Oral Çalışlar Özdil'e çattı

Özdil'in 'Yumruk' yazısına bir tepki de meslektaşı Oray Çalışlar'dan geldi

Oral Çalışlar Özdil'e çattı

Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, Eski DTP Lideri Ahmet Türk'e Samsun'ya yapılan yumruklu saldırı sonrasında köşesinde 'Yumruk' başlıklı bir yazı kaleme almış ve Türk'e atılan yumruğun 'demokratik bir hak' olduğunu ifade etmişti. Özdil, bu yazısı nedeniyle meslektaşlarının yoğun eleştirilerine mağruz kaldı.

Dün, Özdil'e bir tepki de Radikal gazetesi yazarı Oray Çalışlar'dan geldi. Çalışlar köşesinde Özdil'i eleştirdi ve geçmişe uzanarak "gördüğüm en rezil manşeti de o atmıştı" diyerek Özdil'e sert çıktı.

İşte Çalışlar'ın "Irkçıdan üçüncü sayfa yazarı yaparsan..." başlıklı o yazısı:

Tam on yıl önceydi. Galatasaray, İngiltere'nin Leeds United takımıyla karşılaşıyordu. İki Leeds United taraftarı İstanbul'da bıçaklanarak öldürüldü. Galatasaray iki gol atarak maçı kazandı.

'Two size'

O dönemde Uzanların gazetesi olan Star'ın manşeti şöyleydi? "TWO SİZE!" 8 Nisan 2000 günlü Cumhuriyet gazetesinde yer alan ve bu manşeti eleştiren yazımda şunları söylemiştim: "...dünkü Star gazetesinin birinci sayfasını gördüğümde, bu ülkenin bir yurttaşı olarak, bir gazeteci olarak dehşete düştüm...Yazının spotunda şu korkunç ifadeler var: 'Holiganların sokakta da, sahada da ağzını burnunu kırdık...Biz Türkler, Avrupalı rakiplerimizi çiçeklerle karşılar, alkışlarla uğurlarız...Ama sizi, suratınıza TÜKÜREREK gönderiyoruz! Two...Two... İngiltere'ye kadar yolunuz var..'

Fotoğraf'ta bir İngiliz taraftar dayak yiyor, yere diz çökmüş kendisini korumaya çalışıyor. Fotoğrafın altında şunlar yazılı: 'Leedsli holiganlara Taksim'de kafasına vura vura toprağı öptürdüler... Leedsli futbolculara Ali Sami Yen'in çimlerinde cenaze namazı kıldırdılar. Hem de two rekat.'"

Türkiye demokratik bir ülke olsa böyle bir gazete satılamaz

8 Nisan 2000 tarihli yazım şöyle devam ediyor: "Türkiye demokratik bir ülke olsa, Star gazetesini çıkaran gazetecilerin gazeteciliğinin düşmesi gerekir. Türkiye demokratik bir ülke olsa, Star yöneticilerinin 'Adam öldürmeye teşvik suçu'ndan yargılanmaları gerekir. Türkiye demokratik bir ülke olsa, böyle bir gazete satılamaz."

Aradan tam 10 sene geçti. Ahmet Türk'e yumruk atıldı, burnu kırıldı. Türkiye'nin vicdan sahibi insanları bu saldırıdan acı duydu. Ahmet Türk, Kürtlerle Türkler arasındaki gerilimden yararlanarak bir şiddet ortamı yaratmayı amaçlayan yaklaşımı doğru algılayarak, "aklı selim" çağrısında bulundu. Kendi acısını bir yana bırakarak, tepkinin büyük çaplı bir şiddete dönüşmesini engellemeye odaklandı.

'Burnunu böyle kırarız' diyerek saf tutuyor

10 yıl önce Leeds United maçında iki taraftarın öldürülmesini bir zafer gibi sunan bu gazetecilerden birisinin kim olduğunu merak edenlere söyleyeyim. Ahmet Türk'ün saldırıya uğramasını "oh oldu" diyerek karşılayan aynı isim. Bu kez yazısının başlığı "Yumruk"tu. O gün katilleri destekleyen ve mağdura "two size" diyen adam, bugün de, "burnunu böyle kırarız" diyerek saldırganın yanında saf tutuyor.

Göbeğini kaşıyan adam

Toplumdaki ırkçı birikimi "kışkırtmak" ve saldırganlığı örgütleyecek cümleler, haberler, manşetler yaratmak, bu tür gazetecilerin ve yazarların ustalıklarını her fırsatta kanıtladıkları bir alandır. Gücünü şiddeti ve lümpenliği kışkırtmaktan alan saldırganlığı tutkuyla savunan bu gazetecilerin attıkları bu tarz manşetleri savunmak için en sık kullandıkları argümanlardan biri halktır. Canları istediğinde ise "göbeğini kaşıyan adam" diye halkı aşağılamayı da iyi bilirler.

Bu anlayışı çok iyi tanıyoruz

10 sene önce Leeds United taraftarlarını öldürenleri destekleyen manşetleri eleştirenlere o zaman şu karşılığı vermişti bu yazar: "Sabahtan bu yana gelen tebriklerden telefonlarımız kilitlendi. Sen ne diyorsun halk bundan hoşlanıyor." "Yumruk" yazısı, medyanın içindeki çürümüşlüğün, ırkçı kışkırtıcılığın sıçradığı yeni bir aşamayı temsil ediyor. Toplum içindeki çatışmaları kışkırtmaktan, nefreti körüklemekten rant sağlayan, bu ranta güvenerek her fırsatta daha da fazla taraftar toplamaya çalışan bu anlayışı çok iyi tanıyoruz.

Bir gün sonra yine aynı gazetede bu saldırgan yazıya destek çıkan başka bir yazı yer aldı. O yazarın o köşeye atanmasını sağlayan aklın, "ne zekice yazı" diyerek bu anlayışın yanında saf tutması, elbette ki şaşırtıcı olmadı. "Yumruk" saldırganlığını destekleyen yazıyı övgülere boğan yazarın da bir geçmişi bulunuyor. Ahmet Kaya'yı ölüme gönderen kışkırtıcı manşetleri o atmış, "Ogün Samast'ı anlamak gerekir" gibi (empati çabası kılığı içinde olsa da) empatiyi engelleyen bakış açılarını o üretmişti. Ölüm oruçlarından sonra gerçekleşen vahşi katliamı kışkırtan yalan haberler de onun eseriydi. Sahta "Andıç" belgeleriyle gazeteci meslektaşlarını silahların önüne atan da yine oydu.

Bu da bizim meleki utancımız

Daha neler neler... Saymakla bitmez...Bunları ilk kez yaşamıyoruz. Acı olan, bu gazeteci ve yazar tipinin hala etkisini sürdürmekte ve meslek içinde kilit noktaları kontrol etmeye devam edebilmekte olması. Bu da bizim mesleki utancımız.