Devlet yarına bırakır yanına bırakmaz..
Son yıllarda hiç olmadığı kadar devletin tüm unsurları bir arada çalışıyor. Hükümet, TSK ve İstihbarat Birimleri içeride ve dışarda tam bir birlik halindeler, koordinasyon ve nizam tam. Bu sayede Türk Devleti’nin çatı kazanımları artıyor. Nedir bu çatı kazanımlar? Türkiye şu an dünyanın en güçlü Türk ve Müslüman ülkesi. Eskiden ekonomisi en güçlü Müslüman Ülke Endonezya’ydı, 2025 – 2026 yılı verilerine göre artık biziz. O yüzden diğer büyük devletler Türkiye ile daha büyük ölçekli işbirlikleri yapıyor.
Tabi bu atılımın çatı kazanımları yüksek. Ama para genişleme politikası sabit ücretli, emekli ve asgari ücretliyi zorluyor. Çatı kazanımların tabana yayılması çok hızlı olmadığı için sancılı bir geçiş dönemi olacak.
Devletin bu sıkı koordinasyonu Türkiye’de artık partizan megalomanlıklara izin verilmeyeceğini de ortaya koydu. Artık hükümete yakın olsun, muhalefet olsun, STK başkanı ya da sorumlusu olsun hiç fark etmiyor. Yaptığı eylem kamuoyuna açıklanıyor, yargı süreci kamudan saklanmıyor ve eylemi cezasız kalmıyor.
Tera’nın kapalı fon skandalında da bunu yaşadık. Fonun içinde kim var, kim yok çok umursamadan operasyonu başlattılar.
Kimilerinin aklında tabi şu soru var: Devlet neden daha önce müdahale etmedi? Devletin çalışma mekanizması bazen çok karmaşık bazen ise çok basittir. Bunun sebebi çok basit, devlet kimin ne yaptığını çok iyi bilir ve takip eder. Günümüz teknolojisinde bu çok aşırı mümkün, aşırı kaçınılmaz bir şey, devlet bu tip suçlarda hemen müdahale etmez, kimler karışmış ya da karışacak bilmek görmek ister. Tedbirli ve arkasına siyasi güç alarak yaklaşanları bekler, hepsi kapana gelince bam! Kapanı kapatır.
Bir de karmaşık bir devlet refleksinden bahsedelim: Türk Düşmanları. Gerek medyada gerekse kapalı kapılar ardından organize bir şekilde Türk Düşmanlığı yapan ufak da olsa bir kitle var. Bunlar akıllı bir kitle değil, akıllı olsalar Türkiye’de Türk Düşmanlığı yapmazlar, bunu Osmanlı’da da, Selçuklu’da da yapmamalısın, yani azıcık kafan çalışsa bunu Türk yurdunda yapmazsın. Ama yapıyorlar. Devlet bunları biliyor, bazılarına elbette gerekeni yapıyor. Bazılarına ise dokunmuyor, bunun sebebi ise pisliğin etrafına ne kadar sinek geleceğini görmek istemesi. O yüzden bunları bilerek kontrollü şekilde s..alıyor.
Daha sonra bunları tehlikelerine göre kategorilendiriyor, ayırıyor ve tehlike boyutlarını an be an ölçüyor. İnsanoğlu cürüm işlerken bir zaman sonra yakalanmadığını düşünür ve bir rahatlama gelir… İşte tam o rahatladığı anda paketlenir. Dijital çağda değil cürüm işlemek buna yeltenseniz dahi bıraktığınız izden her şey anlaşılıyor. Devlet artık kapağı açtı, geriye dönük ne kadar dosya varsa açılacak. Yaptım ve yırttım, diye bir şey yok.
Türk Devleti’nin hassas olduğu diğer konular ise kamu görevini kötüye kullanıp kamu zararı oluşturmak ve yurtdışıma servet kaçırmak. Son dönemde yurt dışına servet kaçıranların canı da çok yanacak. Kim olduğun yine fark etmeyecek.
Türk Devleti Yarına Bırakır Ama Yanına Bırakmaz, sözü daha çok balkan ülkelerinin aklına kazınmış bir sözdür. Yunanların ve Bulgarların korkuları da bu yüzden hep sıcaktır, Balkan Soykırımı’nın bir sonucu olduğunu bilmekteler ama ne zaman olacağını tam bilmemekteler…
Bizim de bu sözü en azından bir yerlere yazmamız gerekiyor, hak yerken birilerinin devletin gözü olduğunu hatırlaması caydırıcı olabilir…