Türk halk müziğinin en güzel sesli kadını

Sabahat Akkiraz... Müziğin üstadlarına göre halk müziğinin yetiştirdiği en güzel sesli kadın.

Türk halk müziğinin en güzel sesli kadını

Bugüne kadar 19 albüm yaptı, 20'ncisi yolda. Şöhreti Türkiye sınırlarını aşan Akkiraz, "Le Monde'da, Washington Post'ta hakkımda tam sayfa yazı çıktı. Ama Türkiye'de daha kimse bana bir sayfa yer vermedi" diyor.

Sabahat Akkiraz'ın sesini her yerde duyabilirsiniz. Bazen bir düğün salonunda, bazen bir dağ başında, bazen de Singapur'da. Onun için mekan fark etmiyor. Yeter ki Anadolu müziğini insanlara ulaştırsın. 52 yaşındaki Sabahat Akkiraz, aslen Sivaslı olmasına rağmen Mersin'de doğup büyümüş. 5 yaşında türkü söylemeye başlamış. Babası Tarsus Amerikan Koleji'nde güvenlik görevlisiymiş. Bahçede türkü söyleyen 5 yaşındaki Sabahat'i dinleyen müzik öğretmeni Aysel Taşatemel babasına "Bu yaşta sesi bu kadar güzel olan bir kıza fırsat ver. Sakın kızın önünü kapama" demiş. Zaten anne tarafında ozanlar ve dedeler olan Sabahat, aslında müziğin içine doğmuş. 12 yaşında ilk 45'liğini yapan Akkiraz, ilk albümü Şafak Söktü'yü 1983 yılında çıkarmış. 1996 yılında Londra Caz Festivali, ardından Grand Union Orchestra ile Echoes From Anatolia projesi, 1999'da Queen Elizabeth Hall'de "Women of Tradition" projesinde Türkiye temsili; Paris, Londra, Dieppe, Amsterdam, Sao Paolo konserleri... Türkiye'de de her yıl yüz konser veren Akkiraz'la müzik serüvenini konuştuk.

Nasıl bir evde doğdunuz?

Mersin'de bir gecekonduda doğdum. Zaten ben müziğin içine doğdum. Çünkü Aleviyim ve bizim ibadetimizde de müzik vardır. Bağlama Aleviler'in duvarında asılıdır ve Cem ayinlerimizde kullanılır. Annemin sesi çok güzeldi ve babama türküler söylerdi. Bir ozan Mersin'e konser vermeye geldiğinde geceyi bizim evde tamamlardı. Çünkü hepsi babamın arkadaşıydı.

13 yaşında ilk 45'liğinizi yapmışsınız. O nasıl oldu?

Ben diğer arkadaşlarım gibi öyle "Ezildim ama buralara geldim" diyemem. Çünkü bana hep fırsatlar verildi. Eğitimi evime gelen misafirlerimden aldım. 13 yaşımda Turnalar semahının yaratıcısı Mahmut Erdal "Sesin çok güzel, sana albüm yapalım" dedi ve yaptık.

İlk hangi türküyü söylediniz?

Mektebin Bacaları türküsüydü. Ben çocukken geceleri oturur, babamları dinlerdim. Evimizde plak yoktu. Komşuya gidip onları rahatsız etmeden bir defa dinlerdim ve beynime bir bilgisayar hafızası gibi kaydederdim.

Halk müziğinde erkek hakimiyeti var. Siz bugün halk müziğinin en iyi seslerinden biri olarak gösteriliyorsunuz. Bunu nasıl başardınız?

Oğuz Aral bana "Bizim hep türkü babalarımız vardı. İlk defa türkü annemiz oldu" dedi. Kadın vokallerimiz hep erkek ağzıyla türkü söylemeye çalıştılar. Ben kadınca söylüyorum. Çünkü önemli olan aldığınız halk müziği öğretisini yorumlamak.

Siz sadece halk müziği yapmıyorsunuz. Caz festivallerine katılıp elektronik müzik eşliğinde de türkü söylüyorsunuz...

Mevlana, "Şimdi yeni şeyler söylemek lazım" demiş. Ben de "Türküden her şey olur" diyorum. İspatı da benim caz ve elektronik albümlerimdir. Klasik dinleyicilerim eleştiriyor. Mesela caz veya elektronik müzik konserlerimize geldiklerinde "Sabahat çok güzel söyledin ama diğer gürültüyü anlamadık" diyorlar. Olsun. Çünkü Türk müziğini dünyaya yaymak için bu taşın altına elimi sokmam lazımdı.

Halk müziği klasiğe bağlı kalınmasını ister. Tepki almıyor musunuz?

Bence dünyanın en güzel müziği Anadolu ezgileridir. Ama dünya listelerine baktığınızda en altlarda bile yer almaz. O nedenle benim bir iddiam var: Dünya müziği içinde Anadolu ezgileri de yer alacak. Ama bunun için farklı kaynaklardan da beslenmem gerekiyor.

Türküleri nasıl seçiyorsunuz?

Her yaz köy köy gezip türkü toplarım. Dedeleri dinlerim. Onlardan gizli kalmış melodileri alırım. Beni kıramaz verirler.

Le Monde size tam sayfa yer verdi. Fransız-Belçika ortak yapımı bir belgeseliniz yapıldı. Türkiye sizinle ne kadar ilgileniyor?

Ben sabahın 08.30'unda vize almak için konsolosluğa gidiyorum. Kültür savaşını tek başıma veriyorum. Kimse bana kırmızı pasaport vermedi. Brezilya'da bir saat Globa TV'ye çıktım ve 150 milyon kişi seyretti. Le Monde'da, Washington Post'ta hakkımda tam sayfa yazı çıktı. Ama Türkiye'de daha kimse bana bir sayfa yer ayırmadı. Konsoloslar konserime gelmiyorlar. Bazı arkadaşlarım dünya festivallerine gidiyor. Onlara resepsiyonlar veriliyor. Ben bu ülkenin kültürünü taşıyorum ama kimse benimle ilgilenmiyor.

Alişan bile halk müziği sanatçısı olarak tanınıyor

Genç halk müziği sanatçılarını dinlemiyorum. Çünkü sadece melodilere basıyorlar. Duyguyu da aktarmaları lazım. Beste yapıp güzel sesleriyle okuyorlar. Ama türkülerde yöresellik vardır ve iki laf arası söylenecek bir öğreti değildir. Neşet'in şarkılarını Zara'nın söylemesi bana onun kadar tat vermiyor. Çünkü Anadolu kültürü bir hazinedir ve orada bir yaşanmışlık vardır. Onu dikkate alarak söylemek lazım. Gençlerin biraz Anadolu'ya çıkmaları gerekiyor. Düşünün bugün Alişan bile televizyona Türk halk müziği sanatçısı olarak çıkıyor. Daha ne diyeyim.

PAZAR VATAN