2028’e giderken asıl mesele: Kim milletvekili olacak?
Türkiye’de her seçim öncesi aynı cümleyi duyarız: “Bu seçim, en önemli seçim.” Muhtemelen 2028’e giderken de benzer bir atmosfer yaşanacak. Ama bu kez seçimlerin kaderini yalnızca liderlerin performansı değil, onları Meclis’te temsil edecek kadroların niteliği de belirleyecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugüne kadar girdiği her seçimde siyasi ağırlığını ortaya koydu. Ancak artık seçmen yalnızca lidere değil, o liderin vizyonunu yasama organında temsil edecek isimlere de daha dikkatli bakıyor. Güçlü liderlik elbette önemlidir; fakat o liderliği kalıcı kılan, doğru kadrolardır.
Bu nedenle milletvekili listeleri, bir partinin vereceği en kritik stratejik kararlardan biridir.
Öncelikle aday belirleme süreci; ahbap-çavuş ilişkileriyle kişisel referanslarla ya da çeşitli odakların telkinleriyle şekillenmemelidir. Milletvekili, herhangi bir grubun değil; davasının, partisinin ve milletin temsilcisidir. AK Parti’nin adayları da yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu siyasi vizyonu taşıyan isimlerden oluşmalıdır.
İkinci ve belki de en önemli başlık ise liyakattir.
Bugünün milletvekili profilinde, iki özellik aynı anda bulunmalıdır. Bir yandan dünyayı okuyabilen, entelektüel birikimi güçlü, ekranlarda kendini ifade edebilen isimler… Diğer yandan vatandaşın derdiyle dertlenen, teşkilatı tanıyan, sokağın nabzını tutabilen siyasetçiler…
Sadece televizyon ekranlarında görünen ama sahaya inmeyen bir vekil eksiktir. Sadece sahada olup fikir üretmeyen, ülkenin meselelerine yön veremeyen bir vekil de eksiktir.
Çünkü milletvekili, yalnızca hükümetin politikalarını vatandaşa anlatan kişi değildir. Aynı zamanda vatandaşın sesini devlete taşıyan en güçlü köprüdür. O köprü sağlam kurulursa siyaset güçlenir; zayıf kurulursa ilk kaybolan şey, vatandaşın temsil edildiğine duyduğu güvendir.
Bir başka önemli konu ise aday belirleme sürecine yönelik baskılardır. Elbette teşkilatlar görüş bildirir, partinin büyükleri değerlendirmelerde bulunur. Ancak hiçbir referans, hiçbir kişisel yakınlık ve hiçbir grup etkisi, liyakatin önüne geçmemelidir. Yanlış hazırlanan listelerin bedelini yalnızca listeyi hazırlayanlar değil, seçim gecesi bütün teşkilat öder.
2028 seçimlerine daha zaman var. Belki de tam bu yüzden bugünden konuşmak gerekiyor. Çünkü seçimler, yalnızca sandığın kurulduğu gün kazanılmaz; aday listelerinin oluşturulduğu gün kazanılmaya ya da kaybedilmeye başlanır.
Bugün sorulması gereken asıl soru, “Cumhurbaşkanı Erdoğan nasıl bir kampanya yürütecek?” değildir.
Asıl soru şudur:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi vizyonunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kimler temsil edecek?”
Çünkü 2028’in sonucunu belirleyecek en önemli unsur, belki de bu soruya verilecek doğru cevap olacaktır.