Koleksiyoner Seyit Ahmet Sılay ile Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Lokman Erdemir'in çalışması 98 yıl önce Çanakkale Savaşı'nın iki kahramanıyla ilgili ilginç bir sırrı ortaya çıkardı. Sabah Gazetesi'ndeyer alan habere göre Teğmen Naci, İstanbul'dan Çanakkale'deki 29 gününü, tuttuğu notlarda anlattı.
BİR ER BİR KOMUTAN AYNI GÜNLÜKTE
21 yaşındaki Teğmen İbrahim Naci savaşa giderken kendisinin ve ailesinin adresini yazarak şehit düşmesi halinde ailesine ulaştırılmasını istediği 29 günlük Çanakkale notları tam 98 yıl sonra ortaya çıktı. İbrahim Naci ölümünden önceki son cümlelerin sonuna imzasını attı. Daha sonra günlüğü alan ve İbrahim Naci'nin şehadetiyle ilgili not yazan bölük komutanı yüzbaşı Bedri Efendi ise 12 gün sonra şehit oldu. İbrahim Naci'nin, İstanbul Beşiktaş'tan Çanakkale Kerevizdere'ye uzanan 29 gününü anlattığı günlükte, aşkları, özlemleri, vatan sevgisi ve yaşadıkları yer alıyor. İbrahim Naci, günlükte muharebeler sırasındaki sosyal hayattan savaşın insan üzerindeki etkisine, savaşın bölgede yaptığı tahribata kadar birçok konuyu anlatıyor.
"GECEDEN BERİ DÜŞMAN TARRUZ EDİYOR"
İbrahim Naci, Kerevizdere'de 21 Haziran 1915 pazartesi gününde şunları yazdı: "Saat 7.00. Geceden beri düşman taarruz ediyor. Şimdi gidiyoruz. Allah hayreylesin. Saat 11.00. Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor. Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allahaısmarladık." Kitabın başında Naci imzasını atan ve daha sonra hiçbir yerde adını geçirmeyen İbrahim Naci, belki de şehit olacağını hissetmiş gibi son kez buraya da imzasını attı. Günlük, daha sonra yüzbaşı Bedri Efendi'nin eline geçti. İbrahim Naci'nin şehadeti hakkında hamiş yazan Bedri Efendi, "Naci'm, pek genç ve körpe iken kara topraklara emanet ettiğim o sevimli vücudundan uzak kalmak hem benim hem de bölük askerlerinin -telafisi imkânsız- büyük bir kaybıydı. Yalnız benim ve bölüğün mü ya?" yazdı. O da 2 Temmuz 1915'te şehit düştü.
İBRAHİM NACİ'DEN SON BİR NOT:
Şehit olursam ben de mi böyle solgun yapraklı birkaç kel ağacın dibine gömülüp terk edileceğim. Yoksa sevdiklerime kavuşmaya müsaade edecek misin? Bu yakın olacak mı ya Rabbi?