Artık daha seksi Asena izleyeceksiniz

Yeni single'ı ve fotoğraflarıyla adından söz ettiren Asena ile çok özel bir söyleşi..

Artık daha seksi Asena izleyeceksiniz

Yıllardır şarkıcılık hayali kuran Asena, sonunda amacına ulaştı. Türkiye'nin en çok konuşulan oryantalinin artık bir single'ı var. Asena ile dansı, müziği, albümü ve özelini konuştuk…

‘Hint Kumaşı' adını verdiğiniz maxi single'ın piyasaya çıkma sürecinden biraz bahseder misiniz?

Yaklaşık bir buçuk yıldır şan eğitimi alıyordum. Ayrıca orkestra şefim Kadir Doğan ile birlikte sürekli çalışma halindeydik. O süreçte düşündük ki madem bu kadar yoğun çalışıyoruz, o halde bir single yapalım. Öyle 12-13 şarkılık bir albüm yapmayalım çok fazla şarkı olmasın istedik. Çünkü böyle bir çalışma yapıldığı zaman 10 parçaysa bir veya iki tanesi beğeniliyor; bir sürü de masraf yapıyorsunuz, emek veriyorsunuz ve çoğu boşa gidiyor. Şansımıza kaliteli birkaç şarkı da denk geldi ve single'ı yapmaya başladık.

Single'a adını veren parçanın söz ve müziği Selami Şahin'e ait. Fantazi tarzda bir albüm mü yapmak istediniz?

Evet. Hayatımda ilk defa fantezi bir kadın olmak ve şarkı yapmak istedim ve bunu da uyguladım. Sürekli Arap müzikleriyle oynadığım için arabesk yönüm var. Fantezi arabesk de çok güzel oldu. Üstelik böyle bir kadın solist, müzik piyasasında fazla yok. Bir insan ileride assolist olacaksa, o ağırlığı taşıyacaksa bu tarz bir kaset yapmalı diye düşündüm. Günümüzde en çok pop müzik dalında isimler çıkıyor ve bu kişilerin sayısı da çok fazla. Fantezi arabesk tarzı müziğe yönelen pek yok ve ben de bu tarzı seviyorum, bunu inkar etmiyorum. Her ne kadar kendim pop olsam da ruhum bu yani.

Dans albümünüz vardı daha önce. Bu defa sadece sesiniz mi ön plana çıkacak?

Bu sefer dansla müzik yarışacak. Repertuvarı öyle bir hazırladık ki, single'daki her şey bana uyarlandı. Nasılsa herkes sonuçta şarkılarını kendi tarzına göre okuyor. Bir stili, tavrı ve tarzı var. Benim de tamamen Asena kokan bir tarzım var. ‘Geçse de Gençlik Çağım' şarkısını bile bana uyarladık, yani çalınma şekilleri bir oryantal dansçıya göre yapıldı. O yüzden zorlanacağımı zannetmiyorum.

Albümün isminden hareketle, kendiniz için “Bulunmaz Hint kumaşıyım” diyor musunuz?

Evet, diyorum. Herkes kendisine göre bulunmaz Hint kumaşıdır, ben de kendime göre öyleyim. Zamanında bu soruyu bana çekemedikleri için hırsla soranlar olmuştu ve cevaplarını da almışlardı. Şimdi yine söylüyorum evet, ben bulunmaz Hint kumaşıyım!

Zeynel Abidin Ağgül ile yaptığınız fotoğraf çekimlerinde bir binanın 17. katında pozlar verdiniz. Ve yine konuyla ilgili açıklamanızda “Planlarım arasında helikopterden sarkarak poz vermek bile var. Yeter ki çılgınca, yapılmamış bir iş olsun ve sonuç yaptığıma değsin” dediniz. Bu çılgınlığa örnek verebilir misiniz?

Uzun zamandır piyasada yokum ve insanlar uzun süre görünmedikleri zaman dönüşleri muhteşem olmalı. Dönüşüm geriye değil, ileriye gitmeliydi ve bunun için kendimi yenilemem lazımdı. Fiziksel olarak hep yaptığım için böyle bir değişikliğe ihtiyacım yoktu ama mesela imajımda, saç rengimde -ki hayatımda kolay kolay saç rengimi değiştirmem- makyaj ve giyinme tarzımda büyük değişiklikler yaptık. Sahnedeki sert ve keskin vuruşlarımı yumuşattık, arkaya 20 kişilik bir orkestra koyduk ve bir kadının içindeki bütün cilve ve işveyi ortaya çıkardık. Derken Zeynel'in objektifine takıldım. Kimsenin yapmadığı bir şeyler çekelim, fotoğraftaki kadın değil, fotoğraf konuşulsun, değişik olsun istedim. Yoksa benim fotoğrafımı çekememek bir hatadır, herkes çekebilir. Fotoğrafı konuşturmak önemliydi ve biz de bunu yaptık. Yoksa stüdyoya gider saçını, makyajını yapar, üç-beş kıyafet giyer, çektirirsin. Ama değişik olmalı, benim her şeyim değişik olmalı.

Türkiye'nin Lady Gaga'sı olmak gibi bir düşünceniz var mı örneğin?

Tabii ki yok. Bazı şahıslar bana vücudumun çok sert olduğunu, sporcu fizikli göründüğümü söyleyip laf atıyorlar. Oysa bana iltifat ediyorlar. Mesela bir sihirli lamba cini bana “Manken fizikli mi, sporcu fizikli mi olmak istersin?” diye sorsa, tabii ki sporcu fizikli olmak isterim derim. Çünkü onların tarzı, karizması, her şeyi çok daha farklı. Ben de her zaman o farklılığımı hissettirmeyi sevmişimdir. Manken değilim ama birtakım şeyleri onlardan daha güzel taşıyabileceğimi ve kadın olarak kendimi en güzel şekilde lanse edebileceğimi biliyorum.

Dansçı olarak şarkıcılığa yakıştırılmama gibi bir durumla karşılaştınız mı?

Dansçı sırf bir sektöre mal edilmemeli, insanlar benim fiziğimi de konuşmalı. Neden hep fizikler mankenlere mal ediliyor ki? Sporculara da mal edilsin. Yüzücü bir kadının fiziği on bin tane mankene on basar diye düşünüyorum. Voleybolcu ya da basketbolcu bir kadın gördüğümde hayranlıkla bakıyorum. Fit bir vücut, kasların orta şeker çıktığı bir fizik ve belki sert durabilir ama sağlıklı görünüyor. En azından karizmatik görünüyor. Kate Moss da çok uzun bir manken değil ama çok değişik bir surat karizması var. Bunu dünya kabul etmiş. Kendimi Kate Moss gibi görüyorum! İlk çıktığı zaman bir sürü insan ve manken ajansları ona laf etmişlerdi; ayağı çarpık, boyu kısa, çirkin diye ama kadın her yıl üç, dört milyon dolara büyük markaların yüzü oluyor. Podyum mankeni değil belki ama iş götürüyor. Hayranım, takdir ediyorum.

Single'ı yurt dışına açmayı düşünüyor musunuz?

Eğer, yurt dışına açılacaksam, yurt dışındaki yabancılara hitap etmek isterim. Zamanında bir gazeteci “Sizce Türkiye'nin starı kim?” diye sormuştu. Ben de, “Benim” cevabını verince aşağılarcasına gülmüştü. Ama “Elimize kağıt kalem alıp bir hesap yaptığımızda, yani Türkiye'deki en büyük sesleri listeleyip altına da Asena'yı yazıp bu kadroyu yurt dışına mesela Fransa'ya çıkardığımızda, o seslerin içinde ben alkış alırım” deyince şaşırdı. Kastım, oradaki Türkler için sahneye çıkmak değil, Fransızlara sahne alırım. Mesela onlar bizim şarkılarımızı biliyorlar mı? Dinliyorlar mı? Ama ben dansçıyım, görsele hitap ediyorum. Yamyamların olduğu bir yere bile gitsem yamyam önce bir bakar bu ne yapıyor diye, belki sonra yemeyi düşünür beni… Ve sonra belki de evdekini yiyeyim bu kalsın diye düşünür (gülüyor). Nereye gitsem kendimi seyrettiririm ve alkış alırım. Benim pazarlanmam ve dünyaya açılmam çok basit, o yüzden gazeteciye dedim ki “Star benim”. Çünkü star, dünya çapında iş yapan kişi demek. Bizi dünyada temsil edebilen insan demek. Bizler burada 200-300 bin satmanın derdindeyiz. albümünü dünyaya satıyor. Eminim ki ne kadar sattım diye düşünmüyordur!

Yakın zaman önce katıldığınız Saba Tümer'in programında giydiğiniz kıyafet oldukça dikkat çekti. Artık karşımızda daha seksi bir Asena olacağını söyleyebilir miyiz?

Çevrem artık bu sert ve maskülen tarzımdan çıkmam gerektiğini söylüyor. “Sen böyle bir kadın değilsin, iç dünyanda fıkır fıkır, cilveli bir kadınsın” diyorlar. “Neden bunu sahnede yapmıyorsun? Seni böyle engelleyen nedir?” diyorlar. Hakikaten ben de aynaya bakınca “Neden yapmıyorum, içimde gizliyorum?” dedim. O gün programda giydiğim çok rahat, çok güzel bir elbiseydi ancak onların mikrofon takmaları sırasında kostümün misinası kopmuş. Böyle olunca da kostüm pat diye gevşedi. “Neler oluyor!” dedim ama öyle oturmak zorunda kaldım. Normalde özellikle öyle bir çabam olmadı.

Single'ınızın tanıtımında “Dans uğruna çok şey feda ettim” şeklinde bir açıklamanız olmuştu. En büyük kaybınız ne oldu?

Hiçbir kaybım yok. O lafı söylerken şunu kastettim; dans benim çocuğum ve ben dans için çok mücadele verdim. Sahneye çıktığım zaman bir buçuk, iki sene hiç para kazanmadım. Kendimi kabul ettirmek için çok çabaladım. Dansöz olmak için çok insanla çarpıştım. Başta babaannemle mücadele ettim. Marmara Üniversitesi'nde okuyorsunuz, bitirmek üzeresiniz ama gidip dansöz oluyorsunuz. Bunu her aile istemez! Babaanne istiyor avukat olsun, doktor olsun. Bir bakıyor kızı dansöz olmuş! Bir de hakikaten bunun bir sanat olduğunu, saygı duyulacak bir meslek olduğunu anlatmak yıllarımı aldı. Benden acı bir şekilde alıp götürdüğü bir şey yok, bilakis kattığı çok şey var. Zaten pişmiş bir yemeğim, yemeği yedik yanına bir tatlı ekledik o kadar.

2008 yılında Serap Su, Soley ve Emmune Abdul ile bir araya gelerek ‘Oryantal' adlı bir grup kurmuştunuz. Devam ediyor mu?

Grup kurmadık. Çıktığım bir işti, arkadaşlarım da çıksın onlar da kazansın, eğlenelim diye düşündüm. Tamamen gırgır şamata yani. Grup kurmak gibi bir niyetim yoktu. Maksat benim arkadaşlarım da basında olsunlar, onlara bir desteğim olsun gibi düşündüm.

Dans devam ediyor mu?

Tabi ki… Mesela sahnede şarkının arasındaki dans daha güzel. Fotoğraf olarak, stil olarak kendimi değiştirdim ama dansımı da değiştirdim. Çok daha seksi, çok daha kadınsı, daha çatlatıcı, gıcık edici bir Asena izleyecekler.

Sizce Türkiye'de dansözlük mesleği kötüye kullanılıyor mu?

Biz daha şanslıyız, dansözlerimiz gördüğüm kadarıyla kötü anılmıyor. Öyle bir şey olsa bunu duyar, görür ya da yaşardım. İnsanlar son derece saygı gösteriyor. Üstelik artık iyi oynayanla kötü oynayanı ayırt edebiliyorlar. Kim güzel kostüm giyiyor, kime yaptırıyor, bunları artık çözebiliyorlar. Dansöz gazino sıralamasında da assolistin hemen altındadır, hatta yan yanadır. Şimdiye kadar öyle devam etti. İnşallah benden sonra da dansçılar bunu sürdürür. Ama şovun içindeki dansımı herkese tavsiye ederim.

Kendinizi şov kadını ilan ettiniz. Bunun için ne gibi çalışmalar yapacaksınız? Bir program olabilir mi?

Teklif olsa, neden olmasın? Ama çok iyi düşünülmesi lazım; benim gibi bir insana nasıl bir konsept olacak diye. Abuk sabuk konseptlerden olsun, ağlatıcı olsun istemiyorum. Bana bambaşka bir şey olması lazım. En büyük hayalim, Okan gibi Beyaz gibi bir gece programı yapmak. Kalabalık üniversiteli grupların geldiği tarzda bir şey neden denenmesin veya neden olmasın?

Ünlü klarnetçi Hüsnü Şenlendirici ‘Melek' isimli parçada klarnetiyle size eşlik ediyor. Bu şarkınıza klip çekerseniz beraber rol almayı düşünür müsünüz?

Çaldığı ‘Melek' şarkısının sözlerini Ulaş Ay, müziğini de Kadir Doğan yaptı. Onun klibini başkalarını kullanarak çekebiliriz. Ben hiç görünmeden, sadece sesimle olabilirim. Ya da bambaşka bir konsept düşünüyorum. Birlikte rol almak gibi bir şey düşünmüyorum.

Sibel Can da geçmişinde dansözlük olan bir isim. Asena bu anlamda ileride bir Sibel Can olmak istiyor mu? Kendinize örnek aldığınız isimler var mı?

Sibel Can'ı çok beğeniyorum. Sahneye çok yakışan bir hanım, sesini inanılmaz beğeniyorum. Ondan örnek alıyorum ama onun yaptığını yapmayacağım. Çünkü onun yaptıklarının arasında belki hatalar da vardır; ben de aynı hatalara düşebilirim. Ama tarzı, tavrı çok hoşuma gidiyor. Sahne kadını ve ben de o ayarda bir sanatçı olmak istiyorum. Çünkü Türkiye'de Sibel Can'dan başka aynı tarzda olan başka assolist yok. Şarkısını söyleyecek, fiziksel olarak sahneyi doldurabilecek kaç sanatçı, kaç isim var? Ben öyle biri olmak istiyorum.

Asena müzikle ilgilenirken aynı zamanda kendi dans okulunu işletiyor. Dans sizin için ne anlam ifade ediyor?

O iş benim nefes almam gibi bir şey. Sabah dokuzda dans okuluma gelmezsem huzursuz oluyorum.

Okulunuzdaki tek hoca sizsiniz. Bu yorucu olmuyor mu? Sizce göbek dansını Türkiye'de verebilecek başka isim yok mu?

Onu hiç araştırmadım, mutlaka vardır. Ama hani derler ya işin fabrikası… Bu eğitimi de fabrikasından almak daha güzel diye düşünüyorum. Ben bir müşteri gözüyle baksam, oryantal dersini Asena'dan almak isterim. İnsanlara bir şey öğretirken zevk alıyorum. Öğretmeyi öğrendim, onun ne kadar zevkli bir iş olduğunu öğrendim. Öğrencimin yapmaya çalışmasını görmek beni mutlu ediyor, besliyor. O yüzden işimde hiç yorulmam.

Öğrencileriniz arasında ünlü isimler var mı?

Var tabii ki. İş kadınları, sanatçılar var. Ama isim vermek istemiyorum. Bizimki bir nevi hipokrat yemini. Geliyorlar, gidiyorlar rahatlar. Herkes kendi saatinde istediği şekilde ders alıyor. Çok huzurlu ve biraz da kokoş bir ortam burası.

Bu single ile birlikte Asena'nın hayatında yeni bir dönem başladı diyebilir miyiz?

Evet, başladı. Hayatımda girişi yaşadım, gelişmeyi de yaşadım 2009'a kadar. Şimdi sonuca gidiyorum.

Asena formunu nasıl koruyor?

Bir kick boks hayatım var. Onun vermiş olduğu bir yapı var. Ama çok küçük yaşlarda spora başladım; tekvando yaptım, okul takımında, voleybol ve basketbol oynadım. Sonra vücut geliştirmeye devam ettim. Vücudum çok fazla gelişmeye başlayınca bıraktım. Sonra da dans başladı, yani sporu hiç bırakamadım. Belki de o dönemde birileri elimden tutsaydı, çok iyi bir voleybolcu ya da basketbolcu olabilirdim. Almanya'da uzun atlama yapıyordum. Hocalarım benim için “Bu çok gelecek vaat eden bir çocuk” diyorlardı. Hatta babaannem Türkiye'ye dönüş yapacağı sırada hocalarım “Bu kızı götürme, onu burada yetiştirelim iyi bir sporcu olsun” dediler ama babaannem… Anne yüreği dayanamadı, veremedi. Yoksa ben şu anda dünya çapında bir tenisçi, voleybolcu, basketbolcu ya da uzun atlamacı olabilirdim. adına her şey olabilirdim.