Adalet akrabalığı
Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi, Narin Güran’ın babası Arif Güran’ı ziyaret etti.
Bir gün sonra Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş de aynı kapıdan geçti.
İlk bakışta bir ziyaret.
Bir taziye.
Bir dayanışma hali.
Ama aslında bundan daha fazlası.
Üç aileyi aynı yere getiren şey aynıydı.
Evlat acısı.
Ve adalet arayışı.
Bazı acılar, birbirini uzaktan tanır.
Aynı mahkeme koridorlarından geçmiştir.
Aynı savcılık kapılarında beklemiştir.
Aynı soruyu defalarca sormuştur.
“Çocuğuma ne oldu?”
Bu nedenle Yasemin Minguzzi’nin ziyareti yalnızca bir nezaket ziyareti değildi.
Güçlü bir duruş.
Acısını içine kapatmak yerine, başka acıların yanına gitme cesareti.
Kendi evladının yokluğuyla yaşarken, başka bir babanın yükünü hafifletmeye çalışma inceliği.
Bunu herkes yapamaz.
Çünkü evlat acısı insanı içine de kapatabilir.
Dünyaya küstürebilir.
Sessizliğe çekebilir.
Ama Yasemin Minguzzi başka bir yol seçti.
Acısını sadece kendi evinin içinde tutmadı.
Onu bir vicdan çağrısına çevirdi.
Başka ailelerin yanında durdu.
“Ben de buradayım” dedi.
“Yalnız değilsiniz” dedi.
Bu, büyük bir insanlık hali.
Büyük bir cesaret.
Arif Güran, Narin’in adaleti için mücadele ediyor.
Nizamettin Kabaiş, Rojin’in ölümündeki soru işaretlerinin aydınlatılmasını istiyor.
Yasemin Minguzzi ise Ahmet’in ardından, adalet bekleyen başka ailelerle aynı safta duruyor.
Bu buluşmalar bize şunu gösteriyor.
Türkiye’de adalet arayan aileler çoğu zaman birbirine tutunarak ayakta kalıyor.
Bir annenin uykusuna giriyor.
Bir babanın omzunda yük oluyor.
Bir evin içinde her gün yeniden açılan bir yaraya dönüşüyor.
Mahkeme kapılarında bekliyorlar.
Savcılık dosyalarının peşine düşüyorlar.
Bir cevap arıyorlar.
Bir gelişme bekliyorlar.
En çok da hakikatin ortaya çıkmasını istiyorlar.
Adalet, sadece ceza verilmesi değildir.
Adalet aynı zamanda gerçeğin saklanmamasıdır.
Soruların cevapsız bırakılmamasıdır.
Bir ailenin “Acaba?” duygusuyla baş başa bırakılmamasıdır.
Bu yüzden bu ziyaretler önemli.
Çünkü bu aileler sadece birbirine başsağlığı dilemiyor.
Birbirine güç veriyor.
Birbirine şunu hatırlatıyor.
“Senin çocuğun unutulmadı.”
“Senin mücadelen yalnız değil.”
“Senin soruların hepimizin sorusu.”
Yasemin Minguzzi’nin yaptığı şey tam da bu yüzden kıymetli.
Bir annenin acıdan eksilmeden, başka acılara omuz vermesi.
Kırılmadan değil belki.
Ama kırıldığı yerden güç çıkararak.
Sessiz kalmadan.
Geri çekilmeden.
Adalet isteyen ailelerin yanında durarak.
Bu ülkenin böyle annelere, böyle babalara, böyle vicdanlara ihtiyacı var.
Narin için.
Rojin için.
Ahmet için.
Ve adı unutulmasın diye ailesi mücadele eden bütün çocuklar için.
Bu dosyalar kapanmadı.
Bu ailelerin soruları bitmedi.
Adalet gelmeden de bitmeyecek.
Çünkü bazen acı, insanları akraba yapar.
Ve bu akrabalığın adı artık bellidir.
Adalet akrabalığı.