Kendi hikâyeniz şimdi, burada sona erse mutlu sonla mı biterdi hüzünlü mü?
Gözüm açık gitmezdim. Nankörlük etmeyeyim mutlu bir dönemimdeyim. İnsanların karın tokluğuna iş yapmaya çalıştığı bir ülkede istediği, hayal ettiği işi yapma lüksüne ve şansına sahip biriyim. Ne mutlu bana!
Mutlu son kimine göre yatlar katlar, kimine göre iyi bir aile ve çocuklar… Sizinkisi hangisi?
ÖNEMLİ OLAN HUZUR
Akışına bırakmayı tercih ediyorum. Önemli olan huzur. Bu da kişinin kendiyle ilişkisiyle alakalı. Ben, kendimle uzun zaman önce hesaplaşıp barıştım.
Nasıl oldu?
Hayatı ve kendini kabul etmek kolay değil. Ortaokul, lise zamanları aynaya baktım. “Ezgicim sen busun işte. Nelerini seviyor, nelerini sevmiyorsun” diye sordum. Sadece fizyolojik olarak değil içsel olarak da varolan şeylerimi sevip kabullendim. Kendimle mutluyum.
HEM ŞİŞMAN HEM DİŞİ
Biz ailecek yemeyi severiz. Ama bir süre sonra yediklerimizin kilo olarak döndüğünü farkedince hareket berekettir kafasına geldik.
38 bedene düşme kararı fiziksel kaygıyla mı geldi?
Bir dönem çok kilo almıştım estetik kaygılardan ziyade sağlığıma zarar verdiğimi farkettim. Bel ağrısı çekiyordum. Profesör “bel fıtığı başlangıcı var. Dizlerin ve belin sana ileride çok dert çıkarak” dedi. Bu yüzden kilo vermek sağlık açısından iyi geldi.
Çok dert ediyor muydunuz?
Verdikten sonra “Oh be” dedim. Ama öncesinde bu benim hayata küsme sebebim değildi. Çünkü hep öyleydim ve ötekini bilmiyordum.
Kilo verdikten sonra kendinizi daha dişi hissetmeye başladınız mı?
Şişmanken de aynı şekilde hissediyordum. Beden gelip geçiyor önemli olan ruh güzel olsun.
RÖPORTAJIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...