Euro
10.0268
0.22%
Dolar
8.234
-0.43%
Altın
484.93
0.49%
Borsa
1.441
0.95%
Bitcoin
488.639
1.68%
13ºC
İstanbul
Çoğunlukla güneşli 13 C
    Ahmet Hakan babasını yazdı

    Ahmet Hakan babasını yazdı

    Geçen hafta babası vefat eden Ahmet Hakan bugün köşesinde babasına yer ayırdı.
    • 06.09.2013 - 03:00

    Ahmet Hakan babasını yazdı #1

    Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan Coşkun, geçen hafta kaybettiği babası Hamdi Coşkun'un hayatını kaleme aldı. Babasının siyasi ve dini hayatı üzerinde duran Hakan, babasını 'inanmış' bir insan olarak tanımladı.

    İşte Ahmet Hakan'ın o yazısı... 

     

    Bir inanmış adam

    Nâzım Hikmet, Mehmet Âkif’i anlattığı şiirinde şöyle der:
    “Bilmem ki nasıl anlatsam/Âkif, inanmış adam/Büyük şair”.

    *

    Babamın şairliği yoktu.

    “Büyük” ya da “küçük”... Şair değildi babam.
    Ama “inanmış adam”dı.
    Hatta babamı bundan daha iyi özetleyecek iki sözcük bulunamaz.
    *
    Hayatım babamın inanmışlığına ve adanmışlığına tanık olmakla geçti:
    Hatırladığım ilk dönemlerde “Nurcu” idi, Risale-i Nur’lara vurmuştu kendini.
    İlkokuldaydım. “İsmailağa Cemaati”ne intisap etmiş, en hızlı mürit olmuştu.
    Orta mektepteydim. MSP’ye sonuna kadar inanmış, “Erbakancı” olmuştu. 
    Tam o sırada İran’da devrimin ayak sesleri işitiliyordu. Babam bir akşam “devrim marşları” kasetiyle gelmişti eve... İran’ın Şiiliği meselesine zerre kadar önem vermiyor, devrimi en ateşli şekilde destekliyordu.

    *
    Risale-i Nur okuyan, Erbakan’a bağlı, İsmailağa’ya müntesip, İran Devrimi’ni destekleyen bir adamdı babam.
    Ve bu durumu hiç de acayip bulmuyordu.
    Oradan oraya sürüklenme değildi ki bu.
    Hepsini bir potada eritmeydi.

    *
    80 öncesi politik dindarlığın en mücadeleci ve en polemikçi isimlerinden biri olan babam, 12 Eylül’den sonra biraz vites düşürdü.
    Ama adresi belliydi: Refah Partisi...
    Ateşi düşmüş, hızı azalmıştı ama yine de Erbakan’a bağlılığı sürüyordu.

    *
    90’larda Refah Partisi’nin odakta yer aldığı o çetin mücadelenin göbeğindeydim.
    Kanal 7’deydim ve 28 Şubat’a karşı mücadele ediyordum.
    Babam da izliyordu olan biteni...
    “Bayrağı çocuklara devrettik” mi diyordu?
    Bilmiyorum.
    Hiç ifade etmedi ama gurur duyduğu kesindi.
    Bunu anlayabiliyordum.

    *
    Refah Partisi’nin “Saadet” ve “Fazilet” olarak ikiye bölündüğü günlerdi. 
    Babamın ne yapacağını merak ediyordum.
    “Erbakancı” olarak kalacak mıydı, yoksa “Yenilikçiler” hareketine mi destek verecekti.
    Baktım babam da “Yenilikçi” olmuş.
    Erbakan’a laf etmeden “Yenilikçi” olanlardandı babam.
    Sonra AK Parti’den yana tutum aldı.
    Tayyip Erdoğan’ı seviyor, AK Parti kadrolarını beğeniyordu.
    Dikkatimi çekmişti: 
    AK Parti’yi “dava” üzerinden değil de “verilen hizmetler” üzerinden destekliyordu.  
    Oysa eskiden “parti” demek “dava” demekti onun için.

    *
    Benim AK Parti’ye yönelik eleştirilerimi pek mesele etmiyordu.
    Galiba beni “son tahlilde” o dairenin içinde görüyordu ya da öyle görmek istiyordu.
    Bilemiyorum, üstünde hiç konuşmadık.
    Bir de şu var:
    Eskiden olduğu kadar politik biri değildi babam.
    Son dönemlerinde kişisel dindarlığına daha fazla önem veriyordu: Gece namazları, klasik dini kitaplar, hatim üstüne hatim...
    İbadetlerine hep düşkündü ama son döneminde daha da düşkün olmuştu.

    *
    Yine de şunu söylemeliyim:
    Babam, hayatının hiçbir döneminde politik çizgi ve tutumunu insanlığının önüne geçirmedi.
    İnsanlığı hep ilk planda tuttu.
    Gezi eylemlerinde biber gazından kaçıp bizim apartmana sığınan gençlerle güzel sohbetler edip onlara şefkat göstermesini hiç unutmuyorum.
    Güzel insandı babam.
    Sekter, nadan, tahammülsüz, ham, tuzakçı, küstah, hoşgörüsüz biri değildi.
    Halim, selim, dürüst, müşfik, iyilikbilir, cömert, nazik, anlayışlı ve merhamet dolu biri idi.

    *
    Ne diyelim?
    Allah rahmet eylesin.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir