İlk kadın pilotumuzun adı Sabiha değil, Bedriye idi
Neresinden tutsanız elinizde kalan bir tarih bizimkisi. Hangi meseleyi ciddi olarak araştırsanız cilaları elinizde kalıyor.
Şimdilerde hayatta olduğu günlere nispetle daha fazla bilinen Türk askeri havacılığının öncü ismi Vecihi Hürkuş bundan 57 yıl önce, 16 Temmuz 1969 tarihinde hayata gözlerini yummuştu.
Peki bilin bakalım, cenaze törenine kaç kişi katılmıştı?
İki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda, 9 kişi katılmıştı ki bunların çoğu da akrabalarıydı.
Bu yıl mezarı başında yapılan anma törenine ise fotoğrafçı hariç 14 kişi katılmış ki, rekor kırmış sayabiliriz ziyaretçileri!
Vecihi Hürkuş Türkiye'nin ilk pilotlarımızdan olup ilk yerli ve millî uçağımızı üreterek havacılık tarihimize derin bir iz bırakmıştı.
Oysa dertliydi. “Benim muvaffakiyetim cezayla mükafat görüyordu. Bu icadımdan dolayı bir ikramiye ile taltif edilmem lazım gelirken, 10 gün hapse ve yarım maaş kesintisine mahkûm olmuştum” diye yazmıştı Bir Tayyarecinin Anıları adıyla neşredilen hatıratına.
1925 yılında tamamen kendi imkânlarıyla imal ettiği bir uçakla uçtuğu için komutanı tarafından nasıl cezalandırıldığını böyle anlatıyordu.
Türk Tarih Kurumu da Vecihi Hürkuş’u anma gününde bir video yayınlamış ama nedense kendisinin hatıratında anlattığı bu acı olayı önemsiz bulmuş olacak ki atlayıvermişti.
Tarihimizi hak sahiplerine iade etme zamanı geldi de geçiyor bile.
İşte ikinci örnek:
Gidin bir üniversiteye (bakın, liseye gidin demiyorum) ve öğrencilere sorun, “İlk kadın pilotumuz kimdir?” diye.
Cevap alamadıklarınız da olacaktır elbette ama alabildiklerinizin neredeyse tamamı “Sabiha Gökçen” klişesini tekrarlayacaktır.
Oysa biraz gayrete gelip araştırdığınız zaman aşağıdaki cümleyi idealinin kuşağı gibi kuşanmış bir kadının, Bedriye Gökmen adlı ilk Türk kadın pilotunun söylediğini göreceksiniz:

“Tayyarecilikteki ülküm iyi bir tayyareci olmak, Türk kadınlığının bu sahada da diğer milletlerden geri kalmayacağını göstermek ve memleketimde tayyareciliğin ihyası için çalışmaktır.”
Ve tarih kendi imkânlarıyla, kendi gayreti ve azmiyle çalışan, Vecihi Hürkuş’un talebesi Bedriye Tahir Gökmen’in unutulup devlet imkânlarıyla okutulan ve Gazi tarafından desteklenen (bu o zamanlar doğrudan doğruya devlet demekti) Sabiha Gökçen’in ilk Türk kadın pilotu olarak hatırlanmasına şahit oldu. Halbuki Sabiha Gökçen 1930’ların ikinci yarısında bu kervana katılacak ve kayıtlara “ilk Türk kadın muharip pilotu” olarak girecekti (“dünyada ilk kadın savaş pilotu” olduğu ise bir başka Cumhuriyet efsanesidir).
Velhasıl Bedriye Gökmen’in ismi silinmiş, Sabiha Gökçen oturtulmuştur ortak hafızaya. Oysa hava okulunda Bedriye 246 uçuş yaparak 19 saat 14 dakika uçuş süresi biriktirmiştir.
Nitekim Cumhuriyet dönemi yazar ve romancılarından Aka Gündüz 1933 yılında (not: Sabiha Gökçen pilotluk çalışmaya bu tarihten iki yıl sonra başlayacaktır) ilk kadın pilotumuzu aşağıdaki sözlerle övmüştü:
“Türk Hava Şehitlerini, yaşayan Türk Hava Kahramanlarını, ilk Türk Kadın Tayyareci Bedriye Gökmen Bacı’nın göklerden derin bakışlı gözlerinde bir defa daha selamlıyorum.”
Hocası Hürkuş 1932 yılında Kadıköy’de kurduğu uçuş okulunu anlatırken şunları yazar:
“1932 yılında Kadıköy’de Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’ni kurdum. Benim gibi uçmayı seven öğrencilere yine öğretmenlik yapma şansım olmuştu. Hem de kendi okulumda yaptığım uçaklarda uçuş eğitimi aldılar. Türkiye’nin ilk kadın pilotu olan Bedriye Gökmen de öğrencilerim arasındaydı ve daha onlarcası…”
Vecihi Hürkuş, talebesi Bedriye’yi cesur, azimli ve havacılığa âşık bir öğrenci olarak över. Okulunda 12 öğrenci arasında iki kız bulunduğunu ve Bedriye’nin öne çıktığını belirtir fakat diğer kız öğrenci hakkında bilgi vermez nedense.
1934 yılında Vecihi Hava Mektebi brövelerin onaylanması için öğrencilerin Hava Kuvvetleri Müsteşarlığı tarafından sınavdan geçirilmesini istemişse de, sınav heyeti geldiğinde okulun tek faal uçağı kırım geçirmiş olduğundan sınav yapılamamıştır. Heyet de yeniden gelmeyi kabul etmeyince okul kapanmış ve Bedriye Gökmen’in pilotluğu onaylanmadan kalmıştı. O sırada kâtibe olarak çalıştığı işyeri tarafından işine son verildi…
İşte tarihten silinmek istenen iki kahramanımız.
Vecihi Beyin cenazesine sadece 9 kişi katılmıştı.
Buna da şükür, çünkü Bedriye Hanımın hangi tarihte doğup hangi tarihte öldüğünü dahi bilmiyoruz (40’lı yıllar deniliyor ama âfâkî).
Ve biz buna ‘tarih’ diyoruz.
