Görüntümle değil sesimle tanınıyorum

Atv Ana Haber'in başarılı haber spikeri Şebnem Sunar Küçük: Mesleğimle ilgili en büyük gururu beni sesimden tanıdıkları zaman yaşıyorum..

Görüntümle değil sesimle tanınıyorum

13 yıl boyunca atv'de haberleri sunan Şebnem Sunar Küçük, 1.5 yıllık aradan sonra ekrana döndü. Bir süredir atv Ana Haber Bülteni'ni sunan Küçük, 'Türkiye'nin en genç haber spikeri olarak bu işe atv'de başladım. Eşimin yurt dışında olması ve babamın rahatsızlığı nedeni ile bir süre ara vermek zorunda kaldım. Tekrar atv'de başladığım için çok mutluyum, kendimi yuvama dönmüş gibi hissediyorum. Haftasonu haberleri için anlaştım ama bir anchorman bulunana kadar hafta içi haberlerini de sunuyorum.' diyor.

* atv haberle bütünleşmiş isimlerden birisiniz. Neden ekrandan bu kadar uzak kaldınız?

Eşimin yurt dışında çalışıyor olması ve babamın hastalığı devreye girince yoğun bir dönem geçirdim. Biraz dinlenmek, biraz eşimle, çocuğumla birarada olmak istedim. Kadroda değişiklik olunca yeniden atv'ye döndüm..

* Bu süre içinde neler yaptınız?

Eşim yurt dışında çalıştığı için yanına gidip geldim. Yaz aylarını kızımla Los Angeles'ta geçirdik, orada anne-kız okula gittik. Hayran olduğum Hollywood sektörünü gözlemleme fırsatım oldu.

* Neler gözlemlediniz orada?

Orada da reyting savaşı var. Ama her şey o kadar doğal yapılıyor ki... Burada ise çok ekran kirliliği var.

* Ali Kırca'nın ayrılmasından sonra reytinglerin çok düşeceği konuşuluyordu. Ama geçtiğimiz gün atv Ana Haber'in reytingi Show 'u geçti. Bu başarının sırrı nedir sizce?

Evet, ama şunu unutmamak gerekir ki atv çok prestijli bir marka. Daha önce de yönetim değişti ve ben o dönemlerin en yakın tanığıyım. O zaman da büyük bir özveriyle çalışmıştık ve reytingimiz değişmemişti. Şimdi de bu dönemi en iyi şekilde atlatmak için çalışıyoruz, başarıyoruz da... Buna genel müdürümüz Adem Gürses'in, Yaşar Gürsoy'un, Tolga Özkan'ın ve tüm ekibin emeği eklenince eski standardımızı korumamız şaşırtmadı.

HADDİMİ BİLMEM GEREKİR

* Çok güçlü rakipleriniz var aslında... Bir yanda Ali Kırca diğer yanda Mehmet Ali Birand... Bu durum sizde stres yaratıyor mu?

Türkiye'nin en önemli anchormanleri ile aynı anda prime time'da ekranda olmak zor ama son derece heyecanlı bir durum. Bu bana gurur veriyor. 13 senenin verdiği tecrübeye dayanarak bu boşluğu elimden geldiği kadar doldurmaya çalışıyorum.

* Reyting savaşının içinde hissediyor musunuz kendinizi?

Savaşın içindeymişim gibi bakmıyorum. Eğer öyle bakarsanız, her şey stresli olur. Ben duruma iyi yönünden bakmaya çalışan biriyim. Motivasyonu yüksek bir ekiple çalıştığım için bu yarış bana mutluluk veriyor, germiyor. Ama ben de reytingleri merak ediyorum.

* Haberi yorumlayarak anlatmak niye erkeklerin tekelinde?

Bu yurt dışında da böyle... Dünya erkeklerin dünyası derler ya... Belki ülkemizde o yaşta ve o tecrübede bir anchorwoman olmadığı için olabilir. Başarılı anchorman'lerin arkasında başarılı kadınlar var. Buna en somut örnek Ayşenur Arslan'dır... Ali Kırca'dan sonra Birand'ın okuduğu haberler de onun elinden çıkıyor. Bana gelince izleyici benden sadece haberleri dinlemek ister, yorumuma ihtiyaç duymaz. Ama bir Ali Kırca, Mehmet Ali Birand, bir Uğur Dündar veya Reha Muhtar için durum farklı. Mesela, Körfez Savaşı çıktığında biz o dönemi okuyarak, izleyerek öğrendik ama onlar yaşadılar. 25 senelik bir tecrübem olduğunda daha farklı şekilde sergileyebilirim. Haddimi bilmem gerek.

* Bu işe başladığınız günlerdeki habercilikle şu dönemdeki habercilik arasında fazla değişiklik var mı?

Bir kere bu kadar magazinsel bir gündemimiz yoktu. Siyaset içerikli haberler ağırlıkta olurdu. Artık gelin kaynana programlarından tutun da sanatçıların özel hayatlarına kadar her şey ana haber bültenlerine girer oldu. Bir de bültenlerin süresi bu kadar uzun değildi.

Kadınlar saçımı beğeniyor kuaförümü merak ediyor! * Sizce ana haberi izlettiren haber mi, yoksa haber spikeri mi?

İkisi de... Donanımınız olmalı ama kendinizi dinlettirmeniz de gerekiyor. İşin okulunu bitiren ama kendini dinletemeyen çok spiker var. Haber spikerliğinin melodisi var, insanlar o sesi duyduklarında karşısında biriyle konuşuyor gibi hissetmeli. Mesleğimle ilgili en çok gururu, beni sesimden tanıdıklarında yaşıyorum. Sokakta görüntümle insanlar beni tanımakta güçlük çekiyor ama bir gün bir kadın beni 'bu sesi dünyanın neresinde olsa tanırım' deyip sarılmıştı.

* Mehmet Ali Birand çok düzgün diksiyonu olan bir anchorman değil. Hızlı konuşuyor vs...

İzleyici onu hoş görüyor, çünkü izleyici ile öyle bir samimiyet kurmuş. Yılların habercisi olmanın verdiği bir güven var. Yıllar önce 32. Gün'den beri öyle konuşan bir haberci... Ben izlerken hiç rahatsız olmuyorum.

* Ana haberi sunarken estetik veya güzel gözükmek gibi kadınca takıntılarınız var mı?

Hayır. Kaşım gözüm nasıl, nasıl durursam daha güzel gözükürüm diye düşünmüyorum. O yüzden feminen bir yanım ortaya çıkmayabilir. Küpe takmam, bazen kolye takarım. Ama renkli giyinmeyi severim. Özellikle kadınlar kıyafetimle, saçımla ilgileniyor. Hatta kuaförümün numarasını santrale bırakmak zorunda kaldım.

Tüm enerjimi kızımdan alıyorum! * Mutlu bir evliliğiniz ve 11 yaşında bir kızınız var...

Evet, aslında çok zor bir mesleğim var. Ama ben özel hayatını da arka plana atamayan biriyim. İkisini dengelemeye çalışıyorum. Bu konuda eşimin desteği çok büyük.

* Eşiniz iş dolayısıyla yurt dışında yaşıyor. Peki zor olmuyor mu evliliğinizi korumak?

Eşim haftasonları geliyor. Zaten İstanbul gibi bir yerde eşler ancak akşam saatlerinde 1-2 saat birbirini görebiliyor. Biz birbirimizi o kadar iyi tanıyoruz ki... O benim hayat arkadaşım, akıl hocam her şeyim... İşlerimizden ötürü birbirimize gerilimimizi yansıtmıyoruz.

* Kızınız sizi ekranda izlediği zaman ne diyor?

Senem benim yaptığım işi çok seviyor. Bazen beni eleştiriyor, 'Anne şunu giyseydin veya şu haber de daha farklı bakabilirdin' gibi, akıl veriyor. O benim en iyi arkadaşım, onsuz hiçbir yere gitmem mesela. Enerjimi ondan alıyorum.

Sabah