İstanbul nüfusu
Kapasitesinin çok üzerindedir. Bu da Türk nüfus artış hızının düşmesindeki en büyük etkendir. İstanbul’da geniş aile olmak artık neredeyse imkânsız. İstanbul tek çocuklular cumhuriyetine döndü. Bu yıl Türkiye genelinde okula başlayacak çocuk sayısı ilk kez 1 milyonun altına düştü.
Buradaki temel sıkıntı 16 milyon insanın Nevşehir kadar toprağa tıkışmasıdır. İstanbul çok fark edilmese de yüzölçümü olarak çok ufaktır. Bu ufacık yere 16 milyon insan gelirse haliyle insanların yeri daralır, barınma maliyeti artar ve bu da insanları 2 veya 3 çocuk yapmaktan alıkoyar.
İstanbul’da yaşayan yerlileri olsun sonradan gelenler olsun kimse gitmek istemez, hep başkalarını fazlalık görür. Sıkı çalışan büyük bir kesim var ama ciddi manada bir kuru kalabalık da var. Bunlar İstanbul’da ünlü olmayı, zengin olmayı bekleyen bir kalabalık. Beklemeyi finanse edebildiği müddetçe bekliyor.
Türk Devleti elbet bunun bilincinde ama atılan adımlar uzun vadeli ve hala İstanbul göç alıyor. Devletin en büyük hamlesi İstanbul’dan sanayi bölgelerini Marmara’ya ve Kalkınma Yolu güzergahına taşımak. Bunun için teşvikler veriliyor ama şu ana kadar net bir hareketlenme yok.
Bunun sebebi ise fabrikadaki mühendisleri, kalifiye işçileri ve ustabaşlarını taşımanın zor olması. Bir şehirden bir şehre taşınırken insanlar eskiden daha kolay hareket ederdi. Çünkü kiralar aşağı yukarı her şehirde standarttı. Şimdi ise ne tutturursan, insanların maaşının önemli kısmı kiraya gidince haliyle kimse yeni kira kontratı açmak istemez. Zaten kiralar da insanları evlenmekten alıkoyan birinci ve en büyük engel.
İstanbul’un nüfusu fabrikaların taşınmasıyla elbet rahatlar. Zaten amaç İstanbul’u medya, turizm ve finans merkezi yapmaksa sanayiyi taşımak mantıklı. Ama bu çok uzun vadeli bir seçenek.
Daha kısa seçenek ise İstanbul’daki özel üniversitelere sınır getirmek. İstanbul’da 44 tane özel üniversite var. Bunların 30 tanesi aşırı vasıfsız. İstanbul’da toplamda 500 bin civarı özel üniversite öğrencisi var. 350’bini vasıfsız üniversitelerde. En az 250 bini ise Anadolu’nun orta üst gelirli ailelerinden buraya eğlenmeye geldiler. Evet okumaya değil eğlenmeye geliyorlar. Anadolu’da çocuğunu İstanbul’da okutmak büyük kıvanç verici bir olay. Normal şartlarda zerre akademik başarısı olmayan çocukları parayla buralara gönderip “oğlum müyendis olacak, kızım avukat olacak” diye birbirlerine gerinirler.
Zaten buralardan çıkan çocukların tamamına yakını da profesyonel firmalarda çalışamaz. Akademik yeterliliği dışında genel yeterliliğinde de sıkıntı görülür. Günün sonunda da o çocuğa yine ailesi tarafından iş kurulur ya da aile işlerinin içine alınır. E şunu baştan yapsanıza. Bu eğitim değil, başkasına gerinmek için diploma dağıtma sektörü diye bir şey aslında. Üretilen tek şey diploma.
Fabrikaları taşımaktansa bu tip vasıfsız diploma matbaası üniversiteleri hızlıca taşımak lazım. Bu üniversitelere gelen kitle de her sene artıyor, arttıkça bunlar da İstanbul’u daraltıyor, daralttıkça insanlar ev bulamıyor, gerçekten işi sadece İstanbul’da olan insanın hayatı kıskaca giriyor, bunları gören gençler evlenmiyor, çocuk sahibi olmuyor, daha kötüsü ise hemen Avrupa’ya kaçmak istiyor… İstanbul’dan ve Türkiye’den vasıfsız mülteciler de çıkartılıyor, deport ediliyor ama o da kısa bir süreç değil. Hızlı hamlelere ihtiyaç var.
Bir de beklenen İstanbul Depremi var, o başka bir yazının konusu. Ama İstanbul’un göç sorununa çok acil çözüm bulunmalı. Bu sorunu şöyle düşünün, mesela vücudunuzdaki kanın beşte biri elinize toplandı, ne kadar büyük bir sorun olurdu. Türkiye’nin beşte biri de İstanbul’da toplandı, işte bu da çok büyük sorun.