Cimrileri hiç sevmem

Cimrileri hiç sevmem

Kapalıçarşı dizisinin Diyar'ı Aslı Tandoğan, Harper's Bazaar dergisine, nefret ettiği şeyleri açıkladı.

Operada arp çalarken, İstanbul'a gelip hayatının akışını değiştiren ve tamamen şans eseri oyunculuğa başlayan Aslı Tandoğan, önce 'Dudaktan Kalbe'de 'Lamia' ve şimdi de 'Kapalıçarşı'da 'Diyar' rolüyle hafızalara kazındı. Harpers Bazaar dergisinden Şebnem Kırmacı'ya röportaj veren Aslı Tandoğan, "En kuvvetli yanım doğal oyunculuğum" dedi.

Arp eğitimi almışsınız, o kadar emeği geride bırakmak sizin için zor olmadı mı?

Sonuçta on senemi verdim, geri dönmek değil ama tekrar çalışmak istiyorum... Odamda da olsa pratik yapmak istiyorum ama bir türlü vakit ayıramıyorum.

FARKINDA DEĞİLDİM

Senelerce tek başınıza bir müzik aletiyle ilişki kurdunuz, şimdi ise kitlelere hitap eden bir iş yapıyorsunuz. Çok farklı değil mi?

Aslında şimdi de kamera ile ilişki kuruyorum. Bu da arp ile kurduğum ilişkiye benziyor. Orkestra ile çalışıyordum, şimdi ekiple çalışıyorum. Enstrümanı çalarken duygumu parmaklarımdan çıkarıyordum, oyunculuk yaparken yüzümden çıkarıyorum.

Peki, oyunculuk sizi manevi olarak besliyor mu?

Evet. Hiç yapamayacağımı düşündüğüm şeyleri yapıyorum, harekete geçiremeyeceğimi düşündüğüm duygularım harekete geçiyor.

Herhangi bir ruh haline bürünmek için ne yapıyorsunuz?

Diyelim, bir sahnede ağlamak zorunda kaldıysam, sevdiğim birinin başına gelen kötü bir şeyi düşünmüyorum. O anda rol arkadaşlarımın durumundan yola çıkıyorum.

Oyunculukla ilgili eğitim almış olmayı istemez miydiniz?

İsterdim ama hep çalıştım, eğitim almaya vaktim olmadı. Daha çok kendimi sette eğitmeye çalıştım.

İnsanlar tarafından merak edildiğinizi düşünüyor musunuz? Ya da insanların sizin hayatınızı bilmeye hakkı var mı?

Her hafta insanların salonlarına giriyoruz. Sokakta beni gördüklerinde bağrına basanlar var. Ama genelde beni Aslı Tandoğan olarak değil, 'Lamia' ya da 'Diyar' olarak merak ediyorlar. İnsanlar dizi seyrederek kaçıyorlar bazı şeylerden. İnsanlara bir kaçış yolu sağlıyoruz.

ŞEHİR İNSANI DELİRTİYOR

Oyunculuğun ve arp çalmanın dışında neyi iyi yapıyorsunuz?

El becerim çok iyidir. Tamir işleri gelir elimden. Elime çamur versen hemen bir biblo yaparım. Düz tahtaya resim çizmeyi beceririm. Bir de iyi ateş yakarım. Çocukluğumdan beri ailemle kampa gideriz. Denizde, teknelerde, çadırlarda yaşadık. Çok küçük yaşta dağlara tırmanmayı öğrendim, aylarca dağda bayırda yaşardık.

Doğaya bu kadar yakın olan birinin oyunculuğu sahte bulacağını düşünüyorum. Sonuç olarak sahne bir illüzyon...

Evet, ama insan doğanın bir parçasıysa, insan duygusu da bunun bir uzantısı. Bu yüzden aykırı gelmiyor.

Seçim yapmak zorunda kalsaydınız hangisini seçerdiniz; dağda tahta bir kulübede yaşamak ya da bir sinema yıldızı olmak?

İleride doğayla iç içe olacağım...

Doğayla bu kadar genç yaşta ilişki kurduğunuz için şanslı hissediyor musunuz kendinizi?

Çok. Buradaki çocuklara bakıyorum da parka bile gittikleri yok. Dağda yürümeden, yeşili koklamadan, ateş yakmayı öğrenmeden nasıl yaşar insan bilemiyorum. Şehir, insanı delirtiyor zaten...

AŞIK OLDUĞUM ZAMAN GEREĞİNİ YAPIYORUM

Tahammül edemeyeceğiniz neler var?

İnsanların cimriliği, gereğinden fazlasını kendilerine saklamaları... Yemeklerin atılmasından ve gerektiğinden fazla alışveriş yapanlardan da hoşlanmam.

Sizi ne çekiyor?

Doğanın içinde olduğumda şunu hissediyorum; ihtiyacım olan her şey var orada. Doğanın bir parçasıyım ben...

Neleri yürekten seviyorsunuz?

Hayvanları, müzik dinlemeyi, arkadaşlarımı, kitap okumayı, yüzmeyi...

Aşk, hayatınızın neresinde? Bugüne kadar hayatınızı nasıl etkiledi?

Aşık olduğum zaman, ben bu duyguyu her şeyimle yaşıyorum. Onu kabullenip gereğini yapıyorum.

Yoğun duygular sizi korkutuyor mu?

Hiç korkmam aşktan. Çok güzel bir şeydir...

Teoman Kumbaracıbaşı ile beraber misiniz hala?

Evet ve çok mutluyum. Teoman, hayatımın en önemli parçalarından biri...

Evliliği düşünüyor musunuz?

Şimdilik evliliği düyünmüyoruz. Bana biraz uzak geliyor...

SAKİN VE HUZURLU ORTAMLARI SEVERİM SAKİN VE HUZURLU ORTAMLARI SEVERİM

Çok büyük bir hayaliniz var mı?

Sinema filmlerinde oynamak istiyorum, müzik yapmak istiyorum, albüm çıkarmak istiyorum, dünyayı gezmek istiyorum. Ama bir problemim var; vaktim yok.

Önceliğiniz nedir?

Ailem ve sevdiklerim. Onlar her şeyden önemli, gerisi boş.

Hırslarınız var mı?

Hiç hırsım yok. Bir işi yapmaya soyunduysam onu en iyi şekilde yaparım o kadar.

Nasıl bir hayat yaşıyorsunuz, nereye gidiyorsunuz, neler yapıyorsunuz?

Normalde daha sakin, huzurlu ortamları seviyorum. Doğada olmayı seviyorum. Bazen nadir de olsa arp çalışıyorum...

HAYATININ U DÖNÜŞÜ

31 yaşındaki Aslı Tandoğan'ın oyunculuğa başlama hikayesi: "Antalya Devlet Operası'ndayken, menajerim bir gün fotoğrafımı ajanslara yollayacağını söyledi. Ardından bir teklif geldi. Kısa süre sonra da küçük bir kaza geçirdim ve "Hayat çok kısa, şansımı deneyeceğim" diye atlayıp İstanbul'a geldim. Hayatımda U dönüşü yaptım."

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi