Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Sevda Türküsev
07.09.2026 13:03

Tesettür modası neden bu hale geldi?

Sevda Türküsev
Sevda Türküsev @sevdaturkusev

Bir başörtüsü ve şal firması bir defile düzenledi. Ve bu defilede maalesef ki tesettürün t’si ile alakalı olmayan kombinleri ve baş bağlama şeklini topluma sundu. Ve bu da yetmediği gibi üstüne bir de Hadise’yi defilenin sonunda konser vermek için davet etmiş. Burada mevzu Hadise değil çünkü Hadise işini yapıyor; davet edilmiş, parasını almış gitmiş. Hatta Hadise için iyi bir algı çalışması bile oldu desek yanlış olmaz.

Neyse tabii ki burada özellikle farklı bir toplumun dünyanın tepki verdiği bir toplumun kadınlarının baş bağlama şekillerini türban adı altında defilede sunmaları ve bunu sanki tesettürmüş gibi “tesettür modası altında” ortaya dökmeleri büyük tepkilere yol açtı.

Maalesef son 15 yılda benim sürekli söylediğim birçok kadını tesettür modası adı altında tesettürden çıkartıp, saçı kapalı hale getirdiler.
Ve şöyle bir algı var özellikle son beş yıldır:

Başörtülü şarkı söyleyemez mi?
Başörtülü orada olamaz mı burada olamaz mı?

Başörtülü kadın plaja alınmadı.
Başörtülü kadınlar şunu yapamaz mı bunu yapamaz mı?
Biz de inanç özgürlükleri adına bunların bazılarını savunduk tepki verdik fakat tabii ki şu var başörtüsü yani tesettür çok farklı bir kavram. Tabii ki dindar ve tesettürlü bir kadın, hayattan kopmayacak ama bir ibadetin uğruna tam tersi davranışların olduğu yerde de olmaması lazım.
İşte bu sebeple maalesef birçok kadın tesettürünü bırakıp, saçı örtülü halde gelip şuursuzca hareket etmeye başladı.

Üstüne bir de başörtülü fenomenler çıktı, ondan sonra zaten iş iyice çığırından çıktı. Şimdi bu defileye gidenlerin içinde benim tanıdıklarım da var ve bazıları bana yazıyor ne var ne olacak falan diyorlar. Vallahi kusura bakmayın da hepiniz uyuşmuşsunuz ve ne yaptığınızın farkında değilsiniz. Sonra bir de bizi şuradan vurmaya çalışıyorlar senin basın açık. Kardeşim benim başım açık ama ben bunun nefsimin zafiyeti olduğunu ve hak olanın örtünmek olduğunu söylüyorum. Ben süt de içmiyorum; peki süte su karıştırılmasının yanlış olduğunu bu sütün içine su karışınca süt olmaktan çıktığını söyleyemeyecek miyim?
Kendilerine böyle gerekçeler ve savunmalar buluyorlar.

Diğer taraftan bazıları da işte bu eleştiriler yüzünden bazı genç kızlar, başını örtmekten vazgeçti veya başını örtmüyor gibi yorumlar da yapanlar var. O iş öyle değil canım; namazda gözü olmayanın ezan da kulağı olmazmış. Neden kolayını seçiyorlar, onlar başını açmak istediği için başını açıyorlar. Biz sadece başı açık kadınlar dekolte giymeyi arzulamıyor mu zannediyorsunuz ama giymiyoruz. Kaldı ki tesettüre girmek çok farklı bir mana ve maneviyat ve bir ibadet. Bu ibadeti tesettür modası adı altında önce ticarete çevirdiler sonra içini boşalttılar ortalıkta böyle kendini tesettürlü zanneden ama tesettürün t’si ile alakalı olmayan hareket hal ve davranışlarda bulunan kadınlara bıraktılar. Sorsan bizim başımıza açık, Allah bize hakkıyla yapmayı nasip etsin fakat çoğundan çok daha kapalı bir hayata sahibiz.

Burada tesettürün ne olduğunu anlamak lazım.
Tesettür farzdan olur tarzdan olmaz. Ama şık olur güzel olur. Tesettür cazip hale getirilmeli böyle cazibeli hale getirirsen işte tesettür olmaktan çıkıp senin de böyle beynini kalbini mühürlerler, Allah’ın emirlerini kendi nefsine bu şekilde uydurarak bir de savunur hale gelirsin.

"Hoşgörülü ol" diyorlar. Tabii ki hoşgörülüyüz, bu öyle bir şey değil. Peygamber Efendimiz kadar kimse hoşgörülü olamaz ama o haksızlıklarla mücadele etti müşriklerle savaştı.
Müslüman hoşgörülüdür merhametlidir ama asla aptal değildir ve özellikle böyle bir yanlışlığı yaşayıp bunu savunacak kadar da aptal olmamalıdır.
Şimdi bundan yola çıkarak gelinen noktaya baktığınızda içler acısı bir durum var. Bu özgürlük bazılarına fazla geldi, bazılarının bünyesi bu özgürlüğü kaldıramadı.
Seküler hayata ağızlarından sular aka aka balıklama dalanların tesettüre yapmış olduğu zulmün filmini izliyoruz.
Modern, zengin, güzel yaşamayın demiyoruz fakat bu değil.

Bir zamanlar tesettür denildiğinde akla sadelik, mahremiyet, ölçü ve zarafet gelirdi. Bugün ise tesettür modası bambaşka bir noktaya evrildi. Öyle ki bazen “tesettür” kelimesinin anlamıyla tesettür adı altında sunulan kıyafetlerin görüntüsü arasında ciddi bir mesafe oluşuyor.

Peki, nasıl oldu da bu noktaya geldik?

Aslında cevabı yalnızca modada aramak haksızlık olur. Çünkü moda, toplumun değişen alışkanlıklarının, tüketim kültürünün ve sosyal medyanın bir yansımasıdır.
Eskiden tesettürlü bir kadın kıyafetini seçerken “Bedenimi ne kadar örttü?” sorusunu daha fazla önemserken, bugün “Nasıl görünüyorum?”, “Hangi marka?”, “Instagram’da nasıl duracak?” ve “Trend mi?” soruları da seçimin önemli bir parçası haline geldi.
Bu değişimin kendisi belki kaçınılmazdı. Her dönem kendi modasını yaratıyor. Ancak sorun, tesettürün moda ile buluşmasında değil; tesettürün modaya teslim olmasında başlıyor.

Bugün dar kesim kıyafetlerin üzerine uzun bir parça eklemek, vücut hatlarını belli eden elbiseleri farklı aksesuarlarla tamamlamak veya yalnızca saçın kapalı olmasını tesettürün yeterli göstergesi kabul etmek mümkün olabiliyor. Burada mesele kimseyi yargılamak değil. Mesele, kavramların içinin boşaltılmaması.

Çünkü tesettür yalnızca bir kıyafet biçimi değildir.

Tesettürün bir ruhu vardır.

Ve o ruh, yalnızca başın örtülmesiyle sınırlı değildir.

Moda mı, gösteriş mi?
Sosyal medya bu dönüşümün en büyük aktörlerinden biri.

Eskiden bir kıyafet güzel olduğu için tercih edilirdi. Şimdi ise güzel olmasının yanında fotoğraflanabilir olması, dikkat çekmesi, marka değerinin görünmesi ve başkaları tarafından beğenilmesi de önem taşıyor.

Tesettür modası da bundan nasibini aldı.

Bir zamanlar “görünmemek” üzerinden şekillenen bir anlayışın, bugün “daha çok görünmek” üzerinden pazarlanması, aslında üzerinde düşünülmesi gereken büyük bir çelişki.

Üstelik bu yalnızca kadınların tercihlerinden kaynaklanmıyor. Moda sektörü de bu değişimi besliyor. Çünkü tüketim arttıkça sektör büyüyor. Her sezon yeni bir renk. Yeni bir model.
Yeni bir kumaş. Yeni bir marka. Yeni bir kombin.
Ve sonunda insan, sahip olduğu kıyafetin yetmediğini düşünmeye başlıyor. Tesettür ise bir noktada ibadet ve yaşam biçimi olmaktan çıkıp, bir tüketim kategorisine dönüşebiliyor.

Peki şıklık yanlış mı?
Elbette değil.
Tesettürlü bir kadının güzel giyinmesi, zarif olması, kendine özen göstermesi veya modayı takip etmesi yanlış değildir.
Asıl mesele, şıklığın ölçünün önüne geçip geçmediğidir.
Bir kadın hem şık hem sade olabilir.
Hem modern hem ölçülü olabilir.
Hem modayı takip edip hem de kendi değerlerinden vazgeçmeyebilir.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, “Tesettür modası nasıl daha gösterişli olur?” sorusundan çok, “Tesettürün özünü kaybetmeden nasıl güzel giyinebiliriz?” sorusunu sormaktır.
Çünkü moda değişir.
Renkler değişir.

Kalıplar değişir.
Markalar değişir.
Ama insanın kendisine koyduğu sınırlar, inandığı değerler ve hayata bakışı değişmek zorunda değildir.
Biraz da aynaya bakmak gerekiyor. Belki de en zor soru şu:

Biz gerçekten ne için örtünüyoruz?
Bir trende yetişmek için mi?
Bir çevreye uyum sağlamak için mi?
Daha güzel görünmek için mi? Yoksa bunun bizim için daha derin bir anlamı mı var?
Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişebilir. Kimsenin inancını, tercihlerini veya yaşam biçimini sorgulamak bize düşmez.
Fakat toplum olarak bazı kavramların ne anlama geldiğini tartışmaktan da korkmamalıyız.

Tesettürün modalaşması kötü değildir.
Ama tesettürün sadece moda haline gelmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Belki de yeniden sadeliği hatırlamanın zamanı gelmiştir.
Çünkü gerçek zarafet her zaman daha fazla dikkat çekmekte değil, gerektiği kadar görünmekte saklı olabilir.
Ve belki tesettür modasının geleceği, daha fazla kumaşta, daha pahalı markalarda veya daha gösterişli kombinlerde değil; anlam ile estetiği yeniden buluşturabilmekte yatıyordur.

Sevda Türküsev - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Fatih Yıldırım Fatih Yıldırım Rakamlarla OVP Adem Metan Adem Metan Fotoğrafın itibarı Mustafa Armağan Mustafa Armağan Laik Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Sultan Abdülhamid’e nasıl yağ çekmişti? Cüneyt İnay Cüneyt İnay Üçüncü Dünya Savaşı
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
  • Dünya Kupası 2026
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.