Küçük İbo boyundan büyük laflar etti

Küçük İbo basın toplantısı düzenledi.

Küçük İbo boyundan büyük laflar etti

Sayın basın mensubu arkadaşlarım ve şu anda yanımda olan dostlarım, çağrıma kulak verip bugün burada benimle olduğunuz için sizlere çok teşekkür ediyorum.

Bu arada buluşmamızı organize eden D'SİLVA ALIŞVERİŞ MERKEZİ yetkililerine ve yönetim kurulu başkanı sayın FEVZİ İLHANLI'ya da, sanata ve sanatçıya tam destek çalışmalarında şahsıma da bu imkanı tanımalarından ötürü şükranlarımı sunmayı borç bilirim.

Yine her zaman yanımda olup bana inancından ve güveninden ödün vermeyen Atasever Grup Müzik'in sahibi sayın Fatih Atasever'e de teşekkürlerimi iletiyorum. Bana inanan ve desteklerini esirgemeyen dostlarımı mahcup etmeyeceğime huzurlarınızda söz veriyorum.

NEDEN SUSTUM? NEDEN SUSKUN KALDIM?

Bugün burada şimdiye kadar bana sorduğunuz ama suskun kalmayı tercih ettiğim konulara açıklık getirmek üzere bir araya geldik.Amacım polemik yapmak ve suni gündemler yaratmak olmadığından izah edilmesi artık kaçınılmaz hale gelen konuları bu çatı altında açmak, yine bu çatı altında noktalamak istiyorum.

Bugünkü toplantıyı kendime bir nevi hediye olarak görüyorum çünkü üç gün önce benim doğum günümdü ve gerçek dostlarımın desteğiyle bana bir nevi terapi etkisi yapacak olan bu toplantıya karar verdik. Bu arada sayın Tatlıses'ten gelen doğum günü mesajı da benim için çok anlamlıydı.Kendisine çok teşekkür ediyorum onu çok seviyorum.

Bildiğiniz gibi ekranlara, albüm çalışmasına ve TV prodüksiyon,sinema filmi,reklam çalışması gibi projelere bir süre ara vermiştim. Ama sahne ve konser çalışmalarım devam etmekteydi. Ara vermemin sebebi, bana güvenen ve seven halkımın karşısına kalitesiz ve sırf ticari kaygı ile yapılmış hiçbir sanatsal boyutu olmayan içi boş projelerle çıkıp onlara bir nevi ihanette bulunmak istemediğimdendir. Yaptığım işin kalitesine önce ben inanmalıyım ki, sonuna kadar arkasında durabileyim. Artık içime sinen projelerle buluştuğum için bugün itibarıyla başlayacak olan hızlı sanatsal faaliyetler trafiğime bu basın toplantısıyla start vermiş oluyorum ki, beynimi kemiren lüzumsuz ve haksız eleştiriler de açıklığa kavuşsun, kendimi işime rahatça teslim edebileyim.

PARA VE ŞÖHRETİN BENİ BOZMASINA İZİN VERMEDİM...

Yapı itibarıyla, özünden taviz vermeyen, onurunu ve gururunu paraya değişmeyen, çocuk yaşta erken gelen şöhretin, paranın ve renkli hayatın bile bozmasına izin vermediğim bir yapım vardır.Ara verdiğim dönemlerde hakkımda çıkarılan piyasa dedikodularına, yapılan ayak oyunlarına saygımdan ödün vermemek adına ve bu konuda hiç alınacak bir konumda olmadığımdan kulaklarımı tıkadım.

Fakat gördüm ki bu çirkinliklerle üzerimden prim yapmaya çalışan kan emiciler, daha ağır hakaretlerle beni baskı altında tutmaya çalıştılar. Ben de, "maymun gözünü açtı beyler geçmiş ola artık karşınızda hiçbir şeyden anlamayan ufacık bir çocuk yok" demek istedim.

Bugün burada bir takım şeyleri anlatmaya çalışıyorsam,içime ata ata dolduğum ve son damlanın bardağı taşırması misali taştığım içindir.

Küçücük yaşımda yanımda her zaman benimle olan yapımcısından sanatçısına,basın mensubundan yönetmenine kadar pek çok kişi o günlerde hiçbir malzemeye ihtiyaç duymazken bugün benden çeşitli suni gündem malzemeleriyle bütünleşmem gerektiğini öneriyor ve piyasanın şartlarının bunu gerektirdiğini söylüyorlar.

Dediklerine göre racon böyleymiş ama benim midem bu raconu kabul etmedi.Benim halkım da bu tarz şeylere prim veriyor ve inanıyor olamaz diye düşünüyorum.

Bana önerdiklerini duyduğumda şok oldum.Babamdan ayrı görmediğim menfaatsiz duygularla sevdiğim başkaları gibi kendisinden beklenti içine girmediğim üstadım İbrahim Tatlıses'e dil uzatmam gerektiğinden tutun da ablam, annem yaşındaki medyatik bayanlarla aşk dedikodusu çıkartmam gerektiğine, ya da gündemdeki insanların cinsel yaşamlarına, tercihlerine dil uzatmam gerektiğine kadar akla hayale sığmayan çirkinlikte pek çok vicdan dışı öneri bulunuyordu.

Dahası camiada yakın diyalogda olduğum ünlülerin sırlarını deşifre edecek bir kitap yazmam için bile teklif getirildi.Bu tarz beyinlere yazıklar olsun diyorum ve hepsini sizlere ve halkımıza şikayet ediyorum.

BÖYLE ANILMAKTANSA, KAPORTACI OLRUM...

Bunlarla adım anılacağına, annemin çocukluğumdan beri önerdiği gibi sanatçı olacağına, oto kaportacı ol önerisini dinlerim, ya da kafama sıkar giderim daha iyi.

Aslında masanın bu tarafına siz basın mensuplarını alıp diğer tarafa ben geçsem belki de daha iyi olurdu.Gerçek-

ten size sormak istediğim o kadar çok şey var ki. Yani bu tarz haberler gerçekten prim yapıyor mu?

Kaliteli ve gerçek anlamda sanatsal alana giren çalışmalar ilgi alanınıza girmiyor mu?

Peki biz sanatçılar sizler bizi ateşlemezseniz nasıl üretkenlik alanında birbirimizle yarışıpgüzel şeylere imza atabiliriz?

Belki de bu yüzden artık eski şeylere dönüş yapılıyor ve nostalji fırtınaları esiyor.Çünkü günümüzde artık bir şey üretilemiyor moduna girdik. Bolca sanat eleştirmenimiz olsa, basın sadece üretene yer verse, bizde bir an önce eksiklerimizi tamamlayıp güzel şeyler üretebilme anlamında yarışırdık.

KÜÇÜK İBO BİTTİ DİYENLERE: HODRİ MEYDAN!

Yokluğumda;Küçük İbo bitti, sesi kalmadı,parasız perişan,kendini geliştiremedi, psikolojisi bozulmuş gibi söylentilere imza atanlara sesleniyorum hodri meydan. Eğer söylediklerinizin arkasında gerçekten duruyorsanız ben buradayım,çıkıp yüzüme söyleyin ve haklı iseniz alnınızdan öpeceğim.

Bakın neleri açıklamama sebep oluyorlar.

Kalkmış çocukluk sesimin kalmadığından dem vuruyorlar. Bunu sesin bitmesi olarak yorumluyorlar.Çocuk sesinin baki kalması nerede görülmüş? Kendileri ergenlik döneminden geçerken ses değişimi yaşamadılar mı? Bu süreci Emrah da yaşadı. Bilimin kabul ettiği bir gerçeği burada açıklamak zorunda kalıyorum, gerçekten çok komik. Bana ve hocalarıma göre bugünkü sesim daha işlevli ve kendimi daha rahat ifade edebildiğim bir ses.Tabii zevk meselesi seven de olur sevmeyen de, saygı duyarım.

Sonra kafayı eğitimime taktılar.Ben bir eğitimcinin çocuğuyum ve şu anda üniversiteye devam ediyorum. Bunun yanı sıra mesleki alanımla ilgili eğitimlerim de şan dersi,oyunculuk dersi gibi devam etmektedir. Bu da yetmedi ailemle beraber yaşamamı bile mevzu yaptılar. Bu benim özelim ve tercihim.İleride farklı bir tercihim olursa onu da ben bilirim.Yani eleştirecek başka konu mu kalmadı?

Ekonomik anlamda sıkıntıda olduğum da konuşulanlar arasında. Sanki benim mali müşavirimmiş gibi yorum yapıyorlar. Sanırım şuyum var buyum var gibi... Huzurunuzda mal beyanında bulunmak benim için olduğu kadar sizler için de gereksiz ve çirkin olmalı.Allah'a şükür iş açısından hiç düşüş yaşamadım ve ne ben ne de ailem

kimseye muhtaç değiliz.

Gördüğünüz gibi şu an karşınızda ne medyatik bir kadının adına sığınarak, ne birilerine dil uzatarak, ne de paranın gücünü yanıma alarak bulunmuyorum.Hiç bir zaman da öyle göremeyeceksiniz.Bir insanın sürekli atıp tuttuğu konuda eksikliği olduğuna inandığım için her konuya birer kere değinip geçiyorum. Çünkü derler ya alım yok ki alınayım.Benim tek istediğim kirlenmeye karşı el ele olup değerlerimizi koruyalım,yanlış insanlara paye vermeyelim yeter.Yani adalet istiyorum.

Zamanında alnımın teriyle aldığım araba basında konu olmuştu da yanlış anlaşılmamak için satmıştım.Şimdi bakıyorum maşallah yüzler kösele olmuş, yüzüne tükürsen gündemde kalmak için yarabbi şükür diyorlar.Basının hepimiz üzerinde şüphesiz büyük emeği ve adımızın duyulmasında katkısı vardır.Ama güçlerin hoyratça kullanılması da bana göre yanlış.Kendi iç çekişmelerimizden dünyayı unuttuk.Neden dünya çapında yarış haline girmeyelim?

Neyimiz eksik?

TATLISES, KOLTUĞA ÖNCE BENİ OTURTTU...

20 KİŞİ BİR ARAYA GELSEK, TATLISES OLAMAYIZ

Kalkmışlar, veliaht sendin, bendim tartışmasına girmişler. O da yetmemiş üstada bile dil uzatmışlar.Üç beş kaset fazla satacak diye bu tarz hareketlere lüzum var mı? İbrahim ağabey, İbo Şov'da bana "senin oğlum ido'dan farkın yok, sen benim veliahdımsın" deyip koltuğuna oturttuğunda çocuk halimle bile şımarmadım, o payeye layık olmaya çalıştım.Çünkü bir babalık yapıp çocuğu gibi görüp yirmi veliaht ilan etse bile, herkes biliyor ki yirmimiz bir araya gelsek onun çeyreği etmeyiz.

Yüzüm ve yüreğim çocuksu olabilir ama, beynim asla değil. İnsanların olmadık konuları kar sayması, asıl kendi bitmişliklerini gösterir.Adamlar reytinglerini bile malzeme yapıyor.Ben de söyleyeyim de bari içimde uhde kalmasın.Benon üç bölüm diye başladığım diziyi seksen üç bölümde bitirdim. Çünkü reytingler çok iyiydi ama üzerinde bile durmadım. Çünkü daha iyilerini yapabileceğimi biliyorum.Hem de o günkü reytinglere bugün kimse ulaşamıyor.Albüm satışım milyonu aşmıştı şu kadar sattım en büyük benim havalarına hiç girmedim. Bırakın da halk tayin etsin büyük olduğunuzu.

Ben, yirmi üç yaşında ve yolun çok başında bir sanatçı adayıyım. Ancak halk bana sanatçısın diyebilir, ben kendi kendime unvanlar yapıştıramam.

İster Küçük İbo deyin, ister İbrahim kabulümdür. Nasıl bağrınıza basmışsanız öyle görün beni.Ama ne olur bugünü milat kabul edelim ve yanlışlara prim vermeyi bırakıp sevdiklerimize güç verelim.Ben kendimi yalnız hissetmek istemiyorum.

AŞIK OLMAKTAN KORKAR OLDUM...

Camiada yaşadıklarımdan sonra aşık olmaktan bile korkar oldum.Acaba karşımdakinin yansıttığı gerçek duyguları mı, yoksa maskeli hali mi diye kimseden emin olamıyorum.Hani çocuk psikolojisini tartışırdınız ya, ilk çıktığım günlerde hatta elimden mikrofonumu ve sahnemi bile almak istemiştiniz hatırlarsanız!

Oysa beni etkileyen onlar değil işte bu yaşadıklarımdır.Bu açıklamalarım bir nevi çocuk ünlülerin psikolojik analizi de sayılabilir.Cevaplar burada yatıyor.

Hülya Avşar'ın kucağına oturmamı yanlış buldunuz ama bana yanlış bir etkisi olmadı.Onu bir abla gibi görüyordum, hala da öyledir benim için.Bizim toplumumuzdaki bacı, abla kavramları nereye gitti?

Büyük küçük her anlamda birbirine girmiş, çok yazık. Benim çocukluğuma bu tarz yaşananlar değil, kan emicilerin beni yok sayması ve çirkinlikler teklif etmesi darbe vurdu.Çok şükür ailem ve gerçek dostlarım sayesinde aştım ama olmamalıydı.

Çok hassas ve duygusal bir insanım ben. Başkası olsa kendisine önerilen her şeye evet derdi, bugün birilerinin yaptığı gibi.Ama ben hiçbir zaman kıvırmayı beceremedim. Renkli ışıklar, şöhret ve para hep son planda oldu benim için.Tek etkilendiğim sadakatsizlik, vefasızlık ve art niyet.

Çok da vaktinizi almak,sizleri sıkmak istemiyorum.Sıkıntılarımı paylaşmak,dertleşmek istemiştim, hoşgörünüze sığınıyorum.

Bu arada siyasete giren İbrahim ağabeye de başarılar diliyorum.Urfa'lı olarak çok gurur duydum.Oyum onundur.

Teşekkürler.

İbrahim

(Küçük İbo)