Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Adem Metan
08.04.2026 08:36

Yılmaz Özdil…

Adem Metan
Adem Metan @AdemMetan

Hayatımda hiç karşılaşmadım.

Aynı ortamda bulunmadım, aynı havayı solumadım.

Hatta zaman zaman, eleştirilerinin sınırları zorladığını düşündüğüm de oldu.

Üstelik bunu sadece karşı mahalleye değil, kendi bulunduğu çevreye karşı da yapabilen bir isimden bahsediyoruz.

Ama sonuçta bir gerçek var: Yılmaz Özdil bu.

Ve bu gerçeği yok sayarak bir yere varamayız.

Çünkü mesele sadece ne söylediği değil, nasıl bir etki oluşturduğu.

Yeri geldiğinde millî bir duruş sergilemesi, masaya yumruğunu vurabilmesi, sesi çıkmayanların sesi olmaya çalışması…

Açıkçası bunlar, beni etkileyen tarafları.

Bir şehit çocuğunun hayallerine dokunduğu ve onun hayatında somut bir değişim oluşturduğu hikayeyi hatırlayın.

O hikayede sadece bir gazeteci yoktu ki…

Aynı zamanda, toplumsal vicdanı harekete geçiren bir anlatıcı vardı.

Bazen bir köşe yazısında, bazen bir YouTube videosunda, bazen de ekranda kurduğu bir cümleyle insanı alıp bambaşka yerlere götürebilen bir dil…

İşte bu yüzden, ben Yılmaz Özdil’in yakın tarihin önemli tanıklarından biri olduğunu düşünüyorum.

Ama tam da bu yüzden meseleyi basite indirgeyip “Ne oldu Yılmaz Özdil?” diyerek bir linç diline savrulmak istemiyorum.

Çünkü mesele, kişilerden daha büyük, daha derin.

Yıllar önce katıldığım bir televizyon programında şunu söylemiştim…

“Eğer bugün iktidarda olan güç, yarın muhalefete geçseydi, Türkiye’de gazetecilik bugünkünden çok daha ileri bir noktaya gitmezdi.”

Ağır bir cümle, evet…

Fakat üzerine biraz durup düşününce, aslında hiç de yabancı gelmiyor.

Çünkü sorun sadece iktidar ya da muhalefet meselesi değil.

Mesele zihniyet meselesi…

Güce yakın olunduğunda eleştiriye tahammül azalıyor, uzakta kalındığında ise eleştiri çoğu zaman ölçüsünü kaybedebiliyor.

Üstelik bu gerçeği, muhalif gazeteciler de kendi aralarında konuşuyor.

Biliyorlar, görüyorlar…

Fakat bunu yüksek sesle dile getirmek her zaman kolay olmuyor.

Çünkü bu kez de başka bir baskı devreye giriyor: “Kendi mahallene karşı konuşma” baskısı.

Bugün baktığınızda; bakanlar, belediye başkanları ya da farklı görevlerdeki isimler…

Eleştirisini dozunda yapan, hakarete kaçmayan, bilgiye dayalı konuşan insanlarla bir araya gelebiliyor.

Diyalog kurabiliyor.

Bir sorun olduğunda arayıp sorabiliyor.

En azından insani temas tamamen kopmuş değil.

Ama aynı tabloyu muhalefet cephesinde her zaman görmek mümkün mü?

İşte orası tartışmalı…

Çünkü bazen eleştiri, yerini dışlamaya bırakıyor.

Ve bu durum, farklı düşünen birçok insan için alanı daraltan bir baskıya dönüşüyor.

Oysa gazetecilik, tam da bu noktada devreye girmeli.

Alan açmalı, kapatmamalı.

Belki de en büyük sorun şu ki…

Biz gazeteciliği bir meslekten çok, bir pozisyon olarak görmeye başladık.

Kimin yanında durduğunuz, ne söylediğinizden daha önemli hale geldi.

Oysa gerçek gazetecilik, kendi mahallesine de karşı mahalleye de aynı mesafeden bakabilmektir.

Yıllardır beni bilen bilir…

Bulunduğum mahalleyi hiç inkar etmedim.

Mahallemin arkasında da durdum.

Ama hiçbir zaman parti tutar gibi sadece kendi mahallemin sesi olmadım.

Karşı cenahtan da pek çok isimle bir araya geldim.

Çünkü biliyorum ki olması gereken bu…

Ancak aynı şey, maalesef muhalif gazeteci arkadaşlarda bir linç unsuruna dönüşüyor.

Hükümete yakın biriyle bir araya geldiklerinde…

Mahalleleri adeta alev topuna dönüyor.

Bu yüzden ben şu soruyu çok sık sorarım kendime…

Biz gerçekten gazetecilik mi tartışıyoruz, yoksa sadece taraflarımızı mı savunuyoruz?

Buyurun cevabı hep birlikte tartışalım.

Cuma günü görüşmek üzere…

Adem Metan - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Sevda Türküsev Sevda Türküsev Partiyi karpuz gibi ikiye böldüler Aslı Didari Aslı Didari İtalya gezisi cüzdan yaktı! Neye, ne kadar harcandı Serkan Kalemciler Serkan Kalemciler Mekanın sahibi kim? Adem Metan Adem Metan Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.