Türk nüfusu alarmı
Türkiye bölgesel güç olmaya hazırlanırken bazı kritik kararlar almak zorunda kaldı. Mecburen para genişleme politikasına gitti ve bunun bazı acı sonuçları oldu. Büyük operasyonların mutlaka 1-2 olumsuz sonucu olur. Bunların en önemlisi ise Türk nüfus artış hızının düşmesidir.
Rakam verip başınızı şişirmeyeceğim. İstanbul’da Kadıköy, Ataşehir, Sarıyer gibi ilçeler tek çocuklular cumhuriyetine döndü. Özellikle büyük şehirlerde iki çocuklu ailelere artık aşiret gözüyle bakılıyor. Herkes 1 çocuk yapıp çocuğa proje gibi davranıyor. Buna biraz pandemi de sebep oldu. Ama daha büyük sebebi para genişleme politikası, yani enflasyon.
Enflasyonun en büyük götürüsü barınma sıkıntısıdır. Çünkü paranın değeri düşerse malın değeri artar. O yüzden devlet bunun yaşanacağını hissederek ucuz ev kredisi çıkarttı, kimi duruma uyandı aldı kimi ise alamadı ve kirada kaldı. Kiralar ise enflasyonun üzerine çıktı, davalar patladı. Şimdi bunlara şahit olan gençler haliyle oturup hesap kitap yaptı ve evlenmeyi mantıksız buldular. 1 ya da 2 çocuğa sahip olanlar ise artı 1 çocuk daha yapmaktan geri durdular. Böyle böyle Türk nüfus artış hızı dibe vurdu…
Şimdi burada artık durumun vahameti açık. Devlet bunun farkında, küçük şehirlere gidin diye teşvik veriyor, TOKİ her yere konduruyor, hibeler, krediler gırla… Ama yetmiyor, düşüş durdurulamıyor demek ki daha radikal kararlar alınmak zorunda.
Erhan Afyoncu hocamızın iskân politikalarına katılıyorum. Türkistan bölgesinden gelen Türk soydaşlarımızı alalım, göç politikasını buna endeksleyelim. Ama büyük şehirlere almamak gerekiyor, yoksa aynı sorunlar artarak devam eder. Türk soydaşlarımız özellikle Doğu, Güneydoğu ve Mersin – Samsun arası yeni sanayi bölgesine yerleştirilmeli.
Şimdi gelelim radikal kararlara. Nüfus teşviki Türkiye’de en son Cumhuriyet’in erken dönemlerinde yapıldı. Balkan Soykırımları, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşları, Kurtuluş Savaşı derken Türk nüfusu büyük bir kırıma uğradı. Cumhuriyet’in ilk zamanları nüfus problemini çözmek için iki büyük teşvik çıktı. Birincisi doğum yapan kadınlara çocuk başına para verildi. İkincisi daha büyük ve dünyada pek benzeri olmayan bir teşvik: çocuk başına arazi verildi…
Yanlış duymadınız. Devlet, Türk halkına çocuk başına arazı verdi. Dikkat ederseniz dedelerimiz ve babalarımız yani baby boomers diye adlandırılan kuşak hep 8-10 kardeş. Bunun sebebi devletin çocuk başına arazi dağıtması. Dedelerimizin, babalarımızın köyde 80-90 dönüm arazileri var. Bu uygulama nüfusu teşvik etti mi etti, nüfus patlaması yaşandı, hatta bu yüzden 1980’lerde artık tam tersi nüfus kontrolü teşvik edilmeye başlandı.
Bu teşvik sadece nüfus patlamasına neden olmadı ayrıca da Anadolu’da yerleşik feodaliteyi bitirdi. Doğu ve Güneydoğu’da tam olarak bitiremedi, sadece sanayileşen bölgelere çok faydası oldu. Barınma sorunu diye bir sorun o zamanlar hiç olmadı.
Şimdi buna benzer bir uygulama olursa ve disiplinli bir şekilde uygulanırsa yine sorun çözülür. Çocuk başına eskisi kadar yüksek dönümlü arazi verilemez, bu konut piyasasını göçertir. Ama göç ile birlikte teşvik edilip, tarım ve hayvancılık gibi diğer teşviklerle birleştirilirse işe yarayabilir.
Tabi burada kıstas belirlenmeli, çünkü bu tip radikal teşvikler istismara da çok açık. Bu şöyle olmalı. Yeni evlenip büyükşehirlerden tarım bölgelerine göç eden gençlere önce bir dönüm, sonra her çocuk başına bir dönüm ve imar hakkı verilmeli. Bu hamle kilitlenmiş büyükşehirleri rahatlatır, konut piyasasını dengeler, tarımsal istihdamı güçlendirir ve nüfus artış hızının düşüşünü keser.
Bunu yapmadan başlatılan Türkistan göçü daha büyük sorunlara neden olur. Göç planlanmalı, nüfus teşviki biraz radikal ve kontrollü olmalı. Türkiye askeri, siyasi ve ekonomik olarak çok iyi bir yere doğru giderken bu büyük sorunun önlemini çok hızlı bir şekilde almalı.
Bir diğer önlem ise İstanbul içerisindeki merdivenaltı özel üniversiteleri taşımak ya da kapatmak. Bu boş beleş üniversitelerin çoğu hayal satıyor, kalifiye standardını düşürüyor, işsizliği artırıyor. Şu an elimizi sallasak bilgisayar mühendisine çarpıyor ama buralardan mezun olan bu insanlar iki satır kod yazamıyor. Gençleri liselerde doğrudan mesleğe yönlendirecek eğitim sistemi geliştirilmeli.
Daha fazla ev genci üretmemeliyiz. Türk nüfusu artış hızı toparlanmalı, yoksa bu; Türkiye’nin emin adımlarla ilerlediği ideallerini çok büyük sekteye uğratacak. Bir numaralı gündemimiz bu olmalı.