Takdiri ilahi
Bu nasıl bir çaresizliktir?
Bu nasıl bir umutsuzluktur?
Bu nasıl bir kindir?
Bu nasıl bir vizyonsuzluktur?
Bu nasıl bir beyin ölümüdür?
Adam,
“Seçim kaybedecek” demiyor,
“Yenilecek” demiyor,
“Daha iyisi gelecek” demiyor,
“Ölecek” diyor!
Başka hiçbir umudu kalmamış.
Allah sıralısını verirse kendisi daha önce gidecek ve göremeyecek ama hala büyük bir iştahla “ölecek” diyor.
Kariyerinde iletişim var, siyaset bilim var, basın yayın var, doçentlik var ama geldiği nokta bu.
Siyasi bir dönemin ancak bir kişinin ölümü ile değişeceğine inanacak kadar sığ.
Evet, farkındayım, doçentimiz Sayın Cumhurbaşkanı “ölecek” dediği için değil, onu İspanyol diktatör Franco’ya, dönemi de Franco dönemine benzettiği için suçlanıyor.
Ben insani kısmı alıp buraya hiç girmek istemezdim ama yine de birkaç şey söylemek isterim.
Franco dönemi bir iç savaşın sonucudur. Doçentimiz Türkiye’yi hangi iç savaşın içinde görmektedir?
2002 öncesinde Türkiye’de bir iç savaş yoktur ama onlarca bankanın içinin boşaltıldığı, halkın devlet eliyle soyulduğu çok derin bir kriz dönemi vardır. Bunun müsebbipleri de ilk seçimde tepetakla gitmişlerdir. Ondan sonrası ise büyük bir toparlanma ve bugün gelinen toplumsal barış sürecidir.
Eğer bir Franco döneminden söz edilecekse, doçentimizin yazılarının vesayetçi generaller tarafından gazete kupürleri halinde mahkemelere getirilip iktidarların onun bu palavraları ile devrilmesi dönemi daha uygun olur.
“Acem bülbülü öttü” başlığı ile hayali İslami terör örgütü üreten,
“411 el Kaosa Kalktı” başlığı ile kaos ve iç savaş çığırtkanlığı yapan doçentimiz Frankoculuktan en son şikâyet edecek kişidir.
Takdir-i ilahiye elbette kimsenin itirazı yok
Ama ölümden medet ummak muhalefetin 25 yılın sonunda bütün pusulalarını, bütün referanslarını, bütün insanlığınıkaybettiğinin göstergesi.
Hayatla bağları bu kadar.
Demek artık tek umut bu kaldı ha?
Yüzyıllık sözde ideolojileriniz,
Yüzyıldır hiçbiri tutmayan öngörüleriniz,
Yüzyıllık sözde siyasi mücadeleniz, geldi burada karaya oturdu ha?
Ölümden medet ummak…
Yazık.
Ama bir şeyi anlayamıyorsunuz.
Bütün kininizi bir kişiye odakladığınız için onun arkasındaki, onun yönettiği, onu izleyecek yapıyı göremiyorsunuz.
Ayrıca,
İnsanlar bu memlekete çeyrek asırda bunca hizmet etmiş birini unuturlar mı sanıyorsunuz?
Asıl önemlisi, bundan daha azına razı olurlar mı sanıyorsunuz?
Siz Türkiye’nin nereye geldiğinin farkında değilsiniz.
Türkiye’yi hala o çarpık, o süfli, o nihilist, o gerçeklikten kopuk paralel evreninizdeki Türkiye sanıyorsunuz.
Hasbelkader iktidara gelseniz bile bugünkü Türkiye’yi omuzlayıp, olduğu yerde bile tutmayı sürdürecek ne bilgi birikiminiz ne yeteneğiniz ne niyetiniz, hatta ne de ahlakınız var.
Bu millet “Devlet yok Ahbap var” diyenlerin eline devlet teslim eder mi sanıyorsunuz?
Allah bu emekli doçentimize de uzun ömür versin elbette ama bununki yaşamak değil artık.
Bu arada toplumda benim de iştirak ettiğim, kendinden geçmiş şekilde şu duayı eden milyonlar var bunu da bilin. O dua şöyle:
Ya Rabb ömrümüzden al Cumhurbaşkanımızın ömrüne ekle.
Onu başımızdan eksik etme. Gücüne güç, ömrüne bereket ver..