Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Serkan Kalemciler
01.10.2026 16:39

Arınma

Serkan Kalemciler
Serkan Kalemciler @kalemciler

Cumhuriyet, ilan edilebilir.

Bir gün “Efendiler, yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz…” dersiniz ve uhdenizde ise ertesi gün ilan edersiniz. Ülkeniz artık cumhuriyet olarak anılır.

Ama demokrasiyi ilan edemezsiniz.

Çünkü demokrasi “ilan” edilmez, “inşa” edilir.

Demokrasi kurumları ile vardır ve bu kurumlar inşa edilmediğinde demokrasi yoktur.

Bağımsız yasama, yürütme, yargı organları, başta siyasi PARTİLER olmak üzere sendikalar, bağımsız medya kuruluşlar gibi SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ, demokrasinin temel kurumlarıdır.

Bunlar inşa edilmeden demokrasi olmaz.

Bir başka deyişle demokrasi, cumhuriyetin mütemmim cüzü değildir.

İran, Irak, Suriye, Mısır, Küba cumhuriyettir

Ama demokrasi değildir, olamamıştır.

İngiltere, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka, Belçika ve İspanya krallıktır fakat (Cumhuriyetin kazanımlarına sahip olmayı akıl edemeseler de!) demokratik olabilmişlerdir.

Bizim demokrasi tarihimiz maalesef cumhuriyet tarihimiz kadar eski değildir.

Demokrasinin cumhuriyetin kazanımları arasına girmesi oldukça uzun bir zaman almıştır ve tam olarak kazanıldığını söylemek de güçtür.

Demokrasinin birinci şartı olan ÇOK PARTİLİ serbest genel seçimler bile bizde cumhuriyetin ilk çeyrek asrında gerçekleştirilememiştir

Yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığı, özgür medya, başta sendikalar olmak üzere sivil toplum örgütleri bizde sanıldığı kadar yaşlı değildir.

Üstelik bunların ismen var olmaları da demokrasinin kanıtı değildir.

Biliyorsunuz bizde bunların sadece lafta kalmasının nedeni son 20 yıla kadar siyasetimizin askeri/bürokratik vesayet altında kalmış olmasıdır.

Yani sivil siyasetimiz çok yenidir.

Burada anahtar sözcük “SİVİL” dir. Sivil siyasetin gerçekleştirilmesidir.

AK Parti'nin cumhuriyetimize yaptığı en büyük katkı, vesayetin geriletilmesi ve sivil siyasetin hayata geçirilmesidir.

Şimdi ikide bir “Devlet aklı, devlet aklı” diye tepinenler işte bu sivilleşmeyi sindiremeyen ve siyasetin tekrar vesayetin eline verilmesini isteyenlerdir.

Kendini hangi siyasi eğilimle adlandırırsa adlandırsın, bir kişinin demokrat olmasının temel ölçütü sivil siyaseti savunmasıdır. Savunmuyorsa kendisini ne sandığının bir önemi yoktur, faşisttir.

Şimdi bunca temel kavramı elbette demokrasi nutku atmak için gündeme getirmedim, kaldı ki haddim de değildir.

Tahmin edeceğiniz gibi varmak istediğim yer şu:

Cumhuriyetimiz genç değil ama sivil siyasetimiz çok genç

Henüz son yirmi yılda tam olarak idrak ettiğimiz sivil siyasette oldukça acemiyiz.

Sivil siyasetin gereklerini ve sorumluluklarını henüz tam olarak kavrayamadık.

Bazı AK Partililer dahil olmak üzere birçoğumuz hala eski Türkiye refleksleri ile davranıyor.

Sivil siyaset “hesap verebilme” siyasetidir.

Sivil siyasetin işlediği ülkelerde fren/denge sistemi vardır.

Makamlara darbe ile gelinmemiştir. Yetkiler, sorumluluklarla birlikte verilmiştir.

Darbe ile işgal ettikleri makamları kafalarına göre yürütenlerden bir farkınız olmayacaksa AK Parti'nin 25 yıllık prensiplerini anlayamamışsınız demektir.

Milli iradeden söz edecekseniz, milletin devlete güvenerek kurumlara emanet ettiği maddi varlıklarının da hala milletin mülkü olduğunu, bunu “kitabına uydurarak” da olsa şahsi mülkünüz haline getiremeyeceğinizi, “hesabınıza geçiremeyeceğinizi” bilmeniz gerekir.

Arınma iki yüzü keskin bıçaktır, muhalefeti arınmaya davet ederken kendiniz arınmaktan kaçınamazsınız.

İşte Sayın Cumhurbaşkanımızın "Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin; aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın… Kenara gelmiyorsa o zaman millete hizmet davasının hakkını versin" çağrısının anlamı tam da budur.

Derin yorumlara gerek yok, ortada açık ve net bir kirlenme vardır.

Ya arınırsınız ya da millet sizi sandıkta arındırır.

O nedenle bir müddettir videolarımı, mesajlarımı AK Parti'nin şu sloganıyla bitiriyorum başına bir eklentiyle.

Tek yol arınma!

Yarın değil hemen şimdi!

X: @kalemciler 

Instagram: @serkankalemciler

Serkan Kalemciler - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Adem Metan Adem Metan Güven Emanettir… Fatih Yıldırım Fatih Yıldırım Turistlerin gözdesi plajlar Sevda Türküsev Sevda Türküsev Her yasal hak helal değildir Aslı Didari Aslı Didari Türkiye'de fon krizi nasıl başladı, nereye ulaştı?
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
  • Dünya Kupası 2026
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.