Üçüncü Dünya Savaşı
Dünya ekonomik ve sosyal anlamda birbirine bu kadar bağlıyken Üçüncü Dünya Savaşı çıkması çok zor. Eskiden toplumlar daha içe kapalıydı, insanların değil dünyadan yanındaki köyden haberi yoktu. Gazete bile şu an ki iletişim ağının belki yüz binde biri kadar iletişim sağlıyordu. Şu an bilginin kaçmasına imkân yok. Zaten bu yüzünden bilgi yayma değil artık bilgi koruma teknolojileri daha pahalı. Yazılımla bir iletişim ağı kurmaktansa siber güvenlik uzmanı olmak daha fazla kazandırır günümüz dünyasında. İş imkânı da daha fazladır…
Komplo teorisyenleri Üçüncü Dünya Şavaşı’nın Çin ile ABD arasındaki ticaret ve imalat sürtüşmesinden çıkacağını düşünüyor. Buna ticaret savaşı diyorlar, değil tabi ki. Bu bir sürtüşme ve çekişme. Ayrıca planlanmış bir sürtüşme ve çekişme. Buna rekabet deniyor, ABD kendisiyle imalatta, AR-GE’de ve inovasyonda yarışacak bir ülke yarattı: Çin...
Çin’in otomotiv atılımı yeni değil. 1984’te Volkswagen ile Çin’de ortak fabrika kurmasıyla başladı. Bu girişimin arkasında da ABD var. Zira Volkswagen gibi çok ortaklı bir yapının icra kurulundan bu kararı çıkartması kolay değil. Fakat Almanya’nın ağır bürokrasisinde sadece ABD’nin sözü her kararı hızlandırır, Almanya’da devlet ABD’dir. Bu girişim sonrası Çin ilerleyen yıllarda otomotiv sektörünün inceliklerini öğrendi, VW’in çıkarı ise büyük bir pazarın içinde olmasıydı. Ama Çin onlardan sadece araba yapmayı öğrenmedi, seri bir şekilde elektrikli araç üretimini planladı ve hayata geçirdi.
Çin markalarının en büyük rakibi Tesla. Fakat Tesla’nın kendi ülkesi dışındaki en büyük fabrikası da Çin’de, Şangay’da… Şimdi burada kafanız karıştı dimi. Çin buna nasıl izin veriyor. Tesla nasıl Şangay’da üretim yapıp hem ucuz işçilikten faydalanıyor hem de dağıtım maliyetlerini düşürüyor? Nasıl oluyor? Çin’de sadece üretim yapan ABD firması Tesla değil, on binlerce var. Ayrıca bu iki ülkenin tahvil takası çok yüksek, yani sürekli birbirlerine borç veriyorlar, aralarındaki ticari güveni buradan anlayın.
ABD’nin Çin ile sorunları var ama ortaklıkları var, Rusya’nın Çin ile sorunları var ama ortaklıkları var, ABD’nin Rusya ile sorunları var ama ortaklıkları var. İşte uluslararası ilişkiler budur. Olaya bir de askeri olarak bakalım. Çin’in ordusu büyük, teknolojisi iyi durumda ama savaş kondisyonları yok. ABD’nin ordusu, teknolojisi ve kondisyonu çok daha yüksek. Zaten Çin Devlet Başkanı Jinping açık açık “ABD ile yapacağımız bir savaş bizim için ancak Pirus savaşı niteliği taşır, kazansak bile çok şey kaybederiz” dedi.
Olaya ekonomik değil enerji hatları açısından bakarsak yine Üçüncü Dünya Savaşı imkansızdır, yeni ticaret yolları açısından bakarsak yine imkansızdır, tahvil dağılımı açısından bakarsak yine imkansızdır…
Rus – Ukrayna Savaşı başlayınca hemen Üçüncü Dünya Savaşı başlayacak tellalları geldi. Ne oldu, savaşın 4. yılına girildi. Rusya, Polonya’ya da girse Üçüncü Dünya Savaşı olmaz. Zaten Rusya’ya yürü veren ABD, hedef ise kendisini herkesten üstün gören, sosyal liberalizm virüsünü dünyaya yayan Avrupa… Bunu daha önceki yazılarımda daha açık anlattım. ABD – İran Savaşı başladığında da yine geldi Üçüncü Dünya Savaşı tellalları. ABD – İran savaşı yapay, para piyasası manipülasyonu savaşı. Piyasalar ve Savaş yazımda daha uzun bahsettim.
İki dünya savaşında da ticari, ekonomik ve idari iletişim bu kadar yüksek değildi. Ülkeler arası iş birliği zayıftı. Şimdi ise bunun tam tersi. Dünyanın geldiği konforda bu savaşları imkânsız kılıyor. Bazı savaşlar olacak, her zaman olacak ama Üçüncü Dünya Savaşı olması için baya 1500 olasılığın bir araya gelmesi lazım. Eskiden bir prens vurup “vira bismillah” deyip başlıyorlardı. Şimdi prens sayısı da az…
Dünyada denklemler hiç olmadığı kadar karmaşık. ABD ve Çin’in arası sandığınız gibi değil, ya da dünyaya anlatıldığı gibi değil, algıladığınız gibi de değil. Aynı şey Türk iç siyaseti için de geçerli. Türkiye’de özellikle orta üst gelirli insanlar çocuklarına “Avrupa’ya git kurtar kendini çocuğum” diye akıl veriyor. İşte bu insanlar çocuklarını ateşe attıklarının bilincinde değil. Polonya’nın Rusya sınırına silah ve asker yığması, ABD’nin Avrupa Kuzey Denizi’nden çıkan petrole göz dikmesinden habersizler.
Avrupa gerek ekonomisi gerek nüfus problemleri gerek ekabirliği gerekse ordu problemleri nedeniyle hasta adam olmaya doğru ilerliyor. Ben buradan uyarayım, çocuğunuza “Avrupa’ya git kurtul” derseniz, çocuğunuzdan kurtulmaya çalışıyorsunuz gibi görünür. Çünkü Avrupa’nın geleceği aydınlık değil. Peki bu Üçüncü Dünya Savaşı’na neden olur mu? Yine hayır, çünkü Avrupa’nın dünya savaşı çıkaracak ateşi yok artık.