Kanuni seferdeyken Hürrem'e sakalını gönderirdi

Kanuni ve Hürrem aşkına dair bilinmeyenler..

Kanuni seferdeyken Hürrem'e sakalını gönderirdi

Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan arasındaki tutku dolu aşkın kitabı yazıldı. Doç. Dr. Erhan Afyoncu, yazdığı 'Muhteşem Süleyman' adlı kitabında, Kanuni'nin, sefere çıkarken Hürrem'e hasret gidersin diye aşkının bir ifadesi olarak sakalının kılını yolladığını yazdı.

GİZEM DOLU İLİŞKİNİN TARİHİ

Tartışmalara yol açan 'Muhteşem Yüzyıl' adlı televizyon dizisiyle aşkları bir kez daha gündem olan Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan arasındaki 'gizem dolu' ilişkinin gerçek tarihi yazıldı. Ünlü tarihçi Doç. Dr. Erhan Afyoncu, yazdığı 'Muhteşem Süleyman' adlı kitabında, daha çok batılı oryantalistlerin çok sayıda efsane karıştırdığı Kanuni-Hürrem aşkına dair daha önce pek az bilinen birçok detayı ortaya çıkardı.

AYRILIK IZDIRAP OLUYORDU

Kırk altı yıllık uzun hükümdarlık dönemi boyunca İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda süren aşk hayatı sık sık savaşlar ve seferler nedeniyle kesintiye uğrayan Kanuni'nin, at sırtında geçen bu zorunlu ayrılık dönemlerinde, tutku dolu bir aşkla bağlandığı Hürrem Sultan'dan ayrı kalmanın büyük ızdırabını yaşıyordu. Tabi ayrılığın o yakıcı azabını yaşayan bir tek Kanuni değildi, aynı acıyı belki de daha fazlasıyla Hürrem de yaşıyordu. Kanuni'nin gittiği seferlerde kendisini unutmasından endişe eden Hürrem Sultan, padişaha olan hasretini ve onu kaybetme korkusunu yazdığı mektuplarla padişaha gönderiyordu. Hürrem Sultan mektuplarında Kanuni'ye "Saadetim yıldızı sultanım, benim sultanım, benim padişahım, şahım sultanım, iki gözümün nuru sermayesi, benim yüzü Yusuf'um" diye hitap ederken Kanuni ise Hürrem'e "Benim İstanbul'um, benim Karaman'ım, benim Bağdad'ım, benim Horosan'ım" şeklinde hitap ediyordu.

HÜRREM2İN EN BÜYÜK KORKUSU

Çocuklarının tahta çıkması için Şehzade Mustafa'yı ortadan kaldıran Hürrem Sultan, 1534 yılında İran seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman'a yazdığı şiirde ona olan özlemini mısralara döküyordu. Sultan Süleyman'ın hasretiyle yandığını söyleyen Hürrem Sultan, padişahın kendisini unutmamasını istiyordu. Bir kez daha padişahın yüzünü görmek istediğini belirten Hürrem sultan, padişahın Acem diyarında başkasına gönlünü kaptırmasından korktuğunu da yazıyordu. Mohaç Seferi sırasında Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'a yazdığı mektupta, "Ey saba rüzgarı, sultanıma inlemede ve kederde diyesin. Gül yüzü olmadıkça işi bülbül gibi figan diyesin. Ayrılığında sanma gönül derdine dermanın yeter. Bulmadı kimse onun derdine derman diyesin. Kederin eli dert kılıcıyla delip yüreğimi. Ney gibi, ayrılıkla hasta ve inlemede diyesin." beyitlerini yazdı.

SAKALINDAN TEL GÖNDERİYORDU

Sultan Süleyman sefer sırasında gittiği yerlerden Hürrem Sultan'a mücevher, kürk, kumaş gibi hediyeler ile bazı zamanlarda sakalından tel göndererek

Hürrem Sultan'ın üzülmesine engel olmaya çalışırdı.

HÜRREM'DEN KANUNİ'YE ŞİİR;

Hürrem Sultan, 1534'te İran seferine çıkan 'biricik aşkı' Kanuni'ye duyduğu özlemi yazdığı şu şiirle dile getirmişti:

Bir daha görmek nasip ola mı alemde seni

Eşiğine bari bir kez yüzümü sürsem, fazlasını istemem

Korkarım unutasınız devletli sultanım beni, ah vah ayrılık!

Yalnız gün gibi gezinmekle coşarım

Şahın ayağının toprağına varınca bu zayıfın aczi

Kul unutulmaya dileğim budur

Kimseye bakma devletlü sultanım sakın

Yalnız gün gibi gezinmekle coşarım

Vay ne zor dert olurmuş padişahın ayrılığı

Yaktı yandırdı beni bu ayrılık ateşinin derdi

Ne ola bu cariyeni ateşe yakmak imiş adeti

Yalnız gün gibi gezinmekle coşarım.