DTP'li başkan, Ahmed Arif'in 33 kurşun şiirine de konu olan 1943'te öldürülen 33 kişinin anısına Orgeneral Mustafa Muğlalı Kışlası'nın karşısına anıt yaptıracak.
Van'ın Özalp Belediye Başkanı DTP'li Murat Durmaz, “Müze şeklinde olacak anıtın içi gezilebileceği gibi, tek bir kurşunun üzerindeki deliklerde de 33 insan heykeli bulunacak. Bu anıtın dikilmesi birçok insanı memnun edecek” dedi.
Anıtın yeri manidar
Özalp İlçesi'nde 66 yıl önce 33 kişinin ölüm emrini verdiği gerekçesiyle yargılanan ve 20 yıl hapis cezasına çarptırıldıktan sonra cezaevindeyken hayatını kaybeden Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın adının verildiği kışlanın karşısına, DTP'li belediye tarafından anıt yapılması kararlaştırıldı. 20 kilometre uzaklıktan görülebilecek anıt, bir evin içinden çıkan tek kurşun şeklinde tasarlanıyor. DTP'li Belediye Başkanı Murat Durmaz, maket üzerindeki çalışmaların sürdüğünü, 15 gün sonra anıta ait maketinin tamamlanmasıyla Özal Kaymakamlığı'ndan izin alıp inşaasına başlayacaklarını söyledi.
"Anıt fikri bana ait"
'33 Kurşun Anıtı' fikrinin kendisine ait olduğunu belirten Başkan Murat Durmaz, bronzdan yapılacak anıtın içinin müze şeklinde tasarlandığını söyledi. Dış kısmında 1943 yılında Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın emriyle askerlerce kurşuna dizilen 33 köylüyü simgeleyen ev şeklindeki anıtın tepe kısmında da tek kurşun şekli yer alacak. Ziyaretçilerin burada bir tuşa bastıklarında şair Ahmet Arif'in '33 kurşun' adlı şiirini de dinleyebilecekleri anıtta, bugüne kadar olayla ilgilenen herkesin ismi yer alacak.
Belediye Başkanı Durmaz, “Anıtın içinde isteyen ziyaretçiler mum yakıp, anıtın dikili olduğu park alanına fidan dikebilecek. Bir daha böyle bir katliam olmaması için bu anıt bir sembol olacak” dedi.
Orgeneral Muğlalı cezaevinde öldü
Van'ın Özalp İlçesi'nde 30 Temmuz 1943 tarihinde, kaçakçılık suçlamasıyla gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan 33 kişi, Orgeneral Muğlalı'nın emriyle kırsal bölgeye götürülmüş ve kafalarına kurşun sıkılarak öldürülmüştü. Orgeneral Mustafa Muğlalı 1949'da askeri mahkemede yargılandı, 33 kişinin ölümünden sorumlu tutularak idama mahkum edildi. Ancak daha sonra Yargıtay kararı bozup Orgeneral Muğlalı'nın cezasını 20 yıl ağır hapis cezasına indirdi. Muğlalı paşa, 1951 yılında bulunduğu cezaevinde öldü.
Bu olayın meydana geldiği Özalp'taki Jandarma Hudut Tabur Komutanlığı'nın adı ise 6 Mayıs 2004'te 'Orgeneral Mustafa Muğlalı Kışlası' olarak değiştirildi.
Ahmed Arif'in 33 kurşun şiiri
Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van'da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari güvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı...
Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e - tek doğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yana, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda...
Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alacakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı
Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.
Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnında akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!
Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere...
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
İlk atımda uçuran
Usta elleri...
Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi...
Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun...
Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız
Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...
Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
ve uyur-uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul-usul yoklayıp
Aradılar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acemelinden...
Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına...
Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...
Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda
Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.
Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...