Dolar
7.2394
0.483%
Euro
8.4944
0.1379%
Altın
1889.79
-1.1631%
Borsa
1110.05
0%
G. Altın
443.33
0.1221%
Bitcoin
82310.07
1.0491%
23ºC
İstanbul
Açık 23 C
    Ferdi Özbeğen'in hayatının bilinmeyenleri

    Ferdi Özbeğen'in hayatının bilinmeyenleri

    Kanserden vefat eden usta sanatçı Ferdi Özbeğen'in biyografisinde yaşamına ilişkin şaşıracağınız ayrıntılar var..
    • 30.01.2013 - 14:33
    Ferdi Özbeğen'in hayatının bilinmeyenleri

    Ferdi Özbeğen in hayatının bilinmeyenleri #1

    Bugün sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlanan Ferdi Özbeğen'in yaşantısına ilişkin ayrıntılar, bilinmeyenler konuşulmaya başlandı. Türkiye'ye ilk elektro klavyeyi getiren Özbeğen'in evi Menderesçi diye taşlanıyor.

    'Sohbet' albümüyle Altın Plak'a layık görülen, 'Mutluluklar'la 'Altın Piyano' kazanan Ferdi Özbeğen 72 yaşında aramızdan ayrıldı. 49 yıllık müzik hayatında küskünlükler, ilkler, inişler, çıkışlar oldu, tebessüm hiç eksik olmadı. Beyefendi duruşuyla, 'Sanatçılık yalnızca şarkı söylemek değildir'in kanıtıydı. Yaktığı 'Kandil'le gençlere ışık olmak için hayatını 'Şöhret Dediğin' kitabında anlattı.

    Ferdi Özbeğen son yolculuğuna uğurlandı

    Ferdi Özbeğen'in son yolculuğu

    Ferdi Özbeğen in hayatının bilinmeyenleri #2

    Ferdi Özbeğen in hayatının bilinmeyenleri #3

    TÜRKİYE ONU DİLEK TAŞI VE KANDİL'LE TANIDI

    Solunum yetmezliği nedeniyle kaldırıldığı hastanede önceki akşam hayatını kaybeden Ferdi Özbeğen'in (72) ölümü, milyonları yasa boğdu. 'Dilek Taşı', 'Eskimeyen Dost', 'Kandil', 'Rüyalarda Buluşuruz', 'Piyanist' gibi unutulmaz şarkılara imza atan romantizm ustasının 'Şöhret Dediğin' adlı biyografisi ise 10 Ocak'ta raflardaki yerini aldı. Alfa Yayınları'ndan çıkan kitapta, müzisyenin birbirinden ilginç anıları bulunuyor.

    İşte Ali Rıza Türker'in kaleminden Özbeğen'in ağzından sıra dışı bir yaşam öyküsünden satır başları...

    MENDERESÇİ'YİZ DİYE İZMİR'DE EVİMİZİ TAŞLADILAR

    27 Mayıs 1960 ihtilali, öğrenci hareketleri ve öğrenci yürüyüşlerini anımsatır. Ben de İzmir'de bir öğrenci birliğinin yönetim kadrosundaydım. Adnan Menderes sempatizanı olduğumu bilenler bir gün Alsancak'taki evimizin kapısına dayandı. 'Kuyrukçular' diyerek taş yağmuruna tuttular...

    BABAM MİRAS YERİNE BORÇ BIRAKTI

    Babam 1963'te vefat etti. Millete miras kalır, bize rahmetli babamın borçları kaldı. Para kazanmam gerekiyordu ve pavyonda çalışmak tek kurtuluş yoluydu. Bütün borçlar pavyon hayatım boyunca ödendi. Eğitimde hedefi olan bir delikanlı en iyi okullarda okuyup, diplomatik hayaller kurarken hepsinden uzaklaşmış, pavyon müzisyenliğine sığınmıştı...

    PATLAYAN PİYANO

    Pavyona başlarken bir piyanom yoktu. Patron, eski püskü bir piyano aldı. Bir gece çalarken, gök gürültüsüne benzer bir sesle infilak etti, kasası paramparça olmuştu. Allah'tan nota sehpası kalkıktı da beni korudu. Aksi halde piyano patlamasından ötürü dünyada ilk can veren piyanist ben olacaktım...

    HİLTON'DA OYUN HAVALARI

    Hilton Oteli, düğünlerde çalmamız için teklif yapmıştı. Ertesi gece ilk düğüne çıktık. Dört aranjman parça biliyoruz sonra repertuvar tıkanmıştı. Birbirimize bakarken Hilton'da hiç yapılmayan göbek havaları ilaç gibi geldi. Piyanoya paralar yağmaya başladı.

    HİÇBİRİMİZ BİRER FAZIL SAY DEĞİLİZ AMA..

    Sevdiğim, sevdirdiğim ve öncülüğünü yaptığım müzik türü nedir, nasıl adlandırılır... 'Eğlendirici piyanist' deniyor. Hiçbirimiz Fazıl Say değiliz, ama yarattığı iş gücü keşfettiğim müziğin, açtığım yolun ciddi bir ekonomik geri dönüşüdür. Bana piyanist denmesinden çok 'iyi yorumcu' denmesini arzu ederim...

    TÜRKİYE'YE İLK ELEKTRONİK KLAVYEYİ GETİREN ADAM

    Yıl 1965... Bir gün balo salonunda (Hilton) İtalyan şarkıcı Peppino Di Capri çıktı karşıma. Yanında bir alet vardı ki bizler ona sonradan 'org' dedik. 'Bundan mutlaka almalıyım' dedim. Annemin bilezikleri benim birikimlerim derken 10 bin liralık org'u yurt dışından ısmarladık. Türkiye'ye ilk elektronik klavyeyi ben getirmiştim.

    ARABA SEVDASI

    Babam Türkiye'ye ilk özel otomobili getirmiş adamdır. Benim otomobil merakım da ondan geçmiştir. Kazandığım paraların büyük bir kısmını deliler gibi otomobil değiştirmeye harcadım.

    BU ÇELENK HANGİ KEKOYA?

    Atlas Plak firmasından çıkan ilk albüm sürpriz bir şekilde çok ciddi bir grafik çizmiş tam anlamıyla satışlar patlamıştı. Orhan Gencebay ve Yaşar Kekeva'nın ortak olduğu Kervan Plak'tan da teklif gelmişti. O zamanlar Taksim'deki Intercontinental Oteli'nin üst katında çalışıyorum. Gündüzleri de havuzda güneşleniyoruz. Böyle bir günde kocaman bir çelenk geldi. 'Acaba hangi kekoya geldi bu çelenk' derken önümde bırakıldı. Getiren çocuklar eğilip, 'Bu çiçek size ait Yaşar Kekeva tarafından gönderiliyor' demez mi...

    KANSERLE NASIL TANIŞTI

    2001 yılıydı... Bodrum'dan İstanbul'a döndüm. Dişlerimin bakıma ihtiyacı vardı, Sadık Yazıcı'nın Mecidiyeköy'deki yerine gittim. Dişlerimi doldururken bir kan tahlili yaptırmak istedim. Sadık bana bir de PSA'ya baktırmamı önerdi. Her şey normaldi, ama PSA 10 çıkmıştı. Florence Nightingale Hastanesi'nde ürolog Dr. Haluk Akpınar'la buluştuk. İlk muayeneden sonra hemen biyopsi yapılmasını tavsiye etti. Biyopsiden çıkan sonuç üzücüydü... Kanser prostata onbeş yerden girmişti...

    AJDA VE MÜJDE BANA CESARET AŞILADI

    1970 ve 80'li yıllarda farklı kulvarlarda popüler olan şöhretler sinemaya geçiyorlardı, ama bu adım beni karamsarlığa sürüklerdi. Sevgili Ajda Pekkan ve Müjde Ar, bana cesaret aşıladılar. Özellikle Müjde'nin şu sözlerini hiç unutmadım: Bütün Anadolu sinemaya gidiyor, ama senin 33'lük plağını alıp dinleyemiyorlar.

    EĞER KANSER TEDAVİSİ GÖRÜYORSAN..

    Kanser psikolojik bir hastalıktır. Siz ne kadar müspet ve vurdum duymaz olursanız tedaviye o kadar yardımcı olursunuz. Hayatı bu psikolojiyle devam ettirmek zorundasınız. Gerisini doktorlarınız çözümleyecektir. 'Ben sağlamım, hiçbir şeyim yok' sözleri size güç katacaktır, inanın. Bu görüşlerimin yanı sıra tabii ki inançlarım da var. Nedir onlar? Hayatın öğrettikleri... Hani yaşarken pay aldıklarımız. Hastalık olsun, kaza olsun ne yaşarsak insanın kaderidir. İnsan doğarken kaderi çizilmiş. Ben yazgıya inanırım. İnşallah siz bu satırları okurken benim rahatsızlığım stabil hale gelecektir...

    FUARDA SABIKALI MUAMELESİ

    İzmir Fuar çalışmaları başlamadan emniyet amirliğinden çalışma izini alırdık. Hüviyet benzeri bir karta parmak izi basardık. Ben ve diğer sanatçı arkadaşlarım elimizde dosya dolusu evrak ayrı ayrı şubelerde ayrı ayrı kuyruklara girer imza atardık. Sabıkalı muamelesi görüyorduk... Hiç unutmuyorum Müzeyyen Senar önümde, biz de o berbat formalite kuyruğundayız. Sıra Müzeyyen Abla'ya geldi, polisin 'Nerede çalışıyorsun?' sorusuna 'Tak Tak'ın evinde' cevabını vermez mi? Ardından kahkaha tufanı koptu tabii.. Senar'ın 'Tak Tak' dediği kişi zamanın en ünlü genelev patronuydu.

    BİR YUVA SAHİBİ BİLE OLAMADIM

    45'likleri saymazsak yarım asra 30 adet albüm 400'e yakın devasa bir repertuvar sığmış... 75 milyonluk bir ülkenin, orta yaş grubunun büyük çoğunluğu beni tanımış şarkılarımla yaşamış. Bir itirafı sona bıraktım. Gece hayatı ve mesleğime olan düşkünlüğüm nedeniyle bir yuva sahibi olamadım

    Görüş Bildir