27 Nisan Muhtırası'nı hatırlayalım

Erdoğan'ın en sevdiği yayın yönetmeni ne yazmıştı..

27 Nisan Muhtırası'nı hatırlayalım

Tam 3 yıl öncebugün 27 Nisan 2007 gecesi Genelkurmay Başkanlığı sesgetiren "27 Nisane-muhtıra" yayınladı. TSK, Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23:20'de yaptığı,dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın kendi elleriyle yazdığı açıklamada "Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur" denildi.

27 Nisan'ın 3. yıl dönümünde hatırlayalım. Bugünlerde yandaş medyanın en bilinen ismi, Başbakan Erdoğan'ın en çok sevdiği genel yayın yönetmenlerinden olan Erdal Şafak, o günlerde ne yazmıştı. 30 Nisan günü Sabah gazetesindeki köşesinde Erdal Şafak'ın "Not etmek" başlığıyla

kaleme aldığıo yazı...

Evimiz "Türkiye laiktir, laik kalacaktır" sloganlarıyla inliyordu

Biz bu yazıyı hazırlarken, evimiz "Türkiye laiktir, laik kalacaktır" sloganlarıyla inliyordu.

Bir yandan TV kanallarıyla Çağlayan Meydanı'ndan taşınıyordu sloganlar, bir yandan da hane halkı tarafından haykırılıyordu.

Görkemli Tandoğan mitingi

Ve biz 14 Nisan'daki görkemli Tandoğan mitinginden bile kalabalık Çağlayan'ın görüntülerini izlerken, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn' i merak ediyorduk: Acaba bu kitlesel şahlanış için ne düşünecek? "Ne şeriat ne darbe" isteyen bir milyonun çok üstündeki kitlenin mesajını alabilecek mi?

Genelkurmay Başkanlığı'nın "emuhtıra"sı için esip gürledi

Çünkü o ve AB'nin tüm kurumları ile yetkilileri bugüne kadar "Darbeye hayır" dediler ama sıra "Şeriata hayır"a gelince, nedense sesleri çok cılız çıktı. Öyle de devam ediyor. Rehn beyefendi son olarak Genelkurmay Başkanlığı'nın "emuhtıra"sı için esip gürledi, "Cumhurbaşkanı seçiminin Türk Silahlı Kuvvetleri için demokrasi sınavı olduğunu", "Ordunun cumhurbaşkanı seçimi sürecinin dışında kalması gerektiğini" bildirdi. Pardon sert ve kararlı bir tonda rest çekti.

"Türkiye'nin laik kurumlarının altının oyulması" girişimlerini not ediyorlar

Ama Batı basınında da özellikle son dönemde ısrarla vurgulanan "Türkiye' nin laik kurumlarının altının oyulması" girişimleri için "Not ediyoruz" demekle yetindi. Nerede o notlar? Ve ne işe yarıyor? AB Komisyonu'nun AK Parti'nin iktidara gelmesinden bu yana yayınladığı tüm ilerleme raporlarında askere "Haddi bildirildi" ama laikliği sulandırma veya içini boşaltma girişimlerine tek cümleyle bile değinilmedi.

Arkadaş benim yaşam biçimim tehdit altında

Onlar için varsa yoksa dini özgürlükler. Tanzimat'tan bu yana ısrarlı ve sistemli olarak dayatılan talepler ve hiç kısalmayan koşullar listesi. "Arkadaş benim yaşam biçimim tehdit altında" diyorsunuz, onlar Heybeliada ruhban okulunun açılmasından dem vuruyor. "Beyler Türkiye Cumhuriyeti'nin harcı laiklik ilkesidir. Bu ilke elden giderse cumhuriyet de ortadan kalkar" diyorsunuz, onlar gayrimüslimlerin ibadet özgürlüğünden söz ediyor.

Cumhuriyet her şeyin üstünde

"Efendiler bakın sağduyulu gözlemciler neler yazıyor" deyip, Batı basınında son dönemde yer alan yorumları uzatıyorsunuz. Örneğin Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün bültenlerine giren şu uyarıyı: "Pollyannacılar tehlikeleri gereğinden daha hafife alarak yanılıyorlar. Erdoğan, Türkiye'yi hesaplanandan daha kolay ve çabuklukla değiştiriyor. Cumhurbaşkanının veto olasılığı ortadan kalkınca, laik devletten uzaklaşma eğiliminin artacağı neredeyse kesin." (Bloomberg haber ajansı)

Laik düzenin üstüne titreyen milyonlar

Konuyu değiştirip dini azınlıkların haklarından söz ediyorlar. Onlar için inancı kişisel tercih olarak gören ve laik düzenin üstüne titreyen milyonların, on milyonların korkularının, kaygılarının zerrece önemi yok. Genelkurmay bildirisi ya da muhtırasında sıralanan olaylardan, örneğin gece yarısı yemyeşil giysilere ve sımsıkı çarşaflara büründürülmüş parmak kadar çocukların Atatürk posteri ve Türk bayrağı önünde ilahiler okumalarını hatırlatsak, herhalde Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in yanıtını tekrarlayacaklar: "Biz stilist değiliz!"

Yaşasın laik Türkiye Cumhuriyeti." Duydunuz mu? Not edin!

Bir de tehdit etmiyorlar mı; ört ki ölem: "Böyle giderseniz AB'deki Türkiye karşıtlarının elini güçlendirmiş olursunuz!" Sanki o karşıtların elleri zayıfmış gibi. Sanki o karşıtlar için başka bahaneler yokmuş gibi. "Cumhurbaşkanı seçimi Silahlı Kuvvetler için demokrasi sınavı olacak." Kabul. Peki, iktidar için de Cumhuriyet sınavı olmayacak mı? Cevap: Not ettik!

Ve Çağlayan Meydanı'ndaki yüz binlerin gür sesi evimizi dolduruyor: "Yaşasın laik Türkiye Cumhuriyeti." Duydunuz mu? Not edin!