Türkiye'nin sanat koleksiyoneri denilince akla ilk gelen isimlerinden olan Mehmet Çebi, muhteşem bir sergiye hazırlanıyor...
Mehmet Çebi, sanatseverleri 1 Hattat 2 Ressam Sergisi ile bir araya getirerek, kendi koleksiyonunda yer alan çok değerli eserleri beğeniye sunacak.
Sergide ise sanatçılardan Mustafa Sekban ve Enver Fazıl’ın resimleri ile Cevad Huran’ın hat eserleri yer alacak.
14 Temmuz akşamı saat 18.00'de Lütfi Kırdar Sergi Salonu’nda açılışı yapılacak sergi, 15-21 Temmuz günleri arasında da ücretsiz gezilebilecek.

TÜM ESERLERİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
İşte eserleri yer alan sanatçılar gelin yakından tanıyalım;
Mustafa Sekban
1950 Trabzon doğumlu olan sanatçı, birincilikle girdiği Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü’nden 1975 yılında yine birincilikle mezun oldu. Türkiye’de “hyperrealizm” akımının öncüsü olan Sekban, eserlerinde hayatın içinden gerçek figürleri işliyor.
Özellikle şehir ve sokak temalarını tuvale yansıtan sanatçı, genelde büyük boyuttaki çalışmalarında fotoğraf ile resim sanatını buluşturuyor.
Çok sayıda sergi ve fuar katılımı olan sanatçı, 60. Devlet Resim Yarışması Birincilik Ödülü, Dz.K.K. 4.Resim Yarışması Birincilik Ödülü, Adana Çimento 9.Resim Yarışması Mansiyon Ödülü gibi pek çok ödüle layık görülmüştür.
Sanatçı çalışmalarını halen İstanbul’da sürdürmektedir.

Enver Fazıl
Suriye Türkmenlerinden bir ailenin çocuğu olarak 1972 yılında Şam'da doğdu. 1994 yılında Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun oldu. Daha sonra Oregon Üniversite'sine bağlı Lane Yüksekokulu'ndan İç Tasarım yüksek diplomasını almaya hak kazandı.
Geleneksel Türkmen Sanatları, Eski Türk Mimari Yapıları ve Hat Sanatı alanlarında çalışmalar yaptı. Çeşitli ülkelerde resim ve mimarlık eğitimi verdi. 2017 yılında Uluslararası Hilye-i Şerif yarışmasında derece aldı.
Eserleri, Türkiye'nin yanı sıra İngiltere, Dubai, Katar, Almanya, Özbekistan ve Kazakistan'da sergilendi. Sanatçı, modern hat çalışmalarına ve kendine has uslubuyla şehir peyzajları yapmaya devam etmektedir.
Cevad Huran
1977’de İran’da doğdu. 1998-2002’de İran’da hattat Hakim Gannam’ın yanında sülüs çalışmalarına başladı.Daha sonra Hattat Mehmed Özçay’ın yanında hat çalışmak üzere İstanbul’a geldi. Sülüs meşklerini bir yılda tamamladı ve Hattat Mehmet Özçay’ın yanında celi sülüs eğitimi görmeye devam etti. 2005 Kasım ayında İrcica’da yapılan icazet töreninde Hattat Mehmed Özçay’dan Sülüs icazetini aldı.Halen İstanbul’da hat çalışmalarına devam etmektedir.
Ödülleri;
1-2004 İstanbul 6.Uluslararası hat yarışması Sülüs dalında 1'incilik ödülü
2-2004 İstanbul 6.Uluslararası hat yarışması Celi Sülüs dalında 1'incilik ödülü
3-2005 Antik A.Ş Hilye-i Şerife yarışması Celi-Sülüs,Sülüs-Nesih dalında 1'incilik ödülü
4-2005 Albaraka Türk Uluslar arası hat yarışması özel ödülü
5-2005 Albaraka Türk Uluslar arası hat yarışması Sülüs dalında 2'ncilik ödülü
6-2012 İstanbul Uluslar arası 1. Hilye-i Şerife yarışması özel ödülü
7-2015 İstanbul Uluslar arası 2. Hilye-i Şerife yarışması özel ödülü

Ve Mehmet Çebi...
Mehmet Çebi, 1968’de İstanbul Süleymaniye’de dünyaya geldi. Eğitim hayatına Namık Kemal İlkokulu’nda başlayan Çebi, lise eğitimini Bakırköy İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı.
Ardından yükseköğrenimi için İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü tercih etti.
Yine aynı üniversitede, İktisat Fakültesi Sosyal Siyaset Bölümü’nde master yaptı…Ancak gönlünü de sanata kaptırmıştı çoktan. Beyazıt’ın dili olsa da konuşsaydı. Muhakkak Mehmet Çebi'nin sahaflarda, Çınaraltı’nda geçirdiği zamanları inci gibi dizili anlatırdı. Memlekette çok siyasal mezunu var diye düşündü. Sevdiği, onu mutlu eden işin peşinden gitmeye karar verdi.

Dünyayı keşif
Bir sonraki adımında Mehmet Çebi, dünyayı takip etmeye başladı.
Zihnini ve ruhunu gelişmeye açmıştı. Yalnızca hat sanatı değil, özellikle Türk resmini de takibe aldı. Türk resminin klasik ve modern dönemi ile ilgilenmeye başlamıştı.
Batı resminde durum ne, nerelere gidiyor diye onun da peşine gidip kıyasa ortam hazırlıyordu. Bunun için Avrupa’da müzayedelere gitmeye, müzeleri gezmeye başladı.
Çebi Antik Şirketi
Mehmet Çebi, keşifleri arasında şunu da fark etmişti. Koleksiyonculuk paradan önce kültür gerektiriyordu; ama para kazanmadan da bu işi yürütemezdi.
Bunun için 1990’da, Çebi Antik Şirketi’ni kurarak, sanat eseri ve antika ticaretine başladı.
Sanatı keşfetmek için çok çalıştığı yıllar birbirini kovaladı. 2000’lerin başında İstanbul Antik Sanat Müzayede Evi ve Galerisi’ni kurdu.
Bir yandan da tespih ve hat koleksiyonunu zenginleştirmek için çalışıyordu. Bir de şöyle bir şey düşünmüştü. Hz. Ali rivayet etmiş, Peygamber Efendimiz’in tabir-i caizse kelimelerle portresini çizmiş, onun fiziki ve ahlaki özelliklerini anlatmış.
Mehmet Çebi, bu metne sadık kalarak nasıl yeni tasarımlar, yeni hilye çeşitleri ortaya koyarız düşünmüş, özellikle hilye üzerinde yoğunlaşarak yeni şeyler üretmeyi tasarlıyordu. Bir sınırı olmadan tüm sanat dallarına beğenisini sunuyordu. İlgisi, bilgisi ve zevki bir araya geldiğinde ise, renkli mürekkepler, renkli kâğıtlar kullanan sanatkârları düşlüyordu.
Nasıl bir portre çıkarmak istiyorlarsa, onların hayal dünyasından çıkacaklara karşı heyecan duyuyordu. Sanatçının kalbinden geçen ne ise, onlar Peygamberimiz’i harflerle görsel olarak nasıl tarif etmek istiyorsa, kendini onları teşvik edecek noktada bulmuştu kendini.
Bu düşünce, çağdaş hattatların yazdığı Hilye-i Şerif’lerden oluşan bir koleksiyon çıkardı ortaya. Hiç yadsınamayacak bir kısmı yurtdışında olmak üzere büyük sergi ve tanıtım organizasyonları gerçekleştirdi.
Çebi, sadece dünyayı keşfetmiyor, keşfe çıktığı dünyanın bir parçası olmaya gayret ediyordu…
2015’te, İstanbul Sanat ve Medeniyet Vakfı’nı kurdu.
Mehmet Çebi, doğduğu semte yıllar sonra anlamlı bir hediye bıraktı. Vakfa ait Hilye-i Şerif ve Tespih Müzesi’ni, Süleymaniye’de ziyarete açtı.
Mimar Sinan imzası taşıyan “Siyavuş Paşa Medresesi”, bu müze için vakıflarca tahsis edildi.
