Mengi Baykal'a fena çattı

Vatan Gazetesi yazarı Ruhat Mengi, Deniz Baykal'ı çok kızdıracak bir yazı kaleme aldı.

Mengi Baykal'a fena çattı

Baykal'ın 'Böyle muhalefet olmaz' sözleriyle eleştirdiği Kılıçdaroğlu'na destek niteliğindeki yazı Ruhat Mengi'den geldi. Mengi, 'Bir siyasetçinin gözünü; kendi partisine ‘yenilgi tüyoları verecek kadar' hırs bürüdüğünü görmek doğrusu çok acı ama işte bugüne kadar Cumhuriyetçi kesimde büyük kitlelerin CHP'ye oy verirken "Baykal'a rağmen" demelerinin nedenlerinden biri onun bu yönüdür.' sözleriyle Baykal'a fena çattı.

İşte Ruhat Mengi'nin o yazısı

Buna "severek öldürmek" veya "överek vurmak" deniyor, çaktırmadan vurmaya çalışanlar kullanıyor... Deniz Baykal'ın son konuşmasında partisiyle ilgili söyledikleri aynen böyle, hele bazı sözleri iyice öfkeden, hasetten gözlerinin karardığını gösteriyor maalesef, normal siyasetçi sınırlarını aşıp hatta yıkıp geçiyor. Oysa dikkat, bumerang gibidir ölçüsüzlük, "bir sıçradım çekirge" dersiniz, ikide veya üçte döner sizi vurur... Konuşmasının ‘Anayasa değişikliği ve referandumla ilgili genel doğrular' kısmına diyecek yok, bunlar daha önce söylendi, yazıldı ama tekrar tekrar anlatılması gerekiyor ki referandum kasıtlı olarak aceleye getirildiği için anlamadan oy verenler de anlasınlar.

Baykal bu konuda: "Değişiklikler kapsamlı olarak tartışmaya açılamamış, basın susturulmuş, muhalefet etkisizleştirilmiştir" diyor ki doğrudur (dün "demokratik gelişme nerede" sorusuyla ben de aynı noktalara değinmiştim.) "İkinci 12 Eylül Anayasası yapıldı, demokrasi darbe yedi" diyor ki zaten 12 Eylül Anayasası ile gelen birçok madde korundu, bunların üstüne bir de "yüksek mahkemelerin tümüyle iktidar yönetimine girmesi, kuvvetler ayrılığının toptan ortadan kalkması" başka şekilde açıklanamaz... "Yüzde 42 büyük yenilgi yaşamış gibi bir hava yaratıldı, oysa Anayasa bakımından yüzde 58 çok büyük zafiyettir, siyasi bakımdan başarı kabul edilemez" diyor, doğrudur; anayasa toplum sözleşmesi olduğu ve toplum yaşamını düzenlediği için aslında

demokratik bir ülkede "halkın yarısına yakınının istemediği önemli bir anayasa değişikliğinin kabulü" mümkün değildir. Bunlar doğrular... Sonra CHP'ye geçiyor ki konuşmanın temeli bu zaten ve bakın nasıl vuruyor.

TEDİRGİNLİK VARSA...

Bir yandan "CHP'nin yenilenip geliştiğini" söylüyor, sonra "yenileşme tartışmalarının tedirginlik yarattığını görüyorum. Bu tedirginliğin bir sorun, sıkıntı yaratmasına eminim CHP izin vermeyecektir, değişimi ‘dönüşüm' noktasına taşımayacaktır" diyor. Yenileşme tartışmaları tedirginlik yarattı çünkü kendisinin ve Önder Sav'ın koltuk kavgaları ve yeni yönetimin dibini oyma gayretleri kendi partilerine zarar verdi. Öte yanda; yenilenen ve "agresif, sert ve keskin çizgilerle büyük kesimleri karşısına alan" politikasından kurtulmuş, halka yakın bir ana muhalefet partisinin kendilerine çok daha ciddi bir rakip olacağını gören diğer partiler de ilk günden beri bin çeşit yalanla Kemal Kılıçdaroğlu'na duyulan güveni sarsmaya çalışıyorlar. Bunlar bir araya gelince "tedirginlik" ortaya çıkması doğaldır.

Deniz Baykal eğer böyle bir tedirginlikle karşılaşmışsa önce gerçekleri o kişilere anlatması, sonra da tedirginliği millete anlatacağına samimiyetle ‘partisinin yönetimini' uyarması gerekir. Doğru ve dürüst siyaset, dürüst davranış budur. Onun böyle davranmaya niyetli olmadığı baştan belliydi, genel başkanlıktan gitmesine neden olan olayın bir daha aynı göreve talip olmamasını da gerektirdiğini bilmesine rağmen "bu talepte bulunmayacağını" söyleyerek ortada devamlı bir "yönetim tartışması varmış havası" yaratmak isteyenlerin önünü kesmediği gibi ikide bir "kurultay, kurultay" diye tutturarak yönetimin açıklamalarını geçersiz kılmaya, bir anlamda rakiplerine koz vermeye devam etti.

"SABAHA KADAR AĞLAYACAK"MIŞ!

Ama son söyledikleri hepsinin üstüne tüy dikecek nitelikte... "Borusu ötenin peşine takılarak muhalefet olmaz"mış. "Kazanacağız diye çalışıp seçim kaybetmenin ne olduğunu sabahlara kadar ağlayarak anlayacaklar"mış. "Ortak duyguyu, sevinci, hüznü, yenilgiyi yaşamış olacaklar"mış. Bir siyasetçinin gözünü; kendi partisine ‘yenilgi tüyoları verecek kadar' hırs bürüdüğünü görmek doğrusu çok acı ama işte bugüne kadar Cumhuriyetçi kesimde büyük kitlelerin CHP'ye oy verirken "Baykal'a rağmen" demelerinin nedenlerinden biri onun bu yönüdür. Diğer nedenler arasında "muhalefette kalmayı, aynı oyu muhafaza etmeyi yıllar boyunca yeterli sayan Baykal anlayışı" vardır ki işte ilk günden beri "iktidar olmak üzere çalışacağını" söyleyen Kılıçdaroğlu ile aralarındaki büyük farkların en önemlisi budur. Onun için Baykal "yenilgi tavsiyelerini" kendine saklamalı, moral bozmaya çalışmaktan vazgeçmelidir, zira çok çirkin bir tablo yaratıyor bu.

CHP BAYKAL İÇİN DE MÜCADELE VERECEK

Referandum sürecinde kendisine yakın bir kadın milletvekilini halka "iktidar partisinin anayasa değişikliğine destek veren" konuşmalar yaparken görenler oldu, bu da inanılır gibi değil ama ben aynı olayın seçimde de yaşanabileceğine artık inanıyorum. Bu koltuk hırsı, o yenilsin bana belki ortam doğar ümidi (kaç seçim kaybedip yerinden kıpırdamayan biri bu hayali nasıl taşıyor bilinmez) hala varken "ülkenin geleceği"nin bile ikinci plana itilmesi çok da ihtimal dahilindedir. Kısacası, öyle görünüyor ki CHP bir mücadele de Baykal faktörüne karşı verecek!