Homoseksüellik 1973 yılından itibaren psikiyatrlar tarafından hastalık olarak kabul edilmemektedir ve aynı karşı cinse ilgi duymak gibi bir cinsel yönelim olarak düşünülmektedir.
Bu kararın alınmasında homoseksüelliğin hastalık olmadığı inancının yanında bu grup insana karşı oluşan haksız tepki cephesini yıkmak isteği, tedavi adı altında yapılanların şarlatanlık boyutuna varmış olması ve bilimsel deneye dayananların da bir işe yaramaması rol oynamıştır. Aile Hekimliği Uzmanı, Clinica Gayrettepe Tıbbi Direktörü Dr. Eren Eroğl, Mynet okurlarından gelen soruları yanıtlıyor.
Kızımın kız sevgilisi varBen tek başıma hayat mücadelesi veren 39 yaşında bir bayanım, kızım ise 14 yaşında ve bir psikiyatr tarafından takip ediliyor.
Şimdiki problem yeni kız arkadaşı; bu kız netten bulduğu 17 yaşında başka şehirde oturan bir öğrenci. Buna benzer bir kız arkadaşı daha vardı bir süre önce. Kızım fark etmeden günlüklerini okuyordum. Öpüştüklerini yazdığında hayatımın şokunu yaşamış ve bunu kızımın suratına vurmuştum. Allah'tan o kızla küstü ve
görüşmüyorlar ama bu yeni arkadaşı içinde aynı şeyler geçerli. Bu sefer de bilgisayardaki konuşma kayıtlarını fark ettim.Kız sürekli ondan tahrik olup olmadığını soruyordu ve bir mesajında da nasıl üstünü çıkaracağını yazıyordu. Ben de yine dayanamayıp kızımın suratına bunları da vurdum çünkü tahammül sınırımı aşıyor tüm olanlar.
Kızım bu sene Anadolu lisesini kazandı ve bu yüzden de mutlu. Fakat yeni okulunda arkadaş bulamadığı için bu kızla mutlu olduğunu, onu sevdiğini söylüyor ve zamanını o kız internete girecek diye bilgisayar başında bekleyerek geçiriyor. Eski eşim çocuğuna karşı ilgisiz,halası ise sınırsız para veriyor. Nedendir tüm bunlar diye düşünmekten çıldıracağım.
Her ikinizin de zor bir dönem geçirdiği ortada. Özellikle erkek çocuk sahibi ailelerin yaşadığı ergenlik döneminde şekillenmeye başlayan cinsel kimliğin normal olarak kabul edilenden sapacağı endişesinin sizin için de geçerli olduğu görülüyor.
Homoseksüellik 1973 yılından itibaren psikiyatrlar tarafından hastalık olarak kabul edilmemektedir ve aynı karşı cinse ilgi duymak gibi bir cinsel yönelim olarak düşünülmektedir. Bu kararın alınmasında homoseksüelliğin hastalık olmadığı inancının yanında bu grup insana karşı oluşan haksız tepki cephesini yıkmak isteği, tedavi adı altında yapılanların şarlatanlık boyutuna varmış olması ve bilimsel deneye dayananların da bir işe yaramaması rol oynamıştır.
Tıbbi söylemde son zamanlarda önemli bir değişiklik olmuştur. Artık eşcinselliğe "cinsel tercih" denilmemekte bunu yerine "yönelim" kelimesi kullanılmaktadır. Çünkü tercih kelimesi iradeyi ve isteği ifade eder; ama eşcinsellik konunun uzmanlarına göre bir durumdur, seçim değil.
Bugün konuyla ilgili birçok bilim adamı cinsel kimlik yöneliminin çevresel, duygusal, hormonal ve biyolojik faktörlerin birbiri ile etkileşmesi ile oluştuğu inancındadır. Başka bir deyişle insanın cinsel kimliğinin belirlenmesinde bir çok etken rol oynar bu etkenler kişiden kişiye farklılık gösterir.
Ergenlik dönemi değişken bir dönemdir, demektedir psikiyatrlar; bu dönemdeki homoseksüel işaretler yetişkinlik döneminde de kesinlikle devam edecek anlamı taşımaz. Çocuklar kimliklerini keşfederken birbirleri ile homoseksüel çağrışımlar yapacak ilişki içinde bulunabilirler ama gerçek yönelimleri eşcinsellik değildir.
Son yıllarda varılan ortak kanı anne ve babanın çocuğu yetiştirme şekilleri yada aynı cinsten birisi ile cinsel deneyim yaşamış olmanın homoseksüelliğe sebep olmadığıdır. Eşcinselliğin bir akıl hastalığı olmadığı kesindir fakat bu durumun yarattığı sosyal zorluklar ve çoğunluktan ayrılmanın getirdiği yalnızlık, güvensizlik hissi kişinin kendiyle barışamamasına ve huzur içinde yaşayamamasına sebep olabilir. Eşcinsel kişi çevreden kendisine karşı hissettiği reddetmeyi kendi özüne karşı da duyabilir. Bu durum insanı kendi ile ateşkese varmak üzere ciddi profesyonel destek gerektirecek kadar önemli olabilir.
Göz ardı edilmemesi gereken unsurlardan biri de anne babanın nasıl bir pozisyon alacaklarını bilememeleridir. Bir çoğu tepkilerini sertçe ortaya koymanın genci sarsıp doğru bildikleri yola getireceğini ümit ederler. Fakat bu tavır ne eşcinsel yönelim içindeki gence nede özellikle bu haldeki çocuklarla kurulması gereken sağlam ilişkiye fayda sağlayacaktır. Tepkisel olmak, planlamadan ve düşünmeden hareket etmek her iki tarafa da zarar verir. Zaman zaman kişilik ve inançlar öne plana çıkmakta ve sizin de dediğiniz gibi olaylar tahammül sınırlarımızı aşmaktadır. Fakat anne baba olmak sadece bilgi ve deneyimler ile kendi doğru bildiklerimizi çocuğa aktarmak değil bazen kendini onların yerine koymak, ihtiyacı olduğunda yanında bulunmak ve korkudan titreyen ruhuna destek olmaktır.