Avrupa Yakası'ndaki Burhan karakteriyle fenomenleşen Engin Günaydın, yönettiği Vavien filmiyele sinema dünyasında kendine has bir yer edindi. Bir çok önemli filimde rol alan Engin Günaydın son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinde Gül Ağa karakterini canlandırdı.
Bugüne kadar kendisiyle ilgili açıklamaar yapmaktan kaçınan Günaydın Balçiçek Pamir'in sunduğu Söz Sende programında kişisel hayatı ve kaygılarına dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
80'li yıllardaki büyük değişime işaret eden Günaydın annesinin çarşafa girme hikayesini anlattı. Günaydın, hala kendisini Türkiye'ye ait hissedemediğini kaydetti.
ENGİN GÜNAYDININ AÇIKLAMALARI İÇİN TIKLAYIN
İŞTE GÜNAYDIN'IN AÇIKLAMALARININ SATIR BAŞLARI
1985'ler falan galiba. Bütün Anadolu'da bir değişim, bir
dönüşüm başladı. Darbeden sonra başladı bu değişim. Mahalleye böyle kadınlar
gelip kadınları toplayıp ''Siz gerçekten dindar mısınız, çocuklarınıza iyi
eğitim veriyor musunuz?'' diye bir mahalle baskısı kuruyorlardı.
ANNEM HALA KARA ÇARŞAFLIDIR
O dönemde herkes bir dönüşüm içerisine girdi. Benim annem de öyle. Hala kara çarşaflıdır. Yengemler de öyle... Büyük ihtimalle çok korkuttular onu. Bir gün bağıra bağıra geldi ''Sizin yüzünüzden ben cehennemde yanacağım, niye siz doğru dürüst tipler değilsiniz'' dedi. Biz de dedik ki ''Sakin ol, biz de kötü insanlar değiliz yani.'' O da "Benim istediğim gibi insanlar olacaksınız bundan sonra.''
dedi.
YENGEMLER KAPANDI ABİMLER İSTEMEDİ
Yengemler kapandı. 3 yengem bir de annem. Ama abimler istemedi. Yani istemeyince bizimkiler hemen geri çıkardılar. Ama annemde kaldı.
Bu yaştan sonrasında laf gelir falan gibi bir mantıktan dolayı. Çok terliyor
çok sıkıntı içerisinde. Özellikle sıcak zamanlarda çok zorlanıyor.
KENDİMİ TÜRKİYE VATANDAŞI OLARAK GÖRMEDİM
Hiçbir zaman zaten ben bu ülkenin vatandaşı olarak göremedim
kendimi. Böyle dışlanmış biri gibiyim. Öyle düşünüyorum ama hiçbir zaman bu
ülkeliyim demek içimden geçmiyor. Sanki bir süre sonra kovulacağım. ''Hadi sen
burda ne duruyosun, toparlan git.'' dediklerinde şaşırmayacağım gibi geliyor
bana. Belki de çocukluğumdan beri rahatsız eden bir ülke olduğu için heralde
vakti geldi gitmenin diye düşünüyorum. Çünkü benim çocukken oynadığım bahçeye bombalar atıldı, kurşunlar atıldı. Onlar sonrasında biz yer değiştirdik. Başka bir yere gittik. Orda da sorunlar bitmedi. Şimdiki durumlara bakıyorsunuz yine korkular ayyuka çıkmış durumda. Kimse kimseye tahammül edemez durumda.
KİMSENİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKILMIYOR
Birbirleriyle anlaşamıyor. Her an kavga edebilir. Kimsenin gözünün içine
bakılmıyor, herkes önüne bakıyor. İletişimi çok zor olduğu için insanlarda
tabiki korku ortaya çıkıyor. İnsan yalnızlaştıkça korku belasıyla karşı karşıya
gelir. İstanbul'da da iletişim kopuk olduğu için herkes yalnızlaşıyor ve
yalnızlaştığı için korku belasının içine düşüyor.
