Mart ayında gösterime girecek 'Umut Adası'nda Gürkan Tavukçuoğlu, uyuşturucu kullanan bir genci canlandırıyor. İlk başta yönetmen ve yapımcının kendisine pek de sıcak bakmadığını söyleyen Tavukçuoğlu 'Üç gün sonra yanlarına gittiğimde saçlarımı kestirmiş, bakışımla, anlatmak istediklerimle artık filmde canlandıracağım karaktere dönüşmüştüm' diyor
'Kızlar Yurdu', 'Bütün Çocuklarım', 'Kanlı Düğün', 'Kampüsistan', 'Şöhret' dizilerinde rol alan Gürkan Tavukçuoğlu, pek çok dizide de konuk oyuncu olarak yer almış. Ayrıca birkaç televizyon filmi ve yemek programı sunuculuğu da yapan 25 yaşındaki genç oyuncunun tiyatro sevdası 10 yaşında başlamış. 1996 yılında arkadaşlarını toplayıp 'Zamane Oyuncuları' adında amatör bir tiyatro topluluğu kurmuş. Ve bu ekiple hiçbir donanımları yokken çok sayıda tiyatro eserini sahnelemişler Atacan Eğitim Kurumları'nın da yardımıyla... Bu arada üniversite sınavlarına girip Endüstri Mühendisliği'ni kazanan Tavukçuoğlu, tiyatro tutkusu ağır basınca okulu yarıda bırakıp oyunculuk eğitimine yönelmiş. Halen Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Oyunculuk Bölümü'nde okuyor. Aynı zamanda kendi kurduğu grupla tiyatro oyunları sahnelemeye devam ediyor. Dans konusunda da oldukça iddialı. Cha-cha'dan rumba'ya birçok dans konusunda oldukça tecrübeli. Geçen sezon oynadığı 'Rüzgarlı Bahçe', 'Aşk Her Yaşta' ve 'Kanlı Düğün' adlı üç dizi de yayından kaldırılmış. Ama o yine de Türkiye'de pek çok oyuncu iş bulamazken, birçok dizide yer almasını (yayından kaldırılmış olsa bile) şans olarak değerlendiriyor. 'Kendim için doğru bir iş yaptığımı düşünüyorum. Doğru zamanda, doğru işin geleceğine eminim. 'Umut Adası' da böyle bir zamanda geldi' diyor. Filmde Halef Tiken, Arzu Yanardağ, Ali Sürmeli, Zafer Algöz ve Anetta Kellow ile birlikte rol alan Gürkan Tavukçuoğlu'yla sinema ve oyunculuk üzerine konuştuk.
'Umut Adası' nasıl bir film oldu? Ekibe nasıl katıldınız?
Sanat ağırlıklı bir film oldu. Oyunculuğumu sergileyebileceğim bir proje olduğu için çok seviniyorum. Filmin cast sorumlusu Latif Akgedik'ten teklif geldi. Filmin kadrosu belliydi ve ben sonradan katıldım ekibe. Bu nedenle senaryoyu elime aldıktan üç gün sonra çekime girdim. Uyuşturucu kullanan bir genci canlandırıyorum. İlk başta yönetmen ve yapımcı bu rolü benim oynamamı istemediler. Ancak ben üç gün sonra yanlarına gittiğimde saçlarımı kestirmiş, bakışımla, anlatmak istediklerimle artık filmde canlandıracağım karaktere, Yusuf'a dönüşmüştüm. Film, Türkiye'den İngiltere'ye giden mültecilerin hayatını konu alıyor. Tüm karakterler İngiltere'de karşılaşıyor yani bir şekilde yolları kesişiyor. Çekimler İstanbul, Kahramanmaraş ve İngiltere'de gerçekleşti. Kahramanmaraş nüfusunun üçte ikisi İngiltere'de yaşıyormuş. Oraya gittiğim zaman canlandırdığım karaktere benzeyen çok insan gördüm. Yusuf, jonglörlük yapan bir genç. Hep bir yabancı ülke görme merakı içerisinde. Bir yakınından etkilenerek onunla gitmeye karar veriyor. Ve birlikte İngiltere'ye kaçıyorlar. Film de böyle başlıyor...
HEPSİ GERÇEK
İngiltere'ye giderken başınızdan neler geçiyor? Buradan gidenlerle örtüşüyor mu hikayenin anlattıkları?
Filmde ne yaşanıyorsa hepsi gerçek. Gemiye alınıp atılan insanlar var. Biz de çekimleri zor şartlarda gerçekleştirdik. Birlikte kaldığınız insanlara güvenemiyorsunuz. Sığındığınız yerler çok kötü... Gerçekten de kimbilir nasıl zor şeyler yaşıyorlardır.
'Uyuşturucu kullanan bir genci canlandırıyorum' dediniz. Son zamanlarda filmlerde uyuşturucu faktörünün bu kadar ön plana çıkması sizce doğru mu?
Evet, İngiltere'ye giden Yusuf, orada uyuşturucu kullanan birine aşık oluyor ve o da deniyor. Ortada kötüye giden bir yeni nesil var. 15-25 yaş arası gençlerde sigara, içki ve uyuşturucu kullanımı inanılmaz derecede arttığını gözlemliyoruz. Yani abartılmış bir kontrolsüzlük söz konusu. Aynı 'Barda' filmi gibi... O da gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Böyle filmler olmak zorunda diye düşünüyorum. 'Senin ülkende bir şeyler oluyor' diye birilerinin gözüne sokulmak isteniyor.
İlk sinema filminizin yurtdışında çekilmesi büyük bir avantaj olmuş. Buradaki çekimler ile orayı kıyasladığınızda ne gibi farklılıklar gözünüze çarptı?
En büyük hayalim İngilizce oynamaktı ki, bu filmde oldu. Kahramanmaraş'tan çıkıp İngiltere'ye giden bir genci oynadığım için bozuk bir İngilizce kullandım filmde. Dizilerden farklı olarak sinema filminde oyunculuk ön plana çıkıyor. Bir bakışınla bile çok şey anlatabilirsin. Keşke bundan sonra hep filmlerde yer alabilsem. Sinema sektörü çok zor bir sektör. Mesela Sinan Çetin'in çektiği 'Romantik' filmi 7 yıl tozlu raflarda bekledi. Böyle şeyler olabiliyor. Umarım film sektörü daha da hareketlenir. Dizide sadece kendinle ilgilenirken sinema filminde bir bütün olarak düşünmek zorundasın. Teknik olanaklar açısından baktığımızda ise dizilere kıyasla ummadığın açıları görme şansın oluyor. Dizilerde masraf olmasın diye bunlara hiç girilmiyor bile. Ama çok da dizilere sırtımı dönerek konuşmak, umutsuz olmak da istemem. Çünkü bir 'Avrupa Yakası', 'Hatırla Sevgili' gibi doğru giden işler de yapılıyor. Ve bu projeler insanlar tarafından da ilgi görüyor.
HERKES OYUNCU OLUYOR
Gençlerin ekranda görünme merakını nasıl yorumluyorsunuz? Bu kadar alternatif arasında kendinize şans tanıyor musunuz?
Hangi yarışma programını izlesem anneme 'Bak yeni bir yüz geliyor' diyorum. Survivor gibi bir yarışmadan çıkan adam film çekebiliyor bizim ülkemizde. Eğitim çok önemsenmiyor. İnanmak çok önemli. Ben akademik olarak da, donanım olarak da oyunculuğa hazırım. Donanımlı olmamdan dolayı da tercih edileceğimi özellikle de aksiyon içeren dizilerde ön planda olabileceğimi düşünüyorum. Dövüş sanatlarıyla ilgileniyorum, kılıç kullanıyorum ve dans ediyorum. Bir oyuncu az ya da çok şarkı söyleyebilmeli ve vücudu esnek olmalı. Oyunculuk dediğin şey her role uyum sağlayabilmeyi gerektiriyor. Dört bakışla film çeken insanlar var. Bazı oyuncuları izlerken bu adamın hayatında hiç mi bir şey olmuyor diye düşünüyorum. Filmde bir sahnem vardı soğukta terlediğimi hatırlıyorum. Oyunculuk böyle bir şey.
Filmden önce kendinizi ispat etmek için hevesle tüm projelere 'evet' dediniz mi?
Hayır, aksine her projeye evet demediğim için tanınmıyorum. İnsan bir kapıyı açarken hayatında diğer kapıları kapatmaması lazım. Yaptığım işlerle ön plana çıkmak istiyorum. Magazin basınında yer almak istemem. İşini iyi yaparsan doğru zamanda, doğru yere gelirsin. 50 yaşıma geldiğimde bir ekol olmayı çok isterim. Erken yaşta tiyatroya başlayıp grup kurdum. Tek başına bir yere gelmek yerine ekip olmanın önemli olduğuna inandım. 35 yaşıma geldiğimde işime saygı duymalarını isterim.
Sırada danslı çocuk oyunu var
Gürkan Tavukçuoğlu, oyunculuk anlamında Celal Kadri Kınoğlu, Haluk Bilginer, Zuhal Olcay, Engin Günaydın ve Erol Günaydın'ı çok beğendiğini söylüyor. 'Çıkıntıları olmasaydı Nejat İşler'i de beğeniyordum. Okan Bayülgen'in programındaki tavırlarından rahatsız oldum, o film için oradaydı ve filme saygı göstermesi gerekirdi' diyen genç oyuncu, göz önündeki insanların yaşamına dikkat etmeleri gerektiğini düşünüyor. Beğendiği oyuncular arasında umduklarını Türkiye'de bulamadığını düşündüğü Mehmet Günsur'u da eklemeden geçmiyor.
Kendi tiyatro grubuyla '12 Dans Eden Prenses' masalından uyarlama 'Dans Eden Prensesler' adında bir çocuk oyunu sahneleyen Gürkan Tavukçuoğlu ayrıca Güngör Dilmen'in 'Deli Dumrul' adlı eserinide sahneye koyacaklarını söylüyor. Yazın ise Fas'ta çekilecek ve eğer ismi değişmezse 'Kerbela' diye bir filmde yer alacak.
EKİN TÜRKANTOS - ekin.turkantos@aksam.com.tr