METİN AROLAT İLE RÖPORTAJ..

''İnan neyi hakettiğimi, neyi haketmediğimi de bilmiyorum. Yani bu işin bir hakkı mı vardır onu da bilmiyorum.''

METİN AROLAT İLE RÖPORTAJ..

Sanat dünyasında birden fazla yeteneği olan ve başarılarını kanıtlamış birisin, ama sana baktığımızda star kaprisi olmayan samimi birini görüyoruz. Bu piyasaya göre fazla mütevazi değil misin?

Bu piyasaya göre fazla mütevazi olduğum doğru, hani mütevaziliği bilerek yada uygulayarak yapmadığım için değişeceğim birşey de yok, ama bu piyasa şartlarında benim bu yapım bazen zararlı olabiliyor ve zararlarını da görüyorum. Çünki ben, bir insanın kendi değerini kendisinin anlatmaması gerektiğine inanıyorum. Bir değerin varsa, bunu başkalarının görüp farkedip söylemeleri lazım. Onu yaptım bunu yaptım demek benim yapıma çok ters, sadece bu piyasa için demiyorum, hayatımın her alanında, arkadaşlık ilişkilerimde de bu böyledir. Ama böyle olunca da başarılarının meyvelerini toplamak zaman alabiliyor, oysa sen söylediğin zaman dikkati çekebiliyorsun. Hani klişe laflar vardır duyarız hep ''Bomba gibi bir albümle geliyorum'' ya da '' yılın albümünü yaptım'' gibi laflar o albüme dikkat çekilmesini sağlayabilir. En azından şunun için sağlayabilir, bu böyle konuşuyor ama acaba gerçekten yapmış mı yapmamış mı açısından merak uyandırabilir. Bu da benim yapıma ters. Ama benim kadar mütevazi olan başkaları da var bu piyasa da, örneğin Sezen Aksu. O'nun hiçbir zaman kendi işlerini övdüğünü görmedim. Hiç bir zaman mütevazilik dışında, bir sivri lafını duymadım. Demek ki olunabiliyor ve benim de yolum o yol. Bazı şeyler yavaş yavaş farkedilecektir. İnsanların kafasında şunun olacağını düşünüyorum '' Aa bu çocuk konuşmuyor, çok dikkat etmemiştim ama bak hiç bir zaman kötü birşey de yapmadı'' denmesi benim için en önemli şey . Ve birgün o yavaş yavaş yayılıp, senin yaptığın şeylerin değeri bulunur diye düşünüyorum. Çok da acelem yok hayatta...

Peki on yıl öncesinin Metin Arolat'ına baktığımızda bugün müzik kariyerinde, şarkılarıyla, besteleriyle ve yorumuyla kendini oldukça geliştirmiş birini görüyoruz. Bir 10-20 yıl sonra da kariyerlerin arasında Müzik olacak mı?

Müzik benim hayatımın bir parçası ve ben olduğum sürece müzik olacak tabiki. Ama şimdi ki şartlar çok farklı, çok fazla sanatçı var ve bunlar nedense birbirlerine rakip olarak gösteriliyorlar, oysa hepsi bir iş yapıyor, bu bir yarışma değil, bir galip çıkacak diye bir durum yok, herkes işlerini yapıyor ama halk öyle bir bilinçlenmiş ki (!) hep birini diğeri ile kıyaslama yolundalar. Bu tür şeyler bana yanlış geldiği için, ben aslında izleyicinin, dinleyicinin bilinçlenmesini isterim. Onlar bilinçlendikçe, senin yaptıgın eserlere saygı gösterecekler, başkalarıyla kıyaslamıyacaklar ve seni sen oldugun için seveceklerdir. Buna dönüşürse, bende hayatım boyunca profesyonelce yaparım bu işi tabi ki.

Şuan ki popüler müzik piyasası hakkında ki düşüncelerin nelerdir? Malum herkes para için şöhret olmak derdinde.

Evet, herkes para şöhret oluyor ya da şöhret için şöhret oluyor, kimsenin müzik için, müzik adına bişey yapayım diyip te şöhret olduğu çok az. Ama ne paranın ne de şöhretin benim umurumda olmadığını beni tanıyan herkes bilir ve dinleyenlerimde bilir. Çünkü öyle olsa, dediğin gibi çok kolay aslında gündemi karıştıracak iki üç laf edip hep senden bahsedilmesi, altın boş olursa bunlar hiçbir işe yaramıyor, ama altın dolu olursa da bunlara tenezzül etmiyorsun. Ben de tenezzül etmiyorum. Ama şunla da kendimi karşılaştıramıyorum, mesela yılın en çok satan albümlerine baktığımızda İsmail YK Şapur şupur beni ye, Şapur şupur beni öp. Bu çok satıyorsa, ben niye daha az satıyorum diye üzülemem. Çünkü ben o müziği yapamam, yapmam. Ve o tür sözler benim ne hayatımda ne de yetişmemde olmadı, eksiklik de değil bana göre. Ben iki üniversite okudum, iyi bir aileden geliyorum ve ailemde dedelerime varana kadar herkes üniversite mezunu ve dolayısıyla da Şapur Şupur beni ye diye bir şarkı yapmadım diye de yüksünemem, daha az sattım diye hiç üzülmem, satan oysa, buyursunlar alsınlar. Ama ben daha edebi sözleri olan, değerini yıllar sonra da koruyan şarkılar yapmak istiyorum. Bunda ne kadar başarılıyımdır o benim sorunum ama amacım bu, gidişatım bu ve bunları yapabilmek beni mutlu edecektir. Daha da yolun sonunda değilim, bir yolda gidiyorum ve amaç olarak orayı aldım kendime.

Ticari kaygın yok, dolayısıyla da magazine düştüğünü hiç görmedik. Ucuzlamak mıdır en büyük korkun?

Para kazanmak için yapmıyorum evet ama ticari kaygım da yok diyemem. Herkesin hayatında ticari kaygıları vardır. Arasıra aklıma gelip gidiyor, ilerisi ne olacak diye, hani evet para kazanma derdi ile yapmıyorum ama bu düşünce de çok nadir aklıma geliyor açıkcası. Ama ucuzlamak? Ben uğraşsam da ucuzlayamam ki ya ! Kendini övmek olarak algılama ama çevremdeki bazı sanatçı arkadaşlarıma bakıyorum da, onların sıradan ettiği bir laf, benim onların adına yüzümün kızarmasına neden oluyor. Yani şan ve şöhretin arkasına sığınıp pervasızca ettikleri o kadar çok laflar var ki, benim amacım o şan ve şöhretin benim önüme geçmemiş olması. Yani önce ben varım, yaptığım işler bana şöhreti getiriyorsa bunu kabul ederim, ama şan ve şöhret için patavatsızlık yapıyorsam, Allah beni bu duruma düşürmesin...

Metin Arolat deyince ilk aklımıza gelenlerden biri de erotik klipleri oluyor. Erotizmi seviyorum ve sevdiğim sürece de bu, kliplerimde olacak diyorsun. Peki günümüz Türkiyesinde bu ne kadar mümkün?

Benim yaptığım kadar mümkün, çünkü benim yaptığım erotizm, yada algılanan erotizm ucuz birşey değil. Bunun için et pazarına dönüşmüş magazin programlarını izleyebilirsiniz, orada fazlası var. Ben yönetmen olduğum için, kliplerimi hem kendim çekiyorum, kendim kurguluyorum, ışığını kendim yapıyorum, hem de nasıl durulması gerektiğini konuşuyorum. Aslında ben bir sanat yapıyorum orda, yani sadece yetenek gerektırmeyen, aynı zamanda da eğitim gerektiren birşey yapıyorum. Yani havaya atılmış, erotizm olsun diye yapılmış birşey değil bu, hep anlattığı birşeyler var orada. Ve aslında bir nevi de protestodur benim bu yaptığım, çünkü erotizmden korkulması ya da erotizm ile pornonun birbirine eşdeğer görülmesini yanlış buluyorum. Ayrıca da seviyorum erotizmi ve herkesin de sevmesi gerektiğini düşünüyorum. Kimsenin kafasına kese kağıdı geçirip dolaşmasının manası da yok. Erotizm herkesin hoşuna giden birşeydir. Erotizm aslında benim gözümde romantik ve de duygusaldır. Porno zedeleyicidir. Bir klipte öpüştük herkes erotizm dedi, oysa iki sevgili öpüşmeyecekte ne yapacak.

Film projen nasıl gidiyor?

Film çalışmalarıma başladım, senaryo yazılıyor, bazen başa dönüyoruz, bir adım atıyor dört adım geri geliyoruz. Ama her sinema yapan bilir, hep daha da iyi olmak içindir bu. Hızlı yol alırsın, ama daha iyisi olabilirmiş dediğinde tekrar başa dönebilirsin de. İşin zevkli kısmı da budur zaten.

Soyadı Kanunu ile ilgili bir proje değil mi?

Soyadı Kanunu ile ilgili proje kendi projem, senaryosunu kendim düşündüğüm, yönetmenliğini kendimin yapacağı, film müziklerini bile kendimin yapacağı bir proje bu. Bu işleri hep başka birimler yapar, ben ise hepsini kendim yapmak istediğim için oluşması da zorluk ve zaman gerektiriyor. Soyadı Kanunu ile ilgili projem en önemli projem ama hiç de belli olmaz, onun öncesinde bir gerilim filmi yada bir bilimkurgu filmi de yapabılırım.

Eline her mikrofonu alan istediği soruyu sorma ve yorumu yapmakta özgür müdür? Geçtiğimiz aylarda hoş olmayan bir uslup içeren röportajına tanık olmuştuk, artık daha dikkatli oluyor musun?

Seçici olmaya çalışıyorum evet ama bunun önüne geçilmiyor ki. Çünkü soru soranlar o röportaj izlensin diye ya da okunsun diye genelde sansasyonel başlıklar arıyorlar. Bunun için de bildikleri yöntem karşısındakini sıkıştırmak. Ben her soruya açığımdır ama benim verdiğim cevapları kesmeden yayınlamaları şartı ile, yoksa bana herkes herşeyi sorabilir.

Geçmişiyle yaşayan bir adamım, bugünü de anlık ve keyfi yaşıyorum diyorsun. Hiç mi gelecek kaygın yok?

Gelecek kaygılarım çok fazla evet ama geçmişe çok bağlıyım, geçmişi çok tutuyorum ve geçmişi sırtlanıp yük olarak taşıyorum. Bu şey gibi ya, Yeni Türkü nün bir sözü vardır Biz büyüdük ve kirlendi dünya . Aslında kendi kirlenmenle alakalı birşeydir bu. Küçükken ruhun çok temiz ve dünya güllük gülistanlık, ama büyüdükçe yaralar almaya başlıyorsun. Hayat gailesine giriyorsun ve farketmeden de kirleniyorsun yavaş yavaş. Ben hep kendimi temiz tutmaya çalışıyorum, o yüzden çevremde ki herkes bana hep der, ne kadar çocuksun, hala büyümedin diye. Öyle olacağıma hiç büyümiyeyim, o yüzden hep geçmişte kalıyorum. Bu meditasyon gibidir bende, çok canım sıkıldığında yada çok yaralandığımda, gözlerimi kapatır ve çocuklugumda yaptığım şeyleri düşünürüm.

Peki nasıl koruyorsun kendini etrafından yaralanmadan?

Açık olduğun zaman aslında korunuyosun. Onlar gibi davranırsan korunamazsın. Ben yaralandığım zaman direkt söylerim, sen beni yaraladın, canımı acıttın derim. Benimle arkadaş olmak kolay değildir. Çünkü ben ne kadar, çağa ayak uydursamda, kendime başka bir dünya yaratmış biriyim. Onun için benim arkadaşlarım benimle çok zorlanır. Herzaman karşılaştıkları insanlardan değilimdir.

Artık gönül işlerini öğrendik desek te, sence de her aşk yeni bir tuzak değil midir?

İkili bir oyundur aslında aşk. Bazen güç savaşı oluyor bazen de bir oyun. Bu da beni yoran birşey . Çiftlerin birbirlerine açık olmadıklarını düşünüyorum. Çevremde de duyduğum bu, kaçan kovalanır gibi bir dolu taktik. Ben taktiklerle oynayan bir adam değilim ki. Demin ki soruda da söylediğim gibi ben çok açığımdır. Birini seviyorsam, seni seviyorum derim, sana teslimim derim. Baştan teslim olup yenilgiyi kabul ederim, ama karşımdakinin de açık olmasını umarak tabi. Mesela hiçbir problem yokken, niye bir problemimiz yok diye problem yaratan insanlarla karşılaştım. Hani, ilişkide bir heyecan noktası arıyorlar ama yanlış arıyorlar, çünki ilişkideki heyecan noktası, sorun çıkması değil, iki insanın birbirini sevmesi olmalıdır.

Aşk herşeyi affedebilir mi gerçekten?

Affedemez ! Aşkın da bir gururu var sonuçta. Ben seviyorum deyip teslim olmuşsam, ama karşımdaki bana yalan söylüyorsa, seviyormuş gibi yapıyorsa bunu affedemem.

Bir kadında aradığın, olmazsa olmazların?

İnan bunu hiç düşünmedim, hiç belli olmuyor ki bu. Çünki geçmişte aşık olduğum kadınlara baktığımda birbirleriyle çokta alakalı tipler değiller. Hepsi başka karakterlerde ve yerlerde idi. Ama hepsinde yeni birşey gördüm. Ortak nokta şuydu evet , beni gerçekten sevdiklerini hissetmem. Sevildiğimi hissettiğim zaman kendimi veririm ben. Yalan olduğunu hissettiğim anda da çeker giderim, sormam bile, yok olurum hayatından, bana soru bile soramaz.

Dostlarını neye göre seçersin?

Dostluk çok önemli bir laf, dostu seçemiyorsun malesef, bunu ancak zaman belirliyor. Hayatında yaşadığın şeylerle, iyi gününde, kötü gününde yanında olması ile bunun süzgeci zamandır.

Peki vefalı mısındır dostlarına?

Vefalıyımdır ama vefasız olduğum ve sonradan üzüldüklerimde oldu. Ama malesef hayatın peşine düşmekle alakalı bu.

Zevk mi? Sadakat mı?

Sadakat tabiki ! Ama sadakat için de zevk gerekli, bunlar birbirini tamamlayan şeyler. Zevk almadığın birşeyden çok çabuk vazgeçersin. Zevk için aldatmam ama. Ben hiçbir zaman şundan şüphe etmedim mesela; babamın annemi aldattığı aklıma bile gelmemiştir. Ve ben o ailede yetiştim, bilmiyorum aldatma lafını da. Yeni yeni duyuyoruz bunu, gerçekten Hülya Avşar beynimize girdi, böyle birşey normalmiş gibi anlatıyor. Ama bence erkeklerin çapkınlık diye nitelendirdikleri şey bana göre eşeklik ! Biriyle berabersen ve aldatıyorsan bu senin kompleksindendir. Bana göre evliysen ya da biriyle berabersen ve de aldatıyorsan bence bu Hülya Avşarın dediği gibi çapkınlık değil, bunun adı eşeklik !

Hayranlarınla aran nasıl? Web sitende onlarla cok yakın olduğunu biliyoruz, bu basının bile ilgisini çekti. Bunu nasıl başarıyorsun?

Evet resmi web sitemde (www.metinarolat.org) çok sıcak bir aile ortamı var, birbiriyle arkadaş olanlar da çok. Ben de içlerindeyim ve onlarla paylaşıyorum. Onlara arkadaşça yaklaşıyorum ve bu zamana kadar yanlış birşey de görmedim. Bu şekilde yeni arkadaşlarımda oldu, belki bazıları ileride dostum da olabilir. Benimle iletişime geçmiş hayranlarımı isimleriyle tanıdığım da doğru. İsimleri unutmam kolay kolay, bu değer vermekle alakalı ya. Onlar beni seviyorlarsa nasıl görmezden gelebilirim ki. Ama hayranlarım arasında beni rahatsız eden olursa bunu da söylerim.

Yakın gelecekte ki sahne ve konser programların nelerdir?

Biliyorsun, konserler artık 4-5 sene önceki gibi değil artık. Belediye konserleri var, çok sanatçılı konserler var, bu sana yapılan taleple alakalı birşey. Ben o büyük konserleri verene kadar yolumda gidiyorum ve yapabileceğim herşeyi yapıyorum. Güzel şarkılar yapmaya çalışıyorum. Ama bunun dışında, eskiden bar programlarına pek sıcak bakmazdım, fakat konser sayısı azalması ve sahnede olma isteği yüzünden artık açık kapımız var. 26 Mayıs ta Keopsta sahne aldım. Arkasından İzmir, Çeşme, Bodrum, Ankara ve Eskişehir de konserlerimiz olacak. Talep olduğu sürece ben elimden geldiğince her yerde konser vermek isterim tabi ki, bunun para ile de alakası yok, yok şu fiyata gelirim, yok şu fiyata çıkarım da demem. Benim tek istediğim hayranlarımla buluşmak ve onlara karşılık vermek.

Son olarak, hakettiğin yerde olduğuna inanıyor musun?

İnan neyi hakettiğimi, neyi haketmediğimi de bilmiyorum. Yani bu işin bir hakkı mı vardır onu da bilmiyorum. Ben yapacaklarımı yapıyorum. Yaptığım işlerden asla gocunmam, kötü şarkı yaptım diyemem, şarkılarım ucuz ya da ticari derdine düşmüşte değil. Hani birileri beni daha çok sevsin diye kendimden ödün de veremem. Hakettiğim yer neresi ise beni oraya sevenlerim koyacaktır.