Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
CHP’ye mutlak butlan çıkacak mı, çıkmayacak mı? Kemal Kılıçdaroğlu geri dönecek mi, dönmeyecek mi? Neredeyse bir yıldır siyaset kulislerinin en büyük tartışma başlıklarından biri buydu. Televizyon ekranlarında, YouTube yayınlarında, kulis haberlerinde, sosyal medyada herkes, aynı soruya cevap arıyordu.
Kimi “Türkiye’de gerçekleşecek NATO Zirvesi sonrası olur” diyordu. Kimi “Yaz sonunu bulur” değerlendirmesi yapıyordu. Hatta çoğu yorumcu, bunun kısa vadede çıkma ihtimalini düşük görüyordu. Yakın zamanda geleceğini söyleyen, çok az sayıda isim vardı.
Ve siyaset, bazen en büyük sürprizlerini tam da beklenmeyen anlarda yapıyor.
Dün, hiç hesapta olmayan bir anda mutlak butlan kararı çıktı.
Şimdi bundan sonra ne olacak; açık konuşayım, bunu kesin şekilde söyleyebilmek kolay değil. Ama bir şeyi çok net biliyorum:
Artık hiçbir şey, eskisi gibi olmayacak.
Türk siyasi tarihi açısından gerçekten tarihi anlara şahitlik ediyoruz. Hatta yalnızca şahitlik etmiyoruz, o anların tam merkezinden geçiyoruz.
Kararın duyulmasının ardından X ana sayfama öyle hızlı bir akış düştü ki; bir noktadan sonra ben de takip etmekte zorlandım. Her saniye yeni bir yorum, yeni bir iddia, yeni bir değerlendirme…
Sadece X ana akışı mı?
Butlan kararını öğrendiğim anda, benim zihnim de en az X ana sayfası kadar karıştı. Kısa süre içinde onlarca şey geçti aklımdan.
Bir anda gözümün önüne Ali Mahir Başarır’ın, Özgür Özel kongreyi kazandığında zıplayarak yaptığı kutlama geldi.
Ardından Gürsel Tekin geldi aklıma.
Kayyum olarak atandıktan sonra CHP tabanında adeta bir nefret objesine dönüştürülen, ağır eleştirilere maruz kalan ama bütün bunlara rağmen geri adım atmayan Gürsel Bey…
Her gün parti binasına gitmeye devam eden Gürsel Tekin, şimdi ne hissediyor acaba diye düşündüm.
Sonra, aklım başka sorulara kaydı.
CHP’de hangi belediye başkanları, hangi tarafta saf tutacak?
Milletvekilleri nasıl pozisyon alacak?
Özgür Özel yönetimine kızıp partiden uzaklaşan isimler geri dönecek mi?
Bir başka düşünce de Özgür Özel’le ilgiliydi.
Genel başkanlık koltuğunu devraldıktan sonra siyasetin belki de en yoğun ve en sert dönemlerinden birini yaşadı. Seçimler, tartışmalar, krizler, parti içi gerilimler…
Şimdi bu kararın ardından ilk hissiyatı ne oldu acaba?
CHP açısından da Türk siyaseti açısından da gerçekten sıra dışı günlerden geçiyoruz.
Fakat işin başka bir boyutu daha var.
CHP yönetimini anlamak da giderek zorlaşıyor.
Dikkat edin; parti neredeyse iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az ismin açıklamalarına sıkışmış durumda.
Ali Mahir Başarır konuşuyor.
Veli Ağbaba konuşuyor.
Murat Emir konuşuyor.
Görevi gereği Zeynel Emre konuşuyor.
Peki, koskoca siyasi hareketin başka sözcüsü yok mu?
Başka etkili ismi yok mu?
Parti, birkaç ismin omzuna mı kaldı?
En dikkat çekici tarafı da şu; böylesine tarihi bir karar sonrasında bile farklı isimleri duyamıyoruz.
Oysa siyaset, biraz da kadro meselesidir.
Ekip işidir.
Siyasi hareketler yalnızca liderlerle değil, güçlü kadrolarla ayakta kalır.
Elbette bunları başka zaman daha uzun konuşuruz. Çünkü böylesi bir süreçte CHP yönetimini eleştirmek de çok anlamlı görünmüyor. Zira düşene vurmak kolaydır.
Asıl soru şu:
Şimdi ne olacak?
Bugün herkes aynı soruyu soruyor.
Ben bu satırları, mutlak butlan kararından yalnızca bir-iki saat sonra kaleme alıyorum. Henüz siyasi parti liderleri konuşmadı. Özgür Özel, kapsamlı açıklama yapmadı. Kemal Kılıçdaroğlu, yol haritasını ortaya koymadı.
Yani tablo, hâlâ netleşmiş değil.
Ama yazının başında söylediğim cümleyi bir kez daha tekrar etmek istiyorum:
Bundan sonra ne olacağını tam bilmiyoruz.
Ama hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını hepimiz hissediyoruz.
Şimdi, hep birlikte izleyip göreceğiz.