Barış ve yara
Neretva Nehri’nin derin vadisinde, Stari Most’un taşlarında yürüyorum.
Bu köprü 1557-1566 yılları arasında Osmanlı döneminde Mimar Hayreddin tarafından yapılmış. Mimar Sinan’ın öğrencisi olan Hayreddin, bu eseriyle adını tarihe yazdırmış. Köprü, yüzyıllar boyunca doğu ile batıyı birbirine bağlamış. Tüccarlar, kervanlar, farklı dinlerden ve kültürlerden insanlar buradan geçmiş. Farklı diller konuşulmuş, farklı inançlar bir arada yaşamış. Kadınlar, erkekler, gençler ve yaşlılar bu taşların üzerinden yürümüş. İnsanları birbirine bağlasın diye yapılmış.
Rehber Cem Sargın köprünün tarihini uzun uzun detaylıca anlatıyor, tarihi yeniden yaşıyoruz. Stari Most uzun yıllar Balkanlar’ın gururu olmuş. Hoşgörü ve ticaretin sembolü haline gelmiş. Fakat 9 Kasım 1993’te korkunç bir gün yaşanmış. Bosna Savaşı sırasında Hırvat güçlerinin topçu ateşiyle köprü yıkılmış ve Neretva’ya düşmüş.
Neretva, yıllarca eksik kalan köprünün hüznünü taşıyarak akmış. Aradan on bir yıl geçmiş. 23 Temmuz 2004’te köprü, aslına uygun şekilde eski taş işçiliği teknikleri kullanılarak yeniden inşa edilmiş. Ertesi yıl UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan bu eser, birçok ülkenin katkısıyla yeniden ayağa kaldırılmış. Açılışını bütün dünya televizyonlardan izlemiş. İnsanlar gözyaşları içinde bu anı “yeniden doğuş” olarak nitelendirmiş.
Şimdi köprünün ortasında duruyorum. Taşlar ayaklarımın altında sıcak. Neretva aşağıda yeşil-mavi akıyor. Turistler etrafta dolaşıyor, fotoğraf çekiyor. Mostar ilk bakışta huzurlu görünüyor ama savaşın izleri hâlâ canlı.
Tarihiyle, acısıyla ve direnciyle hafızama kazınan bir şehir oldu. Savaşın yıkımını da barışın değerini de yakından hissettim.