Hey Ahbap biz bu ülkede hırsızları sevmeyiz
Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent gözaltına alındı, sorgusu sürüyor.
Haluk Levent, "dernekler kanununa muhalefet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak" ile suçlanıyor ve 6 Şubat depremleri için toplanan bağışların şüpheliler tarafından şahsi hesaplara aktarıldığı ve bahis oynandığı iddia ediliyor.
Peki gerçekte asıl suç bu mu?
Haluk Levent olayı, son birkaç yılda ortaya çıkmış münferit bir olay değildir.
Haluk Levent’i Haluk Levent yapan ve Ahbap’ı kurdurup bu kadar meşhur eden olaylar zinciri en az yirmi yılı kapsayan bir algı operasyonunun o zamanki son halkasıdır.
Algı, “hükümetin halk yararına hiçbir şey yapmadığı, şeriatçı ve vatan haini olduğu” gibi ucu bucağı görünmeyen bir iftira batağıydı.
2002’den itibaren geniş bir muhalif kitle çok ciddi olarak gerçeklikten koparılmış, bir paralel evrende yaşamaya başlamıştı ve ne söylenirse söylensin inanmaya hazırdı.
FETÖ deşifre olup elemanları bu ülkeden kovulduğunda bu algı operasyonuna onlar daha bir can havli ile katıldılar.
Muhalefetin her zaman inandığı “her şey kötüye gidiyor, memleket batıyor” hezeyanına FETÖ “Biz ayrılık memleket battı” algısını ekledi. Bu iki hastalıklı ruh hali çakışıp, bütün muhalefeti sardı. Nasıl sarmasın? dönemim CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu FETÖ’nün eline tutuşturduğu belgeleri getirip Mecliste okuyordu ki bu FETÖ’nün hiçbir zaman başaramayacağı bir provokasyondu. Bugün Adalet Bakanının limanı olmayan ülkede yatı olduğunu iddia eden Özgür Özel de aynı yolun yolcusudur.
O zaman da söylemiştim, sosyal medyada öyle absürt paylaşımlar çıkmaya başlamıştı ki, bunları mesela kendini Kemalist diye tanımlayan birisinin hazırlaması mümkün değildi. Atatürk’ün masasında 32 devlet başkanı, 64 Kral icat etmeler, Che’nin çantasında cilt cilt Nutuk bulmalar, İngiltere Kralı Edward’a Dolmabahçe Sarayının Merdivenlerinde Atatürk’ün elini öptürmeler gırla gidiyordu. Bunlar ne tarihi gerçeklere ne belgelere hatta ne de aklı selime sığıyordu. Kemalistler belki bunları yapmayacak kadar dürüstlerdi fakat bunlara inanacak kadar gerçeklikten kopmuşlardı. Elbette FETÖ’cüler sadece Kemalistleri hedef almıyordu, aynı zamanda mütedeyyin çevreleri de kışkırtacak asılsız paylaşımlarla onları da bu kör döğüşün içine çekmeye çalışıyorlardı.
Bugün (geç de olsa) artık Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde bunlarla mücadele edecek bir Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz var.
Aslında buna ihtiyaç duyulması bile bir ayıp. Teşhisi Muharrem İnce, seçimin ertesi günü kendisinin kaçırıldığına inanan kitleye “siz ruh hastasısınız” diyerek koymuştu.
Yani bir hastalıkla mücadele ediyoruz.
Bugün artık o provokasyonlara kapılanlar arasında bile “Yahu biz ne diyoruz?” diyenler çıkmaya başladılar. Tabi muhalefetin bu hastalığına yönelik ilk eleştirilerinde muhalefet kitlesi tarafından anında aforoz ediliyorlar. Ne Cüneyt Özdemirler ne Yılmaz Özdiller ne Nevşin Mengüler harcanmadı ki bu yolda?
Asrın felaketine gelindiğinde ise artık cinnet hali tavan yapmış, “devlet hiçbir şey yapmıyor, iş başa düştü” algısı yayılmaya çalışılmıştı.
Sanki bu ülkede AFAD yokmuş, Kızılay hiçbir işe yaramıyormuş gibi davranıldı.
“Devletin yapamadığını yapacaklara” güvenilmeye başlandı.
Bunların başında da Ahbap geliyordu.
Kızılay o derece itibar suikastına uğratıldı ki, bir noktada insanlar Kızılay’a kan vermemeye bile başladılar.
Yani algılar artık bu ülkenin köklü kurumlarını bile sarsmaya başlamıştı.
O günkü karakter suikastlarına iftiralar hiç girmeyeyim, sayfalar sürer.
Eğer Haluk Levent insanları “yüksek gelir elde etme vaadiyle” kandırmış olsaydı, belki “Eh, ne yapalım, keriz sallamış” deyip geçmek mümkündü.
Ama yapılan o kadar basit değil
Ahbap’a para verenler ne olursa olsun bunu ahlaki bir kaygı ile yapmışlardı
İnsanlara gerçekten faydalı olduklarını sanıyorlardı. Hatta depremden sonraki ilk seçimde muhalefet bölgeden oy alamadığında “haram olsun yaptığımız yardımlar” moduna girenler de olmuştu.
Bugün anlıyoruz ki ortada yardım falan yok.
Kandırılmaya zaten teşne olan muhalefet bir güzel dolandırılmış.
Muhalefetin gözde kanallarına bakıyorum, herhalde artık bu rezaletin savunulacak bir tarafını bulamamışlar ki bir süre kafalarını kuma gömdüler. Daha sonra, Haluk Levent’in “Kişisel borç alımlarla Ahbap’ı karıştırmayın” açıklamasına sarılıp yine Haluk Levent’in patlatacağına söz verdiği “asıl bombayı” bekliyorlar. Haluk Levent’i aklayamazsak bile belki Ahbap’ı aklarız peşindeler. Eh, ne de olsa yenilen kazık büyük…
Yine de sosyal medyada hala “Demek ki Hükümet Haluk Levent’in ne haltlar karıştırdığını çok önceden biliyormuş, öyle ise neden bugünü beklemiş? Neden saklamış” diyerek bu kör gözüm parmağına hırsızlığın utancını hükümete bulaştırmaya çalışanlar var.
Hastalık ağır, Allah şifa versin.