Dolar
7.3339
-0.0517%
Euro
8.6117
-0.0464%
Altın
2027.57
-0.367%
Borsa
1075.52
1.4077%
G. Altın
478.482
0.0068%
Bitcoin
86531.4
-0.6525%
24ºC
İstanbul
Açık 24 C

    Tarhan Erdem: Sırrı Süreyya'ya oy verdim

    Tarhan Erdem: "BDP, Kürt meselesini çözmek istemiyorsa Meclis'i terk etsin"
    • 15.01.2013 - 09:30
    Tarhan Erdem: Sırrı Süreyya'ya oy verdim

    Tarhan Erdem: Sırrı Süreyya ya oy verdim #1

    Doğru seçim tahminleri ile dikkat çeken araştırmacı Tarhan Erdem, Akşam gazetesinden Şenay Yıldız ile yaptığı söyleşide, Kürt sorununun çözüm sürecine ilişkin son derece kritik analizler yaptı. BDP'ye oy verdiğini belirten Tarhan Erdem: "BDP, Kürt sorununda belirleyici rol oynayabilir. Hayret ediyorum, bunu istemiyor. Başbakan'ın ağzını tutması lazım da Selahattin Bey'in ağzını tutmaması mı lazım? Bugünkü 36 BDP milletvekili bu meseleyi çözmek için almışlardır oyları; bozmak için değil. Dolayısıyla çözmeye çalışmaları, bozmak istiyorlarsa da Meclis'i terk etmeleri lazım" dedi.

    İşte o söyleşi..

    "BAŞBAKAN AĞZINI TUTMALI DA, DEMİRTAŞ TUTMAMALI MI"

    BDP'nin pozisyonu Oslo sürecinde tartışmalıydı, şimdi de tartışmalı bir hale giriyor gibi görünüyor. Selahattin Demirtaş'ın bu hafta yaptığı konuşmalar çok da umut verici bir tonda değildi. BDP nasıl katılmalı sürece?
    Bence BDP Kürt meselesinde bir numaralı rol oynayabilir ve belirleyici olabilir ve olmalıdır! Ama bunu istemiyor, hayret ediyorum bunu düşünmüyor. Onun için küçük polemikler, basit heyecanlar, bazı insanların duygularını dile getirmek daha kolay ve daha iyi geliyor. Başbakan bütün milletten sorumlu, tamam. Onun sorumluluğu var, ağzını tutması lazım da Selahattin Bey'in ağzını tutmaması mı lazım? Bu meseleye sahip çıkması, 'Biz varız' demesi lazım. Selahattin Bey'in İmralı görüşmelerinin ardından -nasıl öğrenecekse öğrensin- gerçeği öğrenmesi lazım. Politikada önemli olan husus gerçek üzerine konuşmanızdır. Gültan Kışanak da mesela ağır başlı bir kadın ama zaman zaman ağızlarından kaçıyor, böyle hareketlerinde falan ölçüsünü kaybediyorlar. Onların lider gördükleri, önder dedikleri insan bir pozisyon almışsa, ona yardımcı olacak şekilde konuşmaları gerekir. Burada bu meseleyi Parlamento içine taşımak ve orada bırakmak, yani gerçek bir politika adamı olarak davranmaları lazım. Şu ana kadar ben böyle bir hareket görmedim, kusura bakmasınlar.

    "SIRRI BEY'E OY VERDİM"

    BDP böyle yaparak kendisine pay çıkarmaya çalışıyor olabilir mi?
    Aslında pay alması lazım. Diyarbakır'da 6 bağımsız milletvekilini seçtirmek için oradaki seçmenlerin ismini alt alta yazdırsanız bile çok zor bir şeydir. BDP'liler bu fevkalade önemli başarıyı göstermiş, Doğrusu ben de BDP'ye, Sırrı Bey'e oy verdim. Sırrı Bey benim için önemli bir adam.

    Hiç pişman oldunuz mu BDP'ye oy verdiğiniz için?
    Hayır, hiç pişman olmadım. Sabahtan akşama kadar bir sürü tenkit ettiğim şeyleri var, o ayrı, ama BDP Meclis'in çok önemli bir eksiğini tamamlıyor. Fakat BDP'nin siyasi karar verebilmesi lazım. Çok önemli bir aktör olabilir aslında, ama şimdi söyledikleriyle olmaz.

    "DİYARBAKIR SOKAĞINA KONUŞUYORLAR"

    Demirtaş'ın gururla çıkıp 'Bizim Sinn Fein olma niyetimiz yok' sözünü de hiçbir zaman anlayamadım ben. Sinn Fein olmayı başarmak da önemli diye düşünürüm tam tersine...
    Nedeni Diyarbakır sokağına, Şırnak, Hakkari sokağına hitap ediyorlar. Oysa bu sokak seni seçmiş zaten, hala ne uğraşıyorsun onunla? Kendi işini yapsana. Onun seni niçin seçtiğini bil, gel Meclis'te politikanı yap. 'Şunu yapmak lazım, ben bunu istiyorum' de. Ama öyle yapmıyor, benim omzumdan Hakkari caddelerine hitap ediyor. Bugünkü 36 BDP milletvekili bu meseleyi çözmek için almışlardır oyları; bozmak için değil. Dolayısıyla çözmeye çalışmaları, bozmak istiyorlarsa meclisi terk etmeleri lazım.

    "CHP'DE TEK ADAM YÖNETİMİ VAR"

    Burada ana muhalefet partisinin durumu da biraz ikircikli. Kemal Bey'in kredisine Başbakan Erdoğan eliyle ters çarptı, ama Haluk Koç'un açıklamaları yine 'Bu parti nerede duruyor?' sorusunun yanıtını anlamayı zorlaştırdı. CHP'nin tabanı ne bekliyor partiden Kürt meselesiyle ilgili?
    Bu konuda da başka meselelerde de CHP'nin tek fikri olması, o fikrin de belli olması, ilan edilmiş olması lazım. Maalesef CHP'de böyle bir yönetim kurulamadı. Bunun nedeni Deniz Baykal'ın 16-17 sene örgütün ve kendi arkadaşlarının hiçbir fikrine itibar etmeden tek adam yönetimini kurumlaştırmış olmasıdır. Parti tek adam partisi oldu; örgütün katkısı olmadan tek adam diktasıyla yönetildi. Kemal Bey geldiği zaman maalesef etrafının etkisiyle o da tek adam yönetiminin üzerine gidemedi. Eğer yapabilmiş olsa CHP şimdi farklı bir parti olurdu.

    CHP'de tek adam yönetimi mi var hala?
    Başka ne olabilir? Bir partinin parti meclisinin yüzde 80'den fazlası genel başkanın listesinden seçilmiş, 16-17 kişilik Merkez Yönetim Kurulu'nu parti meclisi içinden genel başkan tayin etmişse ve onların görevlerine son verme hakkı da genel başkana aitse, bu yönetim başka ne adla anılabilir? Bu nasıl yönetimdir?

    "KEMAL BEY'İ İZLİYOR"

    Partinin daha homojen olması gerekmez mi tek adam yönetiminde? Niye sürekli çatlak sesler çıkıyor o zaman?
    Hayır, genel başkan tek adamlığın verdiği imkanı, halkın meselelerinde kullanmıyor, iç meselelerde kullanıyor; zaten kullandığını belli etmesi de gerekmez; herkes onun yetkisini biliyor, yaşıyor. Farklı görüşler tasarılarda, iktidar ilişkilerinde çıkıyor; parti yönetiminde herkes sessiz genel başkanı izliyor.

    2009'daki süreçten çok başka yerdeyiz. Suriye, Kuzey Irak meselelerini de göz önüne alınca bugün uluslararası konjonktür meselenin çözümüne ne kadar elverişli?
    Ben herhangi bir tehlike görmüyorum. Bunu bizim idarecilerimizin deneylerine güvenerek söylüyorum. Yoksa Amerika'nın, İran'ın, İsrail'in müdahaleleri olmaz manasında söylemiyorum. Değişik müdahaleler olacaktır ama bizim idarecilerimiz bilinçli ve iradeli davranırlarsa bunların hepsi geçilir. Çünkü temel irade halkın iradesi netice itibarıyla. Halkın yararına olan, doğru ve gerçekçi çözümdür; gereken, doğru çözüm projesini görüp, yönetmek lazım.

    "BAŞBUĞ'DAN UMDUĞUNU BULAMADI"

    Tüm bunların ortasında MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin 'Öcalan sizin olsun. Biz de Başbuğ'la görüşürüz' çıkışı çok önemli. Dün gerçekleşen görüşmenin MHP tabanında karşılığı var mı dersiniz?
    Çocukça bir şey bence ve bunun kendi tabanında bile karşılığı yok; yanlış söylediğine eminim. Yani bir kere Öcalan ile İlker Başbuğ'un mukayese edilmesi fevkalade yanlış bir şey. Hem nereden biliyor İlker Paşa'nın Öcalan hakkında ne düşündüğünü? O general o dağların neler getirdiğini fiilen yaşamış bir insan. Devlet Bey'in 'Onlar İmralı'ya gitsin. Biz Silivri'ye gideceğiz' lafı anlamadığı bir konuyla meşgul olduğunu gösteriyor. Ne İlker Paşa'yı, ne mücadelenin özünü, ne de yapılan işleri biliyor. İlker Paşa ile karşılıklı beş dakika konuşmamış bir kişi olarak, Sayın Devlet Bahçeli'ye tavsiyem şudur: İlker Paşa ile beş dakika yalnız konuşsun. Yalnız konuşsun, söylediklerini de kendine saklasın! Umduklarını duymayacağını sanıyorum. İlker Paşa Kürt meselesinin çözülmemesini isteyen bir insan olabilir mi, savaşın devam etmesini isteyebilir mi? Olabilir mi böyle bir şey?

    Görüş Bildir