Türk İstihbaratı…
Teşkilat-ı Mahsusa’nın çıkışı ve uzun dönem Türk İstihbaratı genellikle ordunun bir birimi olmuştur. İstihbarat ve haber alma servisi dediğimiz şey gerçekten sınırları olmayan bir şeydir. Her alanda vardır ve her sektörde istihbarat elemanları olur. İç ve dış tehditlerle sınırlı bir yapı değildir bu. Algı ve sosyolojik yönelimle de çok alakalıdır.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü çoğunlukla Teşkilat-ı Mahsusa üyeleri tarafından kurulmuştur. En bilineni Fuat Balkan’dır. Beşiktaş’ın camia olarak hem Balkan Şavaşı’nda, hem mütareke döneminde hem de erken cumhuriyet dönemlerinde istihbarat faaliyetlerinde çok etkindir.
Beşiktaş’ta 1927 – 1946 yılları arasında top koşturan Hüsnü Savman’ın ise çok ilginç bir hikayesi var. Hüsnü Savman, Dinomo Kiev ile oynanan bir hazırlık maçı sonrası Konstantin Shchegotsky isimli rakip futbolcuyla arkadaşlık kuruyor ve onu angaje ediyor. Dinamo Kiev, Ukrayna takımı ama o zamanlar Ukrayna bağımsız değil Sovyet Rusya’ya bağlı, Shchegotsky’nin de babası Kızıl Ordu’da üst düzey komutan, babasından aldığı bilgileri yıllarca Hüsnü Savman’a yani Türk İstihbaratı’na aktarmak zorunda kalıyor.
Rus İstihbaratı olaya çok sonra uyanıyor. O noktadan sonra Hüsnü Savman futbolu bırakıp ortalıktan kayboluyor. Yüksek ihtimal kimlik değiştirip bambaşka bir hayata başlıyor, ya da göreve yeni kimlikle devam ediyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyet Rusya’nın yasadışı sol terör örgütlerini finanse etmesi Türkiye’yi zor durumda bırakmıştı. Türk İstihbaratı uzun süre yasadışı sol örgütlerle uğraştı. Yetmezmiş gibi Sovyet Rusya bir de NATO Ülkesi Türkiye’ye karşı Pkk’yı kurdu ve semirtti. Artı yine Sovyet Rusya Arap Coğrafyasında kurduğu Sosyalist Baas networküyle bazı Baasçı rejimleri Pkk’ya destek vermeye zorladı. Pkk böylece 80’lerin ortası ve 90’ların başında çok güçlendi. Artı Yunanistan, Ermenistan gibi kafadan Türk düşmanı olan ülkelerde bu Pkk sehemine katıldı.
Türk Devleti buna önlem olarak Osmanlı ve Selçuklu zamanında sık sık başvurduğu Gayri Nizami Harp yöntemine başvurdu. Bu yöntemle Pkk’nın beli kırıldı. Destek veren ülkelere gerekli gözdağı verildi. Tam yine bu dönemde Türk istihbaratında görüş ayrılıkları hasıl oldu. Mit, Emniyet İstihbarat ve Jitem unsurları arasında bir gerilim ortaya çıktı. Bu gerilim yine Pkk ve yasadışı sol örgütlere yaradı.
Jitem tamamen gayrinizami harp usullerine göre çalışan bir yapıydı. Birçok siyasi figürün bu yapıdan haberi bile yoktu. Devletin böyle bir yüzü de vardır. Örneğin Bülent Ecevit, Özel Harp Dairesi’nin varlığını siyasi hayatının 24. yılında öğrenmiştir. Başbakanlık bile yapmış olmasına rağmen 24 yıl hiç haberi olmamış…
Doksanlı yıllarda hep derin devlet tartışıldı. Derin devlet diye bir şey yoktur. O devletin bizzat kendisidir. Yine Osmanlı’da ve Selçuklu’da olduğu gibi Türkiye’de de derin devlet yani devlet; istihbarat bürokrasisi ve askeri bürokrasidir.
Son yıllarda ise tüm dağınık unsurlar birleştirilmiştir. Türk İstihbaratı, ordu ve hükümetle koordineli bir şekilde çalışmaya başlamıştır. Bu yüzden Türkiye bu koordinasyon ve yatırımların sonucunda önemli kazanımlar elde edecektir. Kalkınma Yolu Projesi bu kazanımların en büyüğü olacaktır.
Türkiye’nin Ortadoğu’daki gücünden ve etkisinden bahsederken itirazlar geliyor. Türkiye normalde Irak’tan ve Ikby’den petrolü piyasadan ucuza alıyordu. Şimdi ise Türk Petrolleri doğrudan Kerkük rafinerisine ortak oldu, bu işte o gücün göstergesidir. Ayrıca Türkiye şu an Balkanlarda, Akdeniz’de ve Orta Asya’da hiç olmadığı kadar etkilidir.
İnsanlarımız Türkiye’yi değerlendirirken çok önemli bir şey atlıyor. Türkiye yeni bir ülke ama gelenekleri olan bir ülke. Türkiye’yi eleştirirken hep Avrupa ülkeleriyle kıyas koşuyorlar. Onlar sanayi devrimi yaptı biz yapmadık, onlar 600 yıldır kentli biz henüz 50 yıldır kentliyiz. Türkiye aslında kuruluş döneminden bu yana çok hızlı gelişiyor, çok fazla olumsuzluk olmasına rağmen ülke buralara kadar çok iyi geldi. Hatta çok iyi geldi demek biraz haksızlık, şu an yeniden bölgesel bir güç olmanın eşiğindeyiz.
Dağınık olan her şey artık daha derli toplu. Hala sorunlarımız var mı, var. Ama eskisi kadar değil. Sovyet Rusya’nın kurduğu semirttiği yasadışı sol örgütler yok, SSCB dağıldıktan sonra bu sol örgütleri besleyen AB’nin de finansal ve siyasal dermanı kalmadı. Pkk desen artık dağda yok, askeri teknolojide çok üstün durumdayız artık bölgede her şey bir Siha’ya bakıyor, daha dağa çıkmadan bayırda indiriyorlar, arta kalan Pkk’nın şehir ve çete yapılanması da bu çözüm süreci filtresinden sonra ebediyen yok olacak...