"Erstickt an euren Lügen. Eine Türkin in Deutschland erzählt" (Yalanlarınızdan Boğuldum. Almanya'da Bir Türk Kızı Anlatıyor) adlı kitap Almanya'da gündem yarattı.
İnci Y. takma bir isim. Yazar kendi yaşam hikayesini yayınlamaya ancak bu şekilde cesaret edebilmiş. Çocukluğundan beri aile içi şiddete maruz kalmış. Her ne kadar şimdi bu aileden ayrı olarak iki çocuğuyla birlikte küçük bir Alman kasabasında yalnız yaşıyorsa da, geçmişten gelen bir korku
hala var.
İnci 1970 yılında Almanya'da bir misafir Türk işçi ailesinin kızı olarak dünyaya gelmiş. Bir buçuk yaşındayken kendisini Ankara'daki büyükannesine teslim etmek üzere yabancı bir kadına verilmiş. İnci hala, bu sırada birdeğişikliğe kurban gitmiş olduğuna inanmak istiyor. 11 yaşındayken tekrar ailesinin yanına Almanya'ya götürüldüğünde İnci orada sevgi ve şefkatten başka her şeyi yaşamaya başlıyor. 16 yaşına geldiğinde annesi onu kandırarak kaba ve zorba bir adama pazarlamak için yeniden Türkiye'ye götürüyor. Bu şahıs kendisine düğün gecesinden önce tecavüz ediyor ve gerdek
gecesi bekaret çarşafı konusunda aldatmacaya zorluyor. Düğün gecesi bekaretini ispatlayamazsa erkek onu geri gönderme hakkına sahip.
İnci Y.'nin hayat hikayesi son derece kederli ve okurken ıstırap veriyor. Özellikle de ürkek bir genç kızın, ergenlik dönemindeki birkaç kaçamak dışında, kadınlığa doğru yaşamı kurban rolüne sürüklendiği için. Burada hapishaneyi sadece aile oluşturmuyor. Yazar, Almanya'daki Türk cemaati üzerine şunları yazıyor: "50 km'den fazla bir mesafeyi kapsayan
alanda herkesin herkesi tanıdığını bilmek lazım." Bu, hareket özgürlüğünün kontrol altına alınması ve yazılı olmayan törelerin çiğnenmesi halinde cezalandırılmak anlamına geliyor.
Türkiye'de yapılan zorla evlilik sonrası iki çocuk dünyaya geliyor ve ardından yoksulluk, sevgisizlik içinde bir yaşam. Sonuçta boşanma, çocukların velayeti için verilen kavga ve bu kavga sırasında eski eşinin Anadolulu ailesi tarafından öldürülmeye teşebbüs. Ancak her şeye rağmen İnci direniyor. Almanya'ya dönüp orada ailesinden bağımsız bir yaşam sürdürmeye karar veriyor.
İnci Y.'nin yaşamı yel değirmenlerine karşı verilen uzun bir savaşa benziyor. Özgürlüğe doğru giden her adımın bedeli ona pahalıya mal oluyor. Onun hikayesi kesinlikle kendini acındırma belgesi değil, aksine yaralı bir yaşamın karşılığında yazılmış acı ve öfke dolu bir suçlama. O
özellikle Türkiye'deki çarpıklıklara dikkat çekiyor. Yazdıkları, sadece erkeklerin istediğini yapmakta serbest olup da kadınların onlara hizmet etmek zorunda olmaları değil. Öyle kadınlar var ki, bir yandan sistemle uyumlu
görünürken, diğer yandan gerçekte bir o kadar da yalan söylüyor ve aldatıyor. Son sözde, yazar bu kitabı neden yazdığını açıklamaya çalışıyor: "Belki, şimdiye kadar sessiz kalmak zorunda olduğum için. Belki de aksi
takdirde onların yalanlarından boğulabileceğim için."