Ermeni ve Azeri GAY'lerin aşkı

Artuş ve Zeur, Azerbaycan'da olay yarattı

Ermeni ve Azeri GAY'lerin aşkı

Ali Ekber Aliyev'in biri Ermeni diğeri Azeri iki eşcinselin aşkını anlattığı 'Artuş ve Zaur' adlı romanı son günlerin en çok tartışılan kitabı. Bu kitapla ülkesindeki tabu konuların üzerine giden Aliyev'e göre, aydın yaşadığı toplumu eleştirmeli.

Sovyetler Birliği döneminde yaşanan büyük bir aşk... Taraflardan biri Ermeni diğeri ise Azeri ve her ikisi de erkek. Son günlerin en çok tartışılan kitaplarından biri olan 'Artuş ve Zaur', çıkan savaşla birbirlerinden ayrılmak zorunda kalan bu iki adamın ilginç hikayesini anlatıyor. Kitabın yazarı Ali Ekber Aliyev, ülkesi Azerbaycan'da tabu olan bu iki konuyu, Ermenilerle ilişkiler ve eşcinselliği, açık bir dille anlattığı kitabı yüzünden Azerbaycan'da neredeyse vatan haini ilan edilmiş durumda. Yazar ise kitabını, 'Anlamsız savaşlardan, kan ve gözyaşından, sonu görünmeyen düşmanlıklardan bunalan insanın feryadı' olarak nitelendiriyor. Uzun yıllar Türkiye'de yaşamış olan Aliyev'i ülkesi Azerbaycan'da bulduk ve tartışılan kitabı 'Artuş ve Zaur'u konuştuk.

Azerbaycan'da doğup Türkiye'de de uzun yıllar kalmışsınız. Bu süreçte neler yaptınız, Türkiye'ye yolunuz nasıl düştü?

1978 Bakü doğumluyum. Türkiye'ye 1993 yılında eğitim almak için geldim. Bu kararı benim adıma rahmetli babam vermişti. Azerbaycan o dönemde zor bir süreçten geçiyordu. Eğitim düzeyi sıfırın altında, rüşvet diz boyu, faili meçhul cinayetler, siyasi kaos... Hoş, bu gelenekler bugün de 'başarıyla' sürdürülmekte, değişen bir şey yok yani. Türkiye'de kaldığım dönemde üniversiteyi bitirip çevirmenliğe başladım.Böylece edebiyata ilk adımımı attım.

SİSTEM BENİ KİRLETEMEDİ

9 yıl Türkiye'de yaşadıktan sonra sizi ülkenize geri dönmeye iten sebepler neydi?

Her geçen gün uluslararası arenada itibar kaybeden, rüşvet ve yolsuzlukların hayat tarzına çevrildiği ülkemin benim gibi insanlara ihtiyaç duyduğunu düşünüyordum. Meğer yanılmışım. Ülkeme döndüm ama kendimi sisteme kirlettirmedim.

'Artuş ve Zaur'u yazmaya nasıl karar verdiniz?

'Artuş ve Zaur', anlamsız savaşlardan, kan ve gözyaşından, sonu görünmeyen düşmanlıklardan bunalan insanın feryadı niteliğinde. Vurdumduymaz, her şeye ilgisiz insanları biraz olsun kıpırdatmaya, ataleti yıkmaya yönelik bir çalışma. Azerbaycan'da ilk kez bir kitabı tartışmaya açtım ben. Düşünsenize, kitap kültürünün olmadığı, kitabın okunmadığı bir ülkede bugün bir kitap tartışılıyor! Bu çok önemli.

Kitapta anlattığınız hikaye gerçek mi yoksa kurmaca mı?

Gerçek bir hikayeden esinlendiğim de söylenebilir. Böyle bir çiftin Rusya'da yaşamakta olduğunu biliyorum. Ama hikayenin gerçek olması bence çok önemli değil. Bir yazar olarak istediğim kurguyu yaratarak istediğim metni okura sunabilirim. Kimse beni uyduruyorsun diye suçlayamaz. Orhan Pamuk'un 'Kar'ında tiyatro sahnesine çıkarak, izleyiciye kurşun yağdıran askerler gerçek hayattan mı alıntı? Velev ki uydurma olsun hikayem, ne değişir ki? Ama mesele Azeri erkeğin Ermeni erkekle aşk yaşamasının inandırıcı olmaması ise eğer, böyle bir ilişkinin olağan olduğunu söyleyebilirim.

Kitabınız ülkenizde çok fazla tepki gördü. Yaşananları bilmeyen okuyucular için biraz bu tepkinin kökenini anlatır mısınız?

Azerilerle Ermeniler arasında hiçbir iletişim yok. Her iki ülkede, komşusunu tanımayan, ateş hattının öteki tarafında kimlerin yaşadığını bilmeyen nesiller yetişti. Doğuştan karşı tarafa düşman nesiller. Bir türlü çözülemeyen bir sorundan bahsediyoruz: Karabağ. Çok kan aktı, büyük kayıplar verildi.

NE EŞCİNSEL NE DE ERMENİYİM

Siz kitabı yazarken böyle büyük bir tepki bekliyor muydunuz?

Bu kadarını beklemiyordum. Çok komik tepkiler alıyorum. Eşcinsel ve Ermeni asıllı olduğumu söylüyorlar. Eşcinsel olmadığım gibi, Ermeni asıllı da değilim. Ama şunu da söyleyeyim eşcinsel olmak veya Ermeni ırkına mensup olmak utanılacak bir durum değildir! Demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü, çoğulculuk gibi kavramları, homofobiklere izah edemezsiniz. Zenofobinin (yabancı korkusu) ve homofobinin hakim olduğu toplumları, otoriter rejimler yönetir; Ermenistan ve Azerbaycan'da olduğu gibi...

Kitapta anlatılan aşkın tarafları yine Azeri ve Ermeni ama kadın ve erkek olsa yine bu kadar tepki çeker miydi sizce?

Heteroseksüel bir ilişki konu edilseydi, belki tepkiler daha az olurdu ama kitap benim kalemimden çıktığı için yine de yaygara kopacaktı. Ülkemde bir anlayış vardır: Ali Ekber yazmışsa eğer, mutlaka sıra dışıdır, halka, vatana, millete hakaret içermektedir. Hatta kitaplarımı okumadan eleştirmeye başlıyorlar. Trajikomik bir durum.

Azerbaycan'da bugüne kadar 150 adet satılmış kitabınız. İşlediğiniz konunun tabu olması nedeniyle kitabı almakta sıkıntı mı çekiyor insanlar?

Azerbaycan'da bir ayda 150 kitabın satılması, Türkiye'de bir ayda 15 bin kitaba tekabül eder. Azerbaycan halkı kitapla barışık bir halk değildir. Ne gazete okurlar ne de kitap. Bu yüzden 150 kitap öyle küçümsenecek bir rakam değildir.

Kitabınız hakkında toplatılma kararı verilmemiş ama bazı yayınevlerinde polis tarafından toplatıldığı söyleniyor. Bu gerçek mi?

Bu işin kararı mararı olmaz, kitaplarım toplatıldı vesselam. Bütün kitapçılardan toplatıldı üstelik. Hem de mahkeme kararı olmadan! Polis kitapçıları gezerek kitaplarımı kaldırdı ve kitapçıları bir gün süreliğine kapatarak cezalandırdı.

Bir röportajınızda 'Birini sevmiyor musun? Onu ya Ermeni ilan edersin ya da eşcinsel. Bu iki silah da iş bitiricidir' demişsiniz. Azerbaycan'da gerçekten bu kadar katı mı durum?

Durum gerçekten bu kadar vahim. Ermenilik ve eşcinsellik suçlamaları havada uçuşuyor. Siyasette olduğu gibi, günlük yaşamda da böyle. Kitabımda insanlara cinsel tercihlerinden ve ırklarından dolayı utanmamaları, kompleks yapmamaları çağrısı yapıyorum. Utanılacak şeyler rüşvet, dolandırıcılık, yolsuzluktur.

Ülkeniz Azerbaycan'a karşı hissettiklerinizde bir şeyleri değiştirdimi aldığınız tepkiler?

Puşkin'in deyimiyle söyleyecek olursak: 'Vatanımdan tepeden tırnağa kadar nefret ediyorum. Ama bir yabancı benimle bu görüşümü paylaşırsa, dayanamam'. Bir aydın kendi halkıyla barışık olmaz, olamaz. Gogol'ün Rus halkıyla, Aziz Nesin'in Türk halkıyla, Mirza Celil'in Azerilerle sorunları vardı. Oysa bugün her üçü de kendi ülkelerinde büyük yazar olarak anılıyor.

TÜRKİYE İÇİN ENDİŞE DUYUYORUM

Türkiye'nin durumu nasıl görünüyor dışarıdan?

Türkiye'yi vatanım olarak görüyorum bu yüzden tarafsız sayılmam. Yine de iç politikayla ilgili konuşurken dikkatli olmaya çalışıyorum. Ama sordunuz söyleyeyim... Türkiye bugün gerçekten çok zor bir dönemden geçiyor; ekonomi perişan, işsizlik had safhada, sonu görünmeyen terör vs... Üstelik ülke gittikçe otoriterleşiyor. Otoriter rejimlerin aydınlara tahammülü yoktur. Otoriter rejimde yaşayan biri olarak, canım kadar sevdiğim Türkiye'nin Azerbaycan'a benzemeye başlaması beni korkutuyor.

Akşam