467 el barışa kalktı
Dün benim bugüne kadar en çok hoşuma giden başlıklardan birini attık:
“467 El Barışa Kalktı”
Elbette bu başlığın sadece bir gerçeği ifade etmekten öte bir anlam taşıdığını hemen anlıyorsunuz.
Çünkü o “411 el Kaosa Kalktı” diyen beşinci kolcu medya hala amiral gemisi yürütmekte olsaydı “467 El Kaosa Kalktı” diyeceklerdi.
İşte bu değişiklik bile başlı başına bir AK Parti zaferi.
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasa Teklifi” mecliste onaylandı.
Yasa teklifi aslında çok uzun dönemli, dikkatli ve sabırlı bir çalışmanın ürünü idi.
Önce PKK’nın yıllarca istismar ettiği konulara el atıldı. “Geri bıraktırılmış, ana dilini konuşamayan, türküsünü söyleyip halayını bile çekemeyen, ana dilinde eğimini göremeyen…” diye başlayan ve hepsi birkaç düzenleme ile aşılabilecek sorunlar süratle çözüldü. Öyle ki, artık PKK’nin ağzında geveleyebileceği hiçbir şey kalmadı. Son 15 yılda Bölgedeki kalkınma Türkiye ortalamasının bile üzerindeydi.
Sonra, buna rağmen hala kan dökmek isteyen teröristler çok yoğun bir mücadele ile sadece Türkiye’den çıkarılmakla kalmadı, Suriye ve Irak’taki inlerinden de kovuldu. Oralardan da temizlendi. Suriye’nin yeni yönetimi ile kurulan yapıcı ilişkiler sayesinde iç savaştan istifade edip orada aklı sıra kantonlar kuran hayali devlet dışı örgütlenmelere son verildi. Bunda ABD’nin (ve tabi İsrail’in) bu devlet dışı yapılanmayı artık kullanamayacağını anlaması ve desteğini büyük ölçüde çekmek zorunda kalması da büyük rol oynadı. Elbette bunu sağlayan Türkiye’nin tavizsiz tutumu ve 2017’den 2020’ye kadar Suriye’de arka arkaya düzenlediği Fırat Kalkanı Harekâtı, İdlib operasyonu, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı Harekâtları oldu. Yani Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahramanca savaşması ile bu noktaya gelindi. Kimse durup dururken silah bırakmadı.
Bu noktadan sonra başka çaresi kalmayan PKK sadece silah bırakmadı, kurucusunun talimatıyla kendini lağvetti. Bu konu yerli PKKseverlerimizce en fazla kuşku ile bakılan konu oldu. Neredeyse üzüldüler PKK’nın bitmesine. Fakat daha önceki süreçte olduğu gibi koşup “Ne elde ettiniz ki silah bırakıyorsunuz?” diyerek sitem edecekleri bir Kandil de kalmamıştı. Oysa anlamadıkları çok önemli bir şey vardı. PKK’nın silah bırakması, hele hele kendini lağvetmesi en çok Kürt insanımıza rahat bir nefes aldırdı. Elbette ki terörden ve terörle mücadeleden en çok etkilenen bölge halkının kendisiydi. Sürekli bir çatışma hali insanları yıpratmıştı. Önceki süreçte oluşan iki yıllık bir çatışmasızlık halinin bile tadı damaklarında kalmıştı. Barış en çok onlar için güzeldi. Artık çocuklarını zorla veya kandırarak dağa kaçıracak bir örgüt fiilen ve resmen yoktu. Bundan sadece siz değil, barışsever tüm Kürtler memnun kaldı. İşte nifak sokucular bunu hiç anlamadılar. PKK’nın lağvı ile asıl zafer barışsever Kürt insanının oldu.
Sürece karşı hala direnenler yok mu?
Sürecin baltalanma riski her zaman var. Ama üzülerek gördük ki bu tribünlere konuşan DEM yöneticilerinden değil, bizzat barış sevmeyen Türklerden geliyor.
Bir kısmı PKK’nın ayna görüntüsü faşist ve ırkçı Türkler.
Hemen yasa teklifinin her maddesine ayrı ayrı itiraz edeceklerini, süreci baltalayacaklarını ilan etmişlerdi. Fakat bu kadar toptan itirazları bile bunların yasayı okumadıklarını sadece ülkedeki milli hassasiyetleri kullanarak, ülkenin sinir uçları ile oynayarak oy toplama hevesinde olduklarını gösteriyor. Eğer geçmişteki vesayetin derin devlet unsurları hala aktif olabilseydi çoktan bir yerlerde bombalar patlatılıp PKK hortlatılmış, süreç akamete uğratılmıştı.
Vesayetin geriletilmesi ve egemenliğin gerçekten kayıtsız şartsız millete devredilmesi tek başına AK Partinin bu ülke demokrasisine en büyük armağanıdır.
Sürece karşı çıkanların bir kısmı da sadece sürecin “CHP tarafından değil de AK Parti tarafından” gerçekleştirilmesinden rahatsızlık duyanlar, karnı ağrıyanlar.
Oysa CHP ırkçı ve faşist bir parti değil de gerçekten sosyal demokrat bir parti olsaydı bu süreci kendisi başlatabilirdi. (Tarihsel olarak bakarsak zaten Kürt insanımızla bu noktaya zaten hiç gelmeyebilirdik) O zaman süreci yere göğe sığdıramazlar, “CHP’miz bize ikinci Kurtuluş Savaşımızı da kazandırdı!” diyerek havalar uçarlardı. Ama yazık ki bunu “gerici faşist” AK Parti yaptı. Öyle ise derhal karşı çıkıp ortalığı ayağa kaldırmalıyız…
Süreç bir bütün olarak yekten karşı çıkılabilecek bir süreç değil. Eğer terör tekrar başlarsa bugün karşı çıkanların ilk sorumlu tutulacakları belli. Onun için sureti halktan görünüp süreci desteklermiş gibi yapıyorlar ama hep bir “Ama…”ları var. Çünkü Kürtlerin ve Türklerin insanca bir arada yaşamasından rahatsızlık duyuyorlar. Irkçı genleri buna izin vermiyor. Oysa halk anladı ki birlikte barış içinde yaşamaktan başka bir çare yok. Tabi bunun gereklerine de uyarak.
Yasanın oylanması yine bir turnusol kâğıdı işlevi gördü; milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini istemeyenler ve istemeyenler.
Süreç nereye evrilirse evrilsin, herkes AK Partinin süreci bu noktaya kadar getirdiğini, PKK’yı lağıv ettirdiğini, ülkede kanı durduğunu, şehit cenazelerinin gelmediğini, annelerin göz yaşlarını durdurduğunu hatırlayacak.
Ve süreci bu noktadan geriye götürenler dökülmüş ve dökülecek kanların tüm vebalini üzerlerine almış olacaklar.
Yasanın oylama süreci bir gerçeği daha ortaya koydu, Önce CHP’yi bölen Yeni Parti, şimdi de Türkiye’nin bu en önemli meselesinde kendi arasında bölündü; yasayı onaylayanlar ve onaylamayanlar.
Yeni Parti daha kurulur kurulmaz ikiye bölündü. Üstelik partinin genel başkanı yasaya evet derken, 91 millet vekilinden 54’ü (neredeyse üçte ikisi) hayır dedi. Yani Başkan daha kendi partisi içinde çoğunluğu kazanamadı.
Süreç tamamen Türk istihbaratının ve güvenlik mekanizmasının kontrolünde yürüyecek, MGK kararları belirleyici olacak. PKK silah bıraktım dedi diye silah bırakmış olmayacak, istihbaratımız bunun alanda gerçekleşip gerçekleşmediğini izleyecek ve rapor edecek. Yani süreç sadece mecliste değil alanda da test edilecek.
İşte bu sürece bile hayır diyerek siyasi hayatına başlayan adı yeni kendisi klişe partiyi daha çok zorlu kararlar bekliyor görünüyor.
Yasa kardeşlik yanlısı tüm insanlarımız için hayırlı olsun.