Asena: Bush için dans etmem

Dansöz Asena yeni albümünün heycanı içinde..

Asena: Bush için dans etmem

Radikal'den Berrin Karakaş röportajı..

Asena üzerinde siyah yelek, içinde beyaz gömlek, saçlar Rod Stewart stili, pembeler allar morlar birbirine karışmış Nişantaşı'ndaki Asena Dans Okulu'nda karşılıyor bizi. Yaklaşık üç senedir burada oryantal gönüllülerine özel dersler veriyor. Bir de yeni hayatına özel, hip hop dersleri eklenmiş okula. Burada bulunmamızın sebebi, bir nevi Asena'dan yeni yıl hediyesi, yepyeni albüm 'Çatır Çatır'. Öncelikle okulun Nişantaşı'nda olmasına rağmen kendisini neden civarda göremediğimizi soruyorum. "Bir süre saklanmak zorundaydım" diyor.

Aklıma elbette hemen İbrahim Tatlıses geliyor. Yoksa Asena artık adını dahi anmadığı İbo'dan mı saklanıyor. "Hayırdır?" deyince rahatlıyorum. Saklanmasının sebebi, yeni albüm için hazırladığı yeni imajının albümden önce kimseler tarafından görülmemesi, sürprizin mahvolmaması. Bu haberle rahatlayıp başlıyoruz sohbete, "Yeni imajınız hayırlı olsun öyleyse. Roxette'e benzemişsiniz böyle " diyorum. "80'ler oldu biraz işte. Roxette'i bilmiyorum da Brigitte Nielsen'e benzediğimi söylüyorlar" diyor.

ASENA'NIN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

"Artık bedenim değil dudağım dilim konuşsun"

"Kimdi o?" deyince, "Sylvester Stallone'nin karısıydı hani" diye hatırlatıyor. Asena'nın bu hali sadece yeni bir albüm için hazırlanmış yeni bir imaj değil. Artık hayat da bir başka. Saçlar da bu yeni hayatın en büyük göstergesi. "Artık bedenim değil dudaklarım, dilim, sesim konuşsun istiyorum" diyor Asena. Bu asi saçlar da bize bunu söylüyor. Keza her yiğidin harcı değil böyle saç kestirmek. Hadi kestirdin, platine boyamak?... Bu kadar da rengi tutturmak kimselere nasip olmaz kolay kolay. Asena yeni imajıyla biraz sert görünüyor ama yeni hayat şiarında dank stili de dahil olmak üzere daha bir yumuşak artık, daha bir olgun. Zaten eskisi gibi olması da imkansız. Gazetelerin pek meraklı olduğu "Bir zamanlar nasıldılar" karşılaştırmasından da hiç hazzetmiyor. "Tabii ki değişeceğiz. Eskisi gibi nasıl olalım, aradan yıllar geçmiş. Donacak mıyız o zamanda?" diyor. 'Çatır Çatır' albümüyle birlikte Asena'nın öğrendiği şeylerden biri de sabır.

Son geldiği nokta itibarıyla sabırlı olmayı öğretmiş hayat kendisine. "Nelere sabrettiniz bunca zaman?" soruma örnek olarak, zaten sabırlı olduğunu, saatlerce oyun oynadığı kafasını başını ısırmaya çalışan yeğenine nasıl da sabır gösterdiğini anlatıp sadede geliyor. "Eskiden yaptığım şeyleri düşününce erken olduklarını anladım. Her şeyin bir zamanı varmış, o zaman da artık geldi" diyor. Asena bu albümden ümitli. Türk pop camiasının ürettiklerini düşününce fena da değil hani 'Çatır Çatır'

BİLL GATES BANA ÇİP TAKTI

Asena değişimini "sanki biri bana yeni bir çip taktı" diye anlatıyor. "O biri de Bill Gates olabilir" diye ekliyor sonra. Yeni çipte neler var sorusunun cevabı da "Artık daha güçlü bir Asena var". Hem dans okulunda hem de kendi dans stilinde yenilikler yapmış, sesine güvenen, çatır çatır gelen bir Asena. Söz albüme gelince "Bu 'Çatır Çatır' ismi biraz tuhaf olmamış mı sizce? Ayıp şeyler de çağrıştırıyor" diyorum. "Arkadaşlarla konuşurken ben de öyle yorumlar yaparım bazen ve bana 'senin için fesat' derler ama artık kime ne çağrışım yaparsa" deyip kendi çağırışımını anlatıyor; "İddialı olsun istedim. 'Çatır Çatır' da iddialı bir laf. Saçlar iddialı. Albüm iddialı..." Albümde Asena'ya ait besteler de var. Bu da hayatındaki yeniliklerden biri. Seneler önce yazdıklarını sandıktan çıkarmış . Üç tanesini albüme almış. İçinden rüzgar geçen şarkıyı, ilk arabasına yazmış. İlk arabası Suziki'ymiş ve güçlü rüzgara rağmen koca koca TIR'ların, kamyonların arasından vın vın gitmeyi Asena çok severmiş. İşte o zaman yazdığı satırları şimdi 'Çatır Çatır' albümüne almış. Bir diğer Asena eseri de, babaannesine yazdığı satırlar. Asena ve "annesi, babası, her şeyi" babaannesinin fotoğrafları Asena Dans Okulu'nun da duvarlarını süslüyor. Babaannesi de Asena gibi tam bir Karadeniz kadını. "Bizim oralarda kadınların sözü geçer ama adamlar da çaktırmadan her şeyi yaparlar" diyor.

DÜNYACA ÜNLÜ İSİMLERLE DANS ETTİ

Kendine mahsus "Asena stili" dansı yaratmış, Mick Jagger, Tina Turner, Bill Clinton gibi ünlü isimler için 'VIP olarak' dans etmiş, Paris Hilton'la karşılıklı göbek atmış bir oryantal Asena. "'Çatır Çatır'ın klibine Mick Jagger için dans ettiğiniz sahnelerden serpiştirseniz şahane olmaz mı?" diye sorunca "O görüntüler ben de değil ki, VIP... Onlarda" diyor ve ricamız üzerine ünlülere dans maceralarını anlatıyor. Mick Jagger Asena sahneye çıkınca sandalyesini kapıp arkalardan ön sıraya, tam Asena'nın karşısına geçip seyretmiş. Elbette burada heyecan dorukta. Tina Turner onca üne rağmen çok mütevazıymış. "İşte star böyle olunuyor" diyor Asena. Paris Hilton'a gelince, ukala olan çevresindeki onlarca insanmış. Yoksa Paris Hilton mum gibi, ne derseniz "Olur" diyen, kendi halinde bir kadınmış. Bill Clinton'ı da sevmiş . Zaten çok durmamış Clinton. Şovu biraz izleyip ayrılmış ekip. Clinton üzerine "Bush gelse dans eder miydiniz?" soruma "Yok" diyor Asena; "Ne babasını ne kendisini severim. Dünyaya savaş getirdiler" . Bu sözüyle tam takdirimizi kazanmışken "Ben Thatcher'ı severim" diyor. "Nesini?" sorusuna cevabı "Demir Leydi işte" diyor. "O Demir Leydi'nin dünyanın apolitik ve de umarsız oluşunda payı büyüktür" deyince, "Ne bileyim, o zamanlar çocuktuk, televizyonda çıkardı, böyle oturur seyrederdik" diyor. Thatcher'ı büyük ihtimal "Demir" sıfatından dolayı seviyor. Çünkü Asena güçlü kadın olmayı seviyor.

ODUNLAR KIRILACAK SU ÇEKİLECEK

Thatcher'la birlikte geçmişe gidince ,oradan Asena'nın çocukluğuna, Karadeniz'e doğru devam ediyoruz. Asena 15 yaşında geliyor Almanya'dan Türkiye'ye. Öncesinde de tatillerde sık sık geliyorlar memlekete. Almanya ve Türkiye arasında kalmak üzerine konuşuyoruz. Ben Sevda Demirel örneğini veriyorum. Asena Sevda Demirel kadar zor geçirmemiş bu kültür şoku durumunu. Sadece "Biz orada lüks sayılır bir hayat yaşıyorduk" diyor. Sosyetenin cirit attığı Bavyera eyaletini anlatıyor. "Burada hiçbir şey yokken -reklam olur adını vermek istemem ama biz orada Nutella yerdik" diyor. Sosyete emarelerinden biri de o yaşlarda binip gezdiği Porsche. Lakin Porsche'nin lüks bir araba olduğunu da buraya gelince anlamış. Oralarda bilmezmiş. Çocukluktan gençliğe geçtiğimizde, gençken gittiği mankenlik ve zarafet kursuna geliyor konu. Karşımda oğlan çocuğu hareketleri ve oturuşu sergileyen Asena'ya şaka mahiyetli "Size pek katkısı olmamış zarafet kurslarının" diyorum. "Her şey yerine göre. Zarafet gereken yerde de öyle olurum. Önemli bir yemekte gereken kurallar uygulanır" diyor. Asena'nın böyle "erkeksi" görünmesinde sporcu olmasının da rolü büyük. Sonuçta uzun zaman voleybol oynamış biri. Hal böyleyken tepkileri smaç atar gibi oluyor. İster istemez bacakları açıp dirsekleri dizlere dayayıp oturuyor, sahaye girmeyi bekler gibi. Bir de tabii, köye gittiğinde kuyudan su çeken, odun kesen, ağaçların tepesinden inmeyen Asena var.

ÖLENE KADAR DANS

Yeni albümünün ilk kilibini 'Çatır Çatır' parçasına çekecek Asena. Michael Jackson kliplerindeki gibi bir sürü dans eden insan olsun istiyor klipte. Ama gerçekten dans etsinler istiyor. Bu klibi çekebilecek adam bulana kadar da bekleyecek. Keza bütün adamlar dans değil et çekmeye meraklılar. Asena kendi tecrübelerinden de biliyor ki adamlar meme çekerler, göbek çekerler. Dans konuşurken dansözlük sanatını da konuşuyoruz. Ona göre artık dansözlerin dans edecek düzgün mekanları da kalmadı. Zaten düzgün dansöz de kalmadı. "Dansözlük zor iş olsa gerek. Hostesleri bile taciz eden adamlar dansözlere kim bilir neler yapmaz" diyorum. "Onlar eskidendi. Yeni zamanlarda pek taciz yaşanmıyor " deyip ekliyor "Önemli olan kişinin duruşu. Sen duruşunu bilirsen taciz yaşamazsın. Ama tabii içkili ortamlarda tavır almanın da bir adabı var. Kibar olmak zorunda dans eden kişi."

ALIN SİZE SARIŞIN!

"Maskülen ve feminen Asena." Muhabbetimiz 'nın esas adının Onur olduğu gerçeğiyle devam ediyor. Babası erkek olacak diye önceden hazırlamış adını. Kız olunca da değiştirmemişler, Asena Onur olarak kalmış. Onur isminde bir dansöz olamayacağından da Asena göbek adını kullanmış. Maskülen bir taraf görmüyor lakin kendisinde. Gerektiğinde dişi de olduğunu anlatıyor. Sahnede işte dişi tarafını çıkarıyor ortaya, nasıl oluyor o da bilmiyor. Asena kaslı olmayı, kendi tabiriyle Zeyna gibi olmayı seviyor. Elinde kılıç varmış gibi 'dertler geliyor ben kılıcımla savuşturuyorum' hareketleri yapıyor. Ve elbette "Ah, vah zavallı kız" söylemlerine bir anlam veremiyor bu durumda. Çoğunluk Asena'ya nedense bir acıma gereği duyuyor. Onun için hayatta başına gelecek en kötü şey babaannesine bir şey olması. Gerisi, geldiği gibi gider. Eski zamanlardan konuşurken İbo da giriyor araya. Asena bu adı elbette ki duymak istemiyor. "İki üç senedir gazeteci arkadaşlarla da birlikte çok yol kat ettik. Artık bana o soruları sormuyorlar" diyor ve bana da sormamam gerektiğini söylemiş oluyor böylece. Eskilerden 'Çarkıfelek' mankeni Asena'dan konuşuyoruz biz de. "2009 ekonomik krizi sizi de böyle vurdu. Yerinize 50 sarışın getirdiler. Sinir olmuştum o zaman" diyorum. Asena Roxette saçlarını karıştırıp; "İşte geldi sarışın. Şimdi baksınlar bakalım" diyor.