Bir zamanların fırtınası Bahar Öztan

'Uğur Yücel'le oynamayı çok isterdim'

Bir zamanların fırtınası Bahar Öztan

İlk kez Elidor reklamıyla beyazcamda göründü ve hemen ardından Başak Gürsoy Ajans kaptı 'gamzeli güzel'i. Reklam filmleri birbirini izledi. 30'u aşan reklam arasında en çok akılda kalan Hulusi Kentmen'le oynadığı Lezzo reklamı oldu. Hala kimse adını bilmiyor, 'gamzeli güzel' olarak tanınıyordu; ta ki 1976'da ilk filmi 'Aşk Dediğin Laftır'a kadar. Sinemaya da hızlı bir giriş yapan Öztan, Türk sinemasının naif genç kızı olarak pek çok filmde rol aldı. Ardı ardına çektiği filmlerle şöhret basamaklarını hızla tırmanan Öztan, o dönem sahneye çıkma furyasına uyup şarkıcılığa da soyundu. 100'ün üzerinde film çevirin yıldızın neredeyse film çevirmediği aktör kalmamış! Bir Uğur Yücel'le bir de Tarık Akan'la onayamamış 1993 yılında evlendikten sonra sinemadan elini ayağını çeken Öztan, oğlu Yiğit doğunca dönmeyi hiç istememiş. 6 yıl yaşadığı Amerika'dan ailesiyle birlikte geçtiğimiz yıl dönen sanatçı, bu yaz 'Aşk Kapıyı Çalınca' adlı dizide Burak Kut'un annesi rolünde karşımıza çıktı. Yılların güzelliğinden bir şey kaybettirmediği Öztan'la, geçmişi, dönüşünü ve yarını konuştuk

Reklamlarda keşfedilip sinemaya adım attınız ve uzun yıllar Türk halkı tarafından beğeniyle izlendiniz. Ama birdenbire niye bıraktınız?

İlk reklamın ardından film tekliflerinin ardı arkası kesilmedi. Bu arada bir sürü katalog çekiminde yer aldım. Çok uzun boylu olmadığım için mankenlik değil fotomodellik yapıyordum. Film teklifleri gelmeye başlayınca kabul ettim, sonradan oyunculuğu çok sevdim ve meslek edindim. Filmin biri bitiyor diğerine başlıyordum. O camiada seviliyordum; uyumluydum çünkü. Sonra sahneye çıkmak 'moda' oldu. O zamanlar sahne çalışmaları için çok iyi paralar teklif ediliyordu. Onu da değerlendirdim ve sahneye çıktım, ta ki evlenene kadar.

Eşiniz mi istemedi?

1993'te evlendim ve eşim istemedi, bıraktım. Belki sonradan televizyon programı ve dizilerde yer almamı kabul edecekti ama hamile kaldım. Çocuk olunca da ben istemedim. Çocuğumun her anında yanında olmak, onu kendim büyütmek istedim. Şimdi 11 yaşında.

OĞLU İÇİN DÖNDÜ

Sanırım İstanbul'dan da uzaklaştınız, Bodrum'da kreş açtığınızı duyduk o zamanlar

Bodrum'da otelimiz var ve her yaz oraya gidiyordum. Ancak Amerika'ya gitmeden önce oğlum için yaz-kış bir sene Bodrum'da yaşadık. O sırada bana da meşgale olsun diye 'Prens & Prenses' diye kreş açtım. Amerika'ya yerleşip 6 yıl kaldık; 1 yıl önce de dündük.

Mesleğinizi özlediğiniz için mi döndünüz?

Aslında her fırsatta dönmeyi istiyordum ama oğlumuz iyi bir eğitim alsın diye kaldık. Orada okuyup büyüyen arkadaşlarımızın çocuklarını gördüm ve bunun pek de iyi bir fikir olmadığını düşünmeye başladım. Çünkü inanılmaz bir kültür farkı vardı. Benim oğlum cana yakın, arkadaş canlısı, girişken bir çocuk; istedim ki bizim kültürümüze göre yetişsin. Biraz daha kalırsak dönmek istemeyeceğini de düşündük tabii. İnsanın kendi ülkesinde yaşaması kadar güzel bir şey olamaz, çok mutluyum. Artık İstanbul'dan başka yerde yaşmak istemiyorum. Trafiği ve zorlukları olsa da her şeye rağmen güzel Ben Florida'da yaşıyordum trafiği olmayan tablo gibi bir yerdi ama insan ilişkileri sıfır.

Ve 'Aşk Kapıyı Çalınca' ile ekranlara dönüş!

Döndüğüm hemen duyulmadı tabii. Sadece yakın çevrem ve arkadaşlarım döndüğümü biliyordu; onlara da her fırsatta setlere geri dönmek istediğimi söylüyordum. Bu arada sokakta kiminle karşılaşsam 'nerelerdesiniz, bu kadar dizi var, sizi de görmek isteriz' diyorlardı. Baktım isteniyorum, ben de çok özlemiştim, teklifler gelince değerlendirdim. Kısmet 'Aşk Kapıyı Çalınca' dizisineymiş.

İLK KEZ KÖTÜ BİR KADIN

Ama farklı bir dönüş oldu bu, 'cadı kaynana'yı oynuyorsunuz

Yıllarca naif genç kız rollerinde oynadım, karakterim de öyle zaten. İlk defa böyle agresif, kabuğuna sığmayan bir kaynanayı oynuyorum. Herkes şaşırıyor ama başarılı buluyor.

Neler değişmiş, eski tadı bulabildiniz mi?

Ben o zamanlar da dizilerde oynamıştım; 'Kıbrıs'ta Vuruşanlar', 'Serçeler Göç Etmez', 'Sönmüş Ocak'... Bir de ramazan aylarına özel diziler vardı o zamanlar, onlarda da yer almıştım. Tabii daha çok sinema filmleri çekiliyordu. Dizi azdı. Teknik açıdan çok büyük değişiklikler var, mesela tek kamerayla değil, iki kamerayla çalışıyorsunuz. Çok daha fazla para harcanıyor. Oyunculuk adına baktığım zaman; biz kendi kostümlerimizi kendimiz bulur, makyajımızı kendimiz yapar, saçımızı kendimiz tarar ya da kuaförümüzü kendimiz getirirdik. Bu tür imkanlarımız yoktu. Şimdi bir oyuncu olarak sadece senaryonuzu alıyorsunuz ve oynuyorsunuz. Başka şeylerle ilgilenmek zorunda kalmıyorsunuz.

'Unutulmuşumdur' diye düşündünüz mü hiç?

Hiç öyle düşünmedim. Sevildiğimi ve hemen iletişim kuracağımı biliyordum. Zaten Kemal Sunal ve İlyas Salman'la olan filmlerim sürekli gösteriliyordu. O nedenle unutulmadı yüzüm.

Verdiğiniz aradan sonra ilk 'motor' dendiğinde neler hissettiniz?

İnanılmaz bir şekilde gerildim. Ne yapacağım diye endişelendim ama kimseye de belli etmedim. 'Motor' dendi, o sahneyi oynadım ve sonra sanki ben bir gün önce setten ayrılmışım gibi bir his geldi. Çok enteresan, yaşamak gerekiyor, çok duygulandım.

Toplam kaç film çektiniz?

100'ün üstündedir. Çünkü bir ara video filmleri furyası başlamıştı ve çok fazla video filmi çektim. Ben işime sağdıktım, ekip arkadaşlarımı zor durumda bırakmaz, vaktinde gelirdim. Bunlar da önemliydi o zamanlar

Sinemaya başlamadan önce hayranı olduğunuz aktrisler var mıydı?

Hülya Koçyiğit'e büyük bir hayranlık duyardım. Kartal Tibet'le oynadıkları filmleri çok beğenirdim. Sonra Kartal Tibet yönetmenim oldu ve oyunculuğumun gelişmesinde onun çok büyük katkısı olmuştur.

Peki, şimdiki genç oyuncular hakkında ne düşünüyorsunuz, pek çok kadın yıldız var?

Uzun bir dönem Türkiye'de olmadığım için çok iyi izleyemedim ama çok değerli oyuncular var. Ama bizim zamanımızdaki starlıkla şimdiki farklı. Bakıyorum manken ya da oyuncu- ki bence yeteneği varsa herkes oyunculuk yapabilir- bir diziyle inanılmaz yerlere geliyor ama diziden sonra birden yok oluyor. Bu biraz enteresan.

O dönem pek çok aktörle film çevirdiniz, çevirmediğiniz aktör kaldı mı?

Hemen herkesle film çevirdim. Kemal Sunal, İlyas Salman, Kadir İnanır, Cüneyt Arkın'la çok filmlerim var. Bir ara arabesk ödenimi vardı, Ferdi Tayfur'la da oynadım. Ayşen Gruda'yla çok eğlenirdik sette. İnanılmaz güzel anılarımız var Hepsinin yeri çok farklı. Bir tek Uğur Yücel'le oynayamadım. Ona çok hayranım, çok beğenirim oyunculuğunu. Bir onunla film çevirmedim bir de Tarık Akan'la

Unutamadığınız pek çok sahne vardır mutlaka

Bir kış günü rahmetli Kemal Sunal'la Doktor Civanım'ı çekiyoruz. Dereye girmem ve ona boğulma numarası yapmam gerekiyor ki beni kurtarsın. Bir gün önce de kar yağmış ve ben o dereye girdim. O gün nasıl üşüdüğümü hatta donduğumu hiç unutamam. Çıktığım zaman yürüyemiyordum, kucaklarında taşıdılar beni.

Dizi tamam; sinemayı düşünüyor musunuz?

Nasıl düşünmem, düşünmemem mümkün mü? Teklif bekliyorum.

Gençliğinin sırrı yürüyüş ve vitaminler

Dizide bir anneyi canlandırdığı için olsa gerek biraz yaşlanmış görmüştüm. Kamera önünde daha olgun görünen Bahar Öztan'ı yakından görünce şaşırdım. Yaşına göre (45) hala genç, güzel ve formda görünen oyuncuya tüm kadınların merak ettiği soruyu sordum? 'Güzelliğinizi ve formunuzu nasıl koruyorsunuz?'İşte sırları: 'Çok özel bir şey yapmıyorum, kendime biraz bakıyorum; yediklerime dikkat ediyor, yürüyüş ve spor yapıyorum. Ayrıca sigara içmiyorum ve vitamin alıyorum.