Fikirci Bey yazdı: BİR CHP’Lİ NE İSTER?

Kuruluş misyonu itibarı ile CHP’nin neden bir sivil toplumu olmadığını ve daha sonra çok partili sisteme geçince de neden normal bir siyasi parti olamadığını daha önce anlatmıştım. Misyonu toplum mühendisliğiydi, belirli ölçülerde o misyonu tamamladı ve artık müzeye kaldırılması veya doğrudan müze olması gerekiyordu. Ama öyle olmadı ve demokratik dünyada aramızda bir zombi gibi dolaşıyor.

Siyasi partiler toplum sorunları ile ilgili programlar hazırlarlar ve bunu seçmenlere beğendirmeye çalışırlar. İktidar olduklarında da bu programı uygulayıp yeniden seçilmeyi ümit ederler. Oysa bizim CHP’nin böyle bir kaygısı olmadığı gibi, CHP kendini halka beğendirmek bir yana, halkı beğenmez. Sanki yanlış yerde ve yanlış zamanda bulunmaktadır. Sanki başka ve “ileri” bir ülkede olsa çok daha mutlu olacaktır. “İleri” sandığı da 1930’lar dünyasıdır.

Zaten bu tutarsızlık içerisinde yalpalayan bu partinin başına son 10 yıldır da bir garip kişi musallat oldu. Hem CHP tabanına hem de genel olarak Türk halkına bakıldığında söylemi, vizyonu, birikimi, çapı ortalamanın gerisinde kalan bu kişi CHP’ye genel başkan oldu ve tam da bu nedenlerle CHP’ye lider olamadı. Hatta bunu kendisi de o kadar iyi biliyor ki, o da başka yerlerden lider/cumhurbaşkanı adayı arıyor.

İşte asıl gariplik de burada başlıyor.

Evet, Sayın Ekmelettin İhsanoğlu’nu kendisinden daha birikimli, cumhurbaşkanı olmaya daha uygun görmesi normal, çünkü öyle. Ama arayışı bununla da sınırlı kalmadı, koskoca “ ortanın solunu” Ekmelettin’e razı etmesi yetmedi, bu kez de “eşi başörtülü, cumhurbaşkanı olamaz” diye solun ter ter tepinip anayasa mahkemelerine koştuğu adamı cumhurbaşkanı yapmak için büyük çaba harcadı.

İşte benim kuşkularım bu noktadan sonra birikmeye başladı.

Ben bu kişinin göründüğü gibi sıradan, saf, temiz, birikimsiz, iki lafı gaf yapmadan bir araya getiremeyen bir kişi olmadığını düşünüyorum.

Bu kişinin başka bir ajandası/gündemi var.

Bu kişi takiye yapıyor.

Evet, CHP eskiden de halka rağmen politikalar izlerdi.

Ama bugün bu politikalarda garip bir “tutarlılık” var.

Tamam, AK Parti çok güçlü ve onu devirecekse geri kalan herkesi, en ufak grupları bile bir araya getirerek ona karşı bir cephe oluşturması gerekiyor. Sonuçta her demokratik ülkede olduğu gibi seçenekler ikiye iniyor ve seçim genellikle az farkla kazanılıyor. Dolayısı ile her oy önemli.

Ama peki, kendi tabanının nefret ettiği terör sevicilerin, PKK kuklalarının oyu da mı önemli?

Meclis'i bombalayan, halka ateş eden, halkı katleden FETÖ mahkûmlarının oyu da mı Halk Partisi için önemli

Onlar da mı vazgeçilemez?

Ya onlardan vazgeçmemek tabandan vazgeçmeye neden olursa?

İşte Kılıçdaroğlu’nun “tutarlılığı” da burada başlıyor.

Kılıçdaroğlu tabandan vazgeçiyor, kendisine Cumhuriyet'in Kurucusu misyonunu veren Kemalistlerden vazgeçiyor, onlardan vazgeçmiyor. Bu konuda çok tutarlı ve ısrarlı. Çünkü mesele tabanın ne istediği değil, birilerini bir araya getirip iktidara taşımak. Bu kişiler CHP tabanının istemediği kişiler olsa bile. “KHK’lıların hepsini mi serbest bırakacaksınız?” diyorlar gözünü bile kırpmadan “Evet hepsini” diyor. Bundan sonra laf çevirse de benim için anlamı yok, çünkü gerisi bu isteğin üzerini örtmektir.

Oysa bir CHP’li ne ister?

CHP’ye oy verecek birisi ne ister?

“Bir an önce Demirtaş serbest bırakılsın, Suriye ve Irak’tan çıkılsın, Kandil’e operasyon yapılmasın” mı?

“Bir an önce FETÖ’cülere af çıksın, hepsi serbest kalsın, bizim çocuklarımızdan çaldıkları makamlara geri dönsünler” mi?

Benim hatırladığım CHP tabanının önemli bir kısmı, herkesten önce FETÖ’cüleri mahkum etmişti ve “F tipi” diye aşağılıyorlardı. Şimdi “F tipi” serbest kalsın mı istiyor?

Öyle ise FETÖ’yü, PKK uzantılarını bir araya getirip iktidara taşımaya çalışmanın seçimde CHP’ye getirisi ne?

Peki ya götürüsü?

İşte bu basit toplama-çıkarma işlemi Kılıçdaroğlu’nun umurunda değil.

Çünkü onun için merkez mesele seçimi kazanmak değil.

Aksi takdirde CHP tabanının gözlerine bakar ve ne istediklerini hemen anlardı.

Ben CHP iltisaklı değilim ama tabana baktığım anda görüyorum,

CHP seçmeni iş istiyor, hayat pahalılığının, enflasyonun durdurulmasını, en azından bir noktada sabitlenmesini istiyor.

Ve bunu kim yapabilir diye bakıyor.

Bir tek CHP seçmeni mi istiyor?

Hepimiz istiyoruz

Ve bunu kimin başarabileceğini, en azından başarmak için çaba gösterdiğini anlamaya çalışıyoruz.

Kılıçdaroğlu’nun ise bu konuda afaki de olsa bir önerisi yok

Bir CHP’li Kılıçdaroğlu istemez.

Çözüm ister…

@kalemciler