İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi valiliği sırasında Erzurum Kongresi tutanaklarını yayınlatmıştı
Mustafa Çiftçi Bey tam da çok sevdiğini söylediği Sultan II. Abdülhamid’in 108. vefat yıldönümünde yani 10 Şubat 2026’da İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmuştu. O günden bu güne halkımızın umumi teveccühüne nail olduğunu beraberce müşahede ettik.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman Bey’in özel kalem müdürlüğünün ardından vali olarak tayin edildiği Çorum’da beş yıla yakın görev yapan Mustafa Çiftçi Bey Erzurum’da iki buçuk yıl vali olarak kaldı.
Kendisini TBMM’deki vazifesindeyken tanıdım. O günden beri dostluğumuz vardır. Erzurum’da düzenlenen kitap fuarlarına katıldığımda nazikâne ev sahipliğini ve yakın ilgisini unutamam.
Erzurum Valiliği sırasında muhterem bakanımızdan iki talebim olmuştu. “Talebim” dediysem elbette Namık Kemal’in dediği gibi “hüzn-i umumi”ye müteallikti.
Birincisi: Sultan II. Abdülhamid zamanında Erzurum’da inşa ettirilen ve halen ayakta bulunan Hamidiye Gureba Hastanesi’nin giriş kapısı üzerindeki nadan ellerce kazınmış tuğranın yerine koydurulması.
Temeli 16 Kasım 1902’de atılmış bulunan hastane 1 Eylül 1904 tarihinde resmi olarak açılmış. Erzurum Belediye Başkanı Şerif Efendi’nin öncülüğünde halktan toplanan yardımlarla yaptırılmış. Fakirler, garipler, kimsesizler, yaralı askerler ve salgın hastalıklara yakalananlar ücretsiz tedavi edilmiş on yıllar boyunca.
Gelin görün ki Hamidiye Gureba Hastanesi 1924 yılında Sultanın namı silinerek Erzurum Numune Hastanesi adını almıştır. Sultanın adının silinmesiyle yetinmemişler, tuğrasını da kazımışlar, hatta açılışı gösteren fotoğrafa bakılırsa üçgenin içinde bulunan koca Osmanlı devlet arması da yerinden sökülmüş. (Şimdi nerededir acaba?)

Fotoğrafa her baktığımda içimi sızlatan tuğranın kaybından bahseder etmez muhterem Bakanımız harekete geçti ve Anıtlar Kurulu ve Atatürk Üniversitesi’ndeki sanat tarihçilerinin görevlendirilmesiyle bir sanatkâra yeniden çizdirilen tuğra bugün asıl yerinde tarihin içini rahatlatan bir nişane olarak durmakta. Fakir de bizzat gidip muhterem Bakanımızla beraber pırıl pırıl tuğrayı yerinde gördüğünde göğsü iftihar ve şükran duygularıyla dolmuştu.
İkinci talebim ise 1993 yılında Ziraat Bankası tarafından bastırılan Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu’nun yayına hazırladığı Bütünüyle Erzurum Kongresi adlı mevcudu çoktan tükenmiş bulunan kitabının yeni basımının yapılmasıydı.
Eser, Erzurum Kongresi zabıtlarını yani tutanaklarını kelimesi kelimesine ve müthiş zenginlikte notlar ilavesiyle ilk defa kamuoyuna sunmaktaydı. Ancak aradan 30 yıl geçtiği halde basılamıyordu. Dolayısıyla fiyatı fırladığı için sahaflar bayram ediyor, öte yandan tarih meraklıları kan ağlıyordu.
Nihayet 2025 yılında muhterem Bakanımız Mustafa Çiftçi Bey’in inisiyatifi ve Erzurum Valiliği ve Ziraat Bankası’nın katkılarıyla bu büyük boy 751 sayfalık devasa eser millî kütüphanemize yeniden kazandırılmış oldu. Değerli bakanımıza hem kendi adıma hem de tarihimiz adına şükranlarımı arz ediyorum.
Erzurum Kongresi Milli Mücadele’nin ilk büyük sivil hamlesidir ve orada konuşulan her kelime milli hafızamız açısından önemlidir. Ancak 1993 yılına kadar olduğu gibi o tarihten sonra da 30 yıl boyunca biz bu hayatî kongrede gerçekte neler konuşulduğunu bilmeden topu çevirip durmuştuk.

Erzurum Kongresi kararları gerçekte ne diyor?
Şimdi size Erzurum Kongresi kararları ile Nutuk’ta verilen hallerini sunuyorum. Mukayese ve değerlendirmeyi kendiniz yapın.
1. Madde
Nutuk: “Hudud-i millîye dâhilinde bulunan bilcümle aksâm-ı vatân bir küldür. Yekdiğerinden infikâk kabul etmez.”
(Sadeleştirilmiş hali: Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür. Bir diğerinden ayrılmayı kabul etmez.)
Orijinali: “Vilâyât-i Şarkıyye ve Trabzon Vilâyeti ve Canik Sancağı, gayr-i kabil-i infikâk ve câmi’a-i Osmâniyye’nin bir rüknü olmak üzere, bir küll teşkîl eder.”
(Sadeleştirilmiş hali: Doğu vilayetleri, Trabzon vilayeti ve Canik sancağının birbirinden ayrılması imkânsız olup Osmanlı camiasının bir esası olmak üzere bütün teşkil eder.)
2. Madde
Nutuk: “Manda ve himaye kabul olunamaz.”
Orijinali: “Yedi Vilayet”in (Van, Bitlis, Diyârbekir, El’aziz, Sivas, Erzurum ve Trabzon), nasıl yekdiğerinden gayr-i münfekk bir küll teşkîl ettiğini; ve buradaki hukûk-i İslâmiyye istikrâr ve şümulünün, hiçbir sûretle kaabil-i izâle olmadığını, efkâr-i umûmiye-i cihâna karşı, izhâr ve iblâğ etmek”.
(Sadeleştirilmiş hali: “Yedi Vilayet”in (Van, Bitlis, Diyârbekir, El’aziz, Sivas, Erzurum ve Trabzon) nasıl bir diğerinden kopmaz bir bütün teşkîl ettiğini; ve buradaki İslam hukuku istikrâr ve kapsamının, hiçbir sûretle giderilmesinin mümkün olmadığını dünya kamuoyuna karşı açıklayıp bildirmek”..)
Erzurum Kongresi tutanakları işin aslını öğrenmek için önemlidir. Ve bunun için muhterem Bakanımıza şükran borçluyuz.
