Cem Yılmaz'la bir daha asla

Ömer Faruk Sorak, Cem Yılmaz ile yaşadığı kırgınlığın "G.O.R.A"nın çekimlerinde başladığını söyledi ve polemiklere "Bir daha asla Cem Yılmaz'la" çalışmam diyerek son noktayı koydu

Cem Yılmaz'la bir daha asla

"Vizontele" ve "G.O.R.A." filmlerinin yönetmeni Ömer Faruk Sorak'la hem yeni filmi "Sınav"ı hem de haziranda çekimlerine başlayacağı 13 milyon dolar bütçeli "Derin Su"yu konuştuk. Sorak, "Bir proje getirirse asla çalışmam" diyerek Cem Yılmaz'la arasındaki kırgınlığı da ilk kez Kelebek'e anlattı..

Sınav filminde son durum nedir? Gişe hasılatı olarak beklentinize ulaşabildiniz mi?

- Her şey çok iyi gidiyor... "Bu adam çekiyorsa, bu film güzel olur" diyecek bir kitle var artık karşımda. Ne acıdır ki "Sınav" filmi, benim rüştümü ispatlama filmim oldu. İyi ki de "Sınav" oldu. Allah korusun rüştümü ispatladığım film, "Bakamıyorum, midem kalkıyor" denilen "G.O.R.A." da olabilirdi.

Bunu Cem Yılmaz mı söyledi?

- Evet, bir röportajında okumuştum. Benim çektiğim "G.O.R.A." yüzünden ele güne rezil olmuş Cem (Yılmaz). Yine bir gazete röportajında Cem, "G.O.R.A.'ya bakmaya içim bile el vermiyor, midem kalkıyor. G.O.R.A. bu kadar çok izleyiciyi hak etmedi. O kadar kişinin izleyebileceği daha doğru bir film yapılabilirdi. İyilikten maraz doğar" gibi açıklamalar yapmış. Bunları okuyunca insan çok üzülüyor.

Aranızdaki kırgınlığın sebebi Cem Yılmaz'ın bu açıklamaları mı?

- Evet, bu açıklamalarından dolayı ona kırıldım. Ama küsmek falan yok yani.

Cem Yılmaz, "G.O.R.A."yı çekerken size 100 bin dolar vermiş. Sonra da bu parayı geri istemiş. Siz de tartışmışsınız. Bu doğru mu?

- Film çekilirken Cem 100 bin dolar değil, 150 bin dolar verdi, bu doğru. Ama bu 150 bin dolarlık mesele Cem'le, o işe el koyan TMSF arasında yaşanmış ve çözülmüş bir meseledir. Benim bu olayla hiç alakam yoktur. Benim asıl canımı sıkan, bu olayın sanki ben Cem'e borç takmışım gibi algılanmasıdır. Açıp bu konuyu Cem'e sordum. O da; "Abi bu konu asla benden çıkmadı. Ben böyle bir şeyi nasıl söylerim? İnşallah bunu yeni çıkacak filmimin promosyonu için kullandığımı düşünmüyorsundur" dedi. Ben de ona, "Sen de takdir edersin ki ben de filmimin promosyonu olsun diye böyle bir şey çıkarmadım" dedim. Fena bir durum yani.

Şimdi Cem Yılmaz'ın "Hokkabaz" filmiyle sizin "Sınav" filminiz karşı karşıya getiriliyor. Bu durumdan rahatsız mısınız?

- Ne Cem ne de ben, "Hadi bakalım hodri meydan" duygusu ile bu filmleri yapmadık. İkimiz de rekabet etmek için ortaya çıkmadık. Benim tek derdim, kalite olarak önceki filmlerimin altına düşmemek.

Peki, "Sınav" diğer çektiğiniz filmlerden daha mı iyi?

- Kesinlikle. Hatta çok daha iyisini yaptım. Bu bir hırstır, iddiadır. Ama bu bir başkasının yaptığıyla karşılaştırma iddiası değildir. Benim için yürüdüğüm yolun doğru olması önemli. Kendi kulvarımızda koşarken "Acaba o ne durumda" diye birbirimize bakarsak, hiçbir yere varamayız. O yüzden kimin ne yaptığını bu anlamda hiç önemsemiyorum. Hatta yaptığım işlerin, "Bir de bunu yapayım" diye yola çıkan bir mantıkla karşılaştırılmasından mutsuzum.

Yani yönetmen olmamasına rağmen, yönetmenlik yapanlarla karşılaştırılmaktan huzursuz oluyorsunuz...

- "Bir de oyunculuğu deneyeyim, sinema filmi çekeyim bakalım becerebilecek miyim?" diyen insanlarla işim yok benim.

Cem Yılmaz ve "Hokkabaz"a bir gönderme mi bunlar?

- Hayır! Sadece "Hokkabaz"dan söz etmiyorum. "Dur bakayım ya ben bir film çevireyim" diyen şarkıcıdan da söz ediyorum! Bakın benim derdim ne Cem ne de Hokkabaz. Yüzde 100 eminim ki Cem'in de benim yaptığım işle hiçbir derdi yok. Onun da derdi kendisiyle ve daha iyisini yapmakla.

"Hokkabaz"ı nasıl buldunuz?

- Çok beğendim, süper.

Oyuncu Cem Yılmaz'ın, senaryo yazarlığını, yönetmenliğini beğendiniz...

- Tabii ki. Bir oyuncu bütün bunları yapabilir. Cem de yapmış zaten. Cem zaten, "Ben bunu yapabilecek, emanet edebileceğim bir adam bulsam, deli miyim bütün bunlarla uğraşayım. Ben mecbur olduğum için yapıyorum" noktasındaydı. Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan gibi yönetmenlik yapma iddiasında da olan biri değil. Belki de ben onu yönetmenlik yapmaya mecbur hale getirdim.

Nasıl?

- "G.O.R.A."da beraber çalışarak ikimiz de birtakım dersler çıkardık. O da, "Ben bir işimi asla bir başkasına emanet etmeyeceğim." diyerek, hiç istemediği halde yönetmen olmuş olabilir. Cem Yılmaz'ın benden illallah etmesine sebep olan olay, benim "G.O.R.A."da istediğimi yapmamdır. Eğer "Hokkabaz"ı, ismi hiç önemli değil herhangi bir yönetmen çekse, şimdikinden çok daha güzel olabilirdi. Ya da Cem, her şeyle birebir uğraşmaktansa, oyununa çok daha fazla konsantre olurdu. Fakat geçmişte benden öyle bir ders almış hali var ki, "Hokkabaz" çok daha iyi film olma ihtimalini belki de bu yüzden kaybetti. "Hokkabaz"ın daha iyi bir film olmasına eğer engel olduysam Türk halkından özür diliyorum.

Diyelim ki Cem Yılmaz yeni bir film çekecek ve size geldi. Birlikte çalışır mısınız?

- Ben bir daha Cem Yılmaz'la çalışmam. Sadece Cem değil, herhangi bir stardan gelen herhangi bir projeyi asla yapmam. Kendi projemde bir starı oynatırım, onunla sonuna kadar çalışırım ama stardan gelen, önceden tasarlanmış bir projeye, önüme servet koysalar dönüp bakmam. Şimdi, "Aman biz de çok meraklıydık sana" diyenler çıkabilir. Ben yine de söylüyorum. Herhangi bir starın aklında bana proje getirmek varsa, sakın getirmesin. Zaten o kişi bir sene sabretsin, kendi projesini çeker hale gelir. Yanına da benim eski asistanlarımdan birini aldı mı, tamamdır.

Cem Yılmaz'ın "Hokkabaz"da çalıştığı yönetmen Ali Taner Baltacı sizin asistanınız mıydı?

- Evet...

Dorsay film izlerken uyuyor olabilir

"Sınav"da aldığım övgüyü, daha önceki hiçbir filmimde almadım. Meslektaşlarımdan, oyuncu arkadaşlarımdan ve vatandaşlardan her gün tebrik telefonları alıyorum. "Sınav"la ilgili şu ana kadar herhangi kötü bir eleştiri almadım. Sadece Atilla Dorsay gala gecesi, teknik bir arızadan dolayı yaşanan 20 dakika gecikme için kalkıp, "Siz önce doğru düzgün gala yapmasını öğrenin. Ben ondan sonra izlerim filmi" diyerek salonu terk etti. Sonra da sağlık durumunun elverişli olmadığını söyledi. Sağlık durumu elverişli değilse, gelmeyecekti. Geldiyse de haddini bilecekti. Atilla Dorsay benim için artık yazdıklarını ciddiye almayacağım birisidir. Çünkü hangi sağlıklı ya da sağlıksız koşulda bir filmi izlediğini bilmiyorum. Filmi izlerken uyuyor da olabilir.

Bruce Willis'e teklif götürdük

Senaryosu Onur Tan'a ait olan "Derin Su" üzerine uzun zamandır çalışıyoruz. "Derin Su", 12-13 milyon dolarlık bütçesi olan bir film. Böylesi büyük bir bütçe için Fida Film'den Murat Akdilek ile bu yola baş koyduk. Filmin dünya dağıtım haklarını bir yabancı ortakla paylaşacağız. Ön hazırlıklar 15 Kasım'da başlayacak. Çekimler ise haziranda yapılacak. Aralık 2007'de de vizyona girecek. Planımız bu... Filmde oynaması kesinleşen isimler, Fikret Kuşkan, Ozan Güven, Haluk Bilginer, Çetin Tekindor, Meltem Cumbul, Okan Bayülgen ve Yasemin Dalkılıç. Bir de dolaylı olarak haber gönderdiğimiz ve teklifimize sıcak baktıklarını söyleyen Mehmet Günsür ve Nejat İşler var... Yurtdışından da Bruce Willis ve Nick Nolte ile görüştük. Prensipte anlaştık. NATO'ya bağlı geminin komutanı rolünde yer alacaklar. Bu film, sadece Dumlupınar denizaltısının batış hikayesini anlatan bir film değil. Bu filmde, Dumlupınar ve Atalay denizaltılarından, Ertuğrul Fırkateyni ve Çanakkale Savaşları'ndan esintiler var. Bizim