Dolar
6.7653
0.1851%
Euro
7.6312
-0.3486%
Altın
1685.17
-1.694%
Borsa
110021.83
0.4426%
G. Altın
366.799
-1.4336%
Bitcoin
65788.56
-0.186%
16ºC
İstanbul
Güneşli 16 C

    Fikirci Bey yazdı: BÖLÜNME

    Toplumdaki bariz kutuplaşma, kırılımın artması. İşte Ankara'da yaşanan bombalı katliamın hedefi tam da bu. Bizi, bize düşürmek..
    • Haber Merkezi
    • 15.10.2015 - 09:57

    Fikirci Bey yazdı: BÖLÜNME

    BÖLÜNME

    Yürütülen mantık şu:

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’de hem Sünni hem de Kürt düşmanı muhalefeti destekledi. Bu da, içeride Kürt oyları kaybetmesine neden oldu. Kürt oylarını kaybedince çoğunluk hükümeti kuramadı, çok kızdı ve erken seçim ilan edip seçimde HDP’yi yok etmek için Kürtlere saldırdı. Ayrıca derin devlet eliyle terörü de kışkırttı, mitingde bomba patlattırıp milliyetçi duyguları yükseltti ve şimdi milliyetçi oyları da toplayacak.

    Benzer bir başka akıl yürütme de şu şekilde: Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP ile büyük bir anlaşma yaptı, anlaşma gereği seçim sonucunda anayasa değişikliği yapılacak, Cumhurbaşkanı Erdoğan Başkan olacak, Kürtler de yerel yönetimlerde daha fazla söz sahibi olacaklardı. Ama Selahattin Demirtaş “Seni başkan yaptırmayacağız” deyince ipler koptu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan barışı sonra erdirdi, Kürtlere saldırdı, mitinglerine de bomba attırdı.

    Kendi içinde mantıklı gibi görünüyor değil mi?

    Ama arada ne yok?

    Cemil Bayık’ın “Devrimci halk savaşını başlattık…” açıklaması yok

    Murat Karayılan’ın “Ölümsüzler taburu metropollerde harekete geçer…” sayıklaması yok

    Demirtaş’ın “Batı'da yaşayan kardeşim inanın ki bu ateş her tarafı yakar. Cizre, Bordum'a uzak değil" tehdidi yok.

    Sınır kasabalarına 3 yıldır yapılan yığınaklar, asfalt altına yerleştirilen birkaç tonluk bombalar yok.

    Birkaç yüz çocuğu üç beş gün Kandil’de eğitip şehirlere gönderen ve yerel Kürt yöneticilerin eline bir kağıt tutuşturup “Biz özerklik ilan ettik” diye geveleten ve fiili olarak iç savaş başlatan haydutlar yok.

    Denklemden bunları çıkarır ve 170’nin üzerindeki asker ve polis şehidimizi yok sayarsanız “Katil Erdoğan” demek çok kolay oluyor.

    Hiç mi akıllarına gelmiyor ki, kendi iktidarı döneminde bir terör saldırısında 100 kişinin ölümünü engelleyemeyen bir hükümet, hem güven hem de oy kaybeder.

    Yani bu patlama hükümet karşıtlarına yarar. Zaten asli amaç da budur.

    Güvenlik zafiyeti var mı? Polis diyor ki “izin alınan alanda güvenlik önlemi aldık ancak onlar alanın dışında toplanarak yürümek istediler, bomba orada patladı.”

    Patlamadan hemen sonra ölü ve yaralılara yardım etmeye koşanlara polis gaz bombası atmış. Peki, intihar saldırganları bir süre herkesin patlama alanından dağılacağını ve sonra da süratle olay yerine geri gelerek arkadaşlarına yardım etmeye çalışacaklarını bilmiyor mu? Bir bomba da o zaman patlatmayı düşünemezler mi? İnsanların oraya tekrar toplanmasını önlemek polisin görevi değil mi? Patlamanın ertesi günü olay yerine karanfil koymaya gelenleri de polis engellemiş. Peki, daha 24 saat geçmeden ve olay mahallinde incelenecek yüzlerce delil darmadağınık dururken onların üzerinde binlerce kişinin dolaşmasına polis izin verir mi?

    Ama onların suçluyu bulmak gibi bir sıkıntıları yok zaten. Delile ne gerek var ki; suçlu, katil Erdoğan. Artık yeni bir travmamız oldu, yüzyıl her sene sorun olacaktır bu patlama operasyonu. Herkesin birbirini suçlayacağı yeni bir sürtüşme konusu olacaktır, tıpkı tam bir derin devlet operasyonu olan Madımak oteli gibi. Ama şimdi “derin devlet” devletin içinde yok. Dışarıdan çalışıyor.

    Türkiye uzun bir süre ABD’nin Türkiye’deki üslerinin Suriye operasyonları için kullanılmasına izin vermedi. Her şeyden önce ABD’nin kanlı Esad rejimine karşı savaştığı şüpheliydi ve elli kadar rehinesi IŞİD’ın elinde olan Türkiye böyle bir şeye izin veremezdi. Şimdi ise hem ABD’nin İncirlik’i IŞİD’e karşı saldırılar için kullanmasına izin verdi hem de Erhaç’tan kalkan uçakları ile IŞİD mevzilerini bombaladı.

    Sadece bunlar bile IŞİD’ın Türkiye’de harekete geçmesi için yeterli neden.

    Fakat her türlü kanlı ve sansasyonel eylemi hemen üstlenen ve büyük bir zevkle sitesinde video görüntülerle birlikte paylaşan IŞİD neden Suruç’u da, Ankara patlamalarını da üstlenmiyor? IŞİD’ın belirli bir tutarlılık içerisinde hareket eden homojen bir yapı olduğunu nereden biliyoruz. IŞİD kapalı bir kutu. Kendisinin veya onunla bağlantılı bazı hücrelerin IŞİD dışındaki merkezler tarafından kullanılmadığını nereden biliyoruz? Nitekim dün gece TRT1'de yayınlanan Pelin Çift'in sunduğu "Gündem Ötesi" programına katılan eski Bordo Bereli Terör uzmanı Mete Yarar da tam tamına bu duruma işaret etti. Mesela Işid'e sempati duyduğunu ve onunla görüştüğünü zanneden bir çok kişi, Işid görünümlü yabancı istihbarat örgütleri tarafından kullanılmakta dedi Mete Yarar. (Mete Yarar'ın açıklamalarını bu linke tıklayarak izleyebilirsiniz.)

    HDP hemen saldırının kendilerine yönelik olduğunu söyledi. Oysa ne Suruç’taki toplantı, ne de Ankara’da sendika ve meslek odalarının yapmayı planladığı miting HDP’nindi. Ölenler arasında da HDP’nin tuzu kurularından hiçbiri yoktu. Sadece mitingde hayatını kaybedenler arasında HDP milletvekili adaylarının olduğu söylendi. Yani IŞİD doğrudan HDP’yi/Kürtleri hedef alacaksa neden Suruç ile aynı günde 6 bin Kürt’ün toplandığı Kobani’de patlatmadı bombayı da burada birkaç yüz umutsuz marjinal solcunun toplantısında patlattı?

    Ankara’daki çifte intihar saldırısı konusunda çok şey söylendi, ama ortaya çıkan tablo şu:

    Toplum tam ortadan ikiye ayrılmış durumda: Bir kısım var ki bombayı doğrudan veya dolaylı olarak AK Parti hükümetinin koydurduğundan adı kadar emin (fünyeyi bizzat Cumhurbaşkanının çektiğini iddia edecek kadar ruh hastaları da yok değil).  Bir diğer kısım da bunu PKK veya DHKP-C’nin teröristlerinin yaptığından adı kadar emin. Scotland Yard gelip araştırsa ve failleri hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ismen ve DNA kanıtı ile ortaya koysa bile bu iki grubun fikri değişmeyecek.  İşte belki bombanın amacı da bu kadar. Ülkedeki bölünmeyi derinleştirmek, ülkenin parçalanmak üzere ve yönetilemez olduğunu düşündürmek.

    Zaten hemen de sonuç alındı. Sosyal medyada “ülkeyi ne hale getirdiniz, Allah belanızı versin” klişeleri dorukta. Malum meslek odaları da bu durumu hemen bir Gezi soytarılığına tahvil etme çabasına girdi ama PKK’nın özerklik ilanı gibi, kendi söyledi kendi dinledi.

    Peki, ülke ne hale gelmiş? Bankalar mı hortumlanmış, birikimleriniz mi gitmiş, bir gecede dolar iki kat mı artmış, maaşlarınızı mı alamıyorsunuz, belediye hizmetleri mi aksıyor, İstanbul’un göbeğinde çöp dağları birikip patlıyor mu? Nedir sorunumuz? Biz de çıkalım sokaklara, biz de bağıralım. Fakat asıl bunlar olurken neden sokaklara dökülmediniz de şimdi morara morara tepiniyorsunuz?

    Memleket asıl sizin yüzünüzden bu halde olmasın?


    Görüş Bildir