Euro
8.88
-0.26%
Dolar
7.341
-0.26%
Altın
408.95
-0.3%
Borsa
1.529
0%
Bitcoin
360.835
2.07%
2ºC
İstanbul
Güneşli 2 C

    Fikirci Bey yazdı: İKİ KOALİSYON

    Fikri hür, vicdanı hür Fikirci Bey, ABD Başkanı Barack Obama'nın açıklamaları ve Türkiye'nin IŞİD sorunu ile igili görüşlerini bu yazıda ele alıyor..
    • 11.09.2014 - 14:08
    Fikirci Bey yazdı: İKİ KOALİSYON

    Fikirci Bey yazdı: İKİ KOALİSYON  #1

    Obama, IŞİD’a karşı bir koalisyon oluşturmaya çalışıyor, koalisyona “olağan Batılılar” yanında Ortadoğu ülkelerini, özellikle de Sünni ağırlıklı ülkeleri de katmak istiyor. Sünni ülkelerin koalisyona destek vermesi önemli çünkü bu, Sünni IŞİD’ın bu ülkelerde bir desteği olmadığını gösterecek. Aynı nedenle koalisyonda Türkiye’nin de bulunması önemli

    Obama, selefinden farklı olarak doğrudan müdahale yerine bu mücadeleyi Suriye ve Irak’ın vermesi gerektiğini, ABD’nin sadece yardımcı olacağını söylüyor. Zaten hali hazırda bölgesel Kürt yönetiminin güçlerine destek amacıyla IŞİD üzerine 120’den fazla hava saldırısı düzenledi. Göndermeyi planladığı 450 personel de savaşçı değil, eğitici.

    Durumdan vazife çıkaranların başında PKK-PYD geliyor. Her ne kadar Kürtlere yapılan yardımdan kasıt IŞİD’a karşı mücadele eden bölgesel Kürt yönetiminden ibaret ise de herkes biliyor ki Kürtler bir şekilde birlik halinde, yani Barzani’nin eline geçen silahların PYD’nin, onun üzerinden de PKK’nin eline geçmeyeceğine inanmak saflık olur.
    ABD ve AB’nin endişeleri, bölgesel Kürt yönetiminin daha sonra bu silahları bağımsızlık için kullanabilecekleri ve Irak’ın tam anlamıyla bölüneceği yönünde. Zaten PKK’nin Almanya’daki temsilcileri ve Alman parlamentosundaki dostları da başka bir şey söylemiyor. Diyorlar ki “PKK, IŞİD gibi bir terör örgütüyle çarpışıyor, kendisini nasıl terör örgütü olabilir? Terör örgütü listesinden çıkarılmalıdır” Alman parlamentosundaki solcu milletvekilleri zaten PKK’yi yıllardır özgürlük savaşçısı olarak görüyor, bu fırsatı da hiç kaçırmıyorlar.

    Türkiye ise tam bir kıskaç içerisinde:

    Bir yandan 49 vatandaşı IŞİD’ın elinde rehine, esir. Bu durum Türk dış siyasetini de büyük ölçüde esir alıyor, elini ayağını bağlıyor. Çünkü bütün dünya gördü ki adamların şakası yok, bıçağı sürüyorlar ve koyun gibi kesiyorlar insanları. Türkiye, ABD’nin oluşturacağı koalisyona katılmakta bile tereddüt etmek zorunda kalıyor.

    Öte yandan IŞİD’ı desteklemekle suçlanıyor. Bütün Suriye politikasını Esad’ı devirmeye odaklamakla ve bu yolda sınır güvenliğini kasten sağlamayarak, anti-Esad herkese arka çıkmakla suçlanıyor. IŞİD’a silah, lojistik ve tıbbi destek ve tedavi sağlamaya kadar varıyor bu suçlamalar.

    Suçlamaların en ağırı da Irak’ın petrollerinin hatırı sayılır bir kısmını ele geçiren IŞİD’dan çok ucuza petrol aldığı, Kürtler aracılığı ile bunu dünya pazarında satıp büyük paralar kazandığı şeklinde.

    Yani Türkiye bölgedeki savaşı hem desteklemekle hem de bundan büyük maddi yaralar sağlamakla suçlanıyor.

    Türkiye ise bunların hepsini reddediyor.
    IŞİD’dan petrol almadığını, petrolün bölgesel Kürt yönetimine ait olduğunu söylüyor.

    IŞİD militanlarını desteklemek bir yana elinde 4000 kişilik yasaklı liste bulunduğunu ve bunları bırakın sınırdan geçirmek, Türkiye’ye bile sokmamaya çalıştığını söylüyor.

    Sınır güvenliğini sağlayamamakla suçlayan Batılı ülkelere karşı Türkiye’nin de bir sorusu var; “Madem bu adamların suça eğilimli olduğunu biliyorsunuz, neden ülkenizden çıkmalarına izin veriyorsunuz?” diye soruyor. Çünkü bir iddiaya göre IŞİD içerisinde 3000 civarında Batılı terörist var. Bunlar ülkelerinden rahatlıkla çıkabiliyorlar ama bunların zaten sorunlu olan ve uluslar arası antlaşmalara göre kapatılamayan Suriye sınırından geçmelerini Türkiye’nin önlemesi bekleniyor.

    Türkiye yukarıda belirttiğimiz “Kürtlerin silahlandırılması” konusunda da rahatsız. Çünkü silahların “yanlış” ellere geçmesi Türkiye için hayati öneme sahip barış sürecini de baltalayabilir.

    Nereden bakılırsa bakılsın Türkiye açısından oldukça zor bir durum, ancak Türkiye’nin bir avantajı, daha önce bu konuları tüm ayrıntıları ile bilen bir dışişleri bakanın artık başbakan olması.

    Evet, Batı ABD öncülüğünde bir koalisyon oluşturmaya çalışıyor ama öte yandan IŞİD da bir koalisyon, aynı ülkelerden orada da teröristler var.

    Bizim muhalefet IŞİD’a karşı mücadeleye destek veririz diyor ama MİT’in tırlarını da Batı’ya fitlemekten geri kalmıyor. Türkiye’nin IŞİD’dan petrol aldığını öne sürenlerin başında da bizim muhalefet geliyor zaten. İnsanın böyle dostu varken düşman aramasına gerek yok.

    Peki ya “samanlık kaçkını” solcularımız ne diyorlar acaba bu konuda?
    Gençler hatırlamaz ama solun idolü Che, 60’larda Küba’da devrimi başarıp Catro’ya duygusal bir veda mektubu bıraktıktan sonra kahramanca motosikletine atlar ve Latin Amerika’nın diğer ülkelerinde de devrim yapmak üzere ve sürer gider… Hatta bir süre Afrika’da da savaşır, oradaki devrimci “koalisyonuna” destek olmak için. Bütün bunlar “Motosiklet Günlüğü”nde bir kahramanlık olarak anlatılır (Bknz. Google "Motosiklet Günlüğü"). Peki şimdi bu kahramanlarımız “Cihad”a destek için Çeçenistan’dan, Pakistan’dan, Almanya’dan, İngiltere’den IŞİD’a katılanlar hakkında ne düşünüyorlar acaba?
    Aah ah, nerde o eski güzel teröristler?

    twitter: @kalemciler

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir