişe direnenleri ise “Yahudi ajanlığı” ile suçluyoruz. Hazarlar soylarını ve devletlerini sürdürebilmek için tek çarenin Osmanlı’nın gücünden yararlanma olduğunu düşünüyorlardı. Ama amaçlarına ulaşamadılar. Hürrem bunu anlayınca yıkıldı ve bence bu yüzden genç denilebilecek bir yaşta yaşama veda etti.
25/31
Hürrem bir casus muydu? Hürrem asla bir casus değildi. O bir ideal kadın, bir anlamda asrının Jeanne D’arc’ıydı. Bence malûm dizide Hürrem, cazgır ve seksi bir kadın, adeta bir yatak kölesi olarak sunulurken büyük yanlışlığa düşülüyor. Asında o, zeki, ileri amaçları olan gerçek bir Türk milliyetçisiydi.
26/31
Hazaryalı Nurbanu’yu da oğlu Selim’e yine o sunmuştu. Hürrem, Batılıların tanımıyla “Güzel değil, ama şirin” bir kimseydi. Aynı zamanda bir “kadın hakları” savunucusuydu da. Gencecik bakirelerin, kadınların satıldığı “Avrat Pazarları”nı kapattırmıştı.
27/31
KANUNİ PARGALI'YI NEDEN ÖLDÜRTTÜ İbrahim Paşa'nın idamında birkaç faktör etkili oldu. En önemlisi İbrahim Paşa'nın iktidarda ulaştığı güç ve bu gücün yarattığı kişisel hırs ve iktidar sarhoşluğudur.
28/31
İbrahim Paşa'nın Kral Ferdinant'ın elçilerine söylediği aktarılan şu sözler onun bu hırsını ortaya koyar: "Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam yapılmış olarak kalır; zira bütün kudret benim elimdedir. Memuriyetleri ben veririm eyaletleri ben tevzi ederim verdiğim verilmiş ve reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği veya ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam gayr-ı vaki gibi kılınır.
29/31
Çünkü her şey; harb servet ve kuvvet benim elimdedir." Ve İbrahim Paşa'nın Serasker Sultan ünvanını kullanmakta ısrar edişi de bir tür meydan okuma olarak alınmış olabilir.
30/31
Pargalı İbrahim İdamında Hürrem Sultanın Etkisi Bir başka faktör Kanuni'nin eşi Hürrem Sultan ile aralarındaki çekişmedir. Özellikle İbrahim Paşa'nın taht için Kanuni'nin ilk eşinden olan en büyük oğlu Mustafa'yı (Kanuni tarafından 1553'te boğdurularak idam ettirilmiştir.) açıkça destekliyor oluşu ve Kanuni üzerindeki Hürrem Sultan ile yarışan etkisi bu çekişmeyi yaratmıştır.
31/31
İbrahim Paşa'nın Bağdat'ın Fethinin ardından Defterdar İbrahim Paşa'yı idam ettirmesi ve buna onay veren Kanuni'nin daha sonra duyduğu pişmanlık da İbrahim Paşa'nın gözden düşmesinde etkendir