Sahipsiz muhalefet
AFAD’ı, Kızılay’ı, Askeri, Polisi deprem bölgesinde deli gibi çalışırken, birinci dakikadan itibaren harekete geçip duruma hâkim olurken, sosyal medyayı velveleye verdiler. Paralel evrenlerinde, platformlarında “Alanda devlet yok, kimse yok!” dediler. “Baraj çatladı birazdan binlerce kişi ölecek” dediler. Kurtarma çalışmalarına zarar verdiler.
En önemlisi de medyalarında salya sümük ağlaya ağlaya “SAHİPSİZMİŞİZ!” dediler.
“Kimsemiz yokmuş” diye höykürdüler.
Toz duman dağılınca haklı oldukları anlaşıldı.
Evet, sahipsizmişler…
Hayır, depremzedeler değil. Onlar daha takip eden ilk seçimde kendilerine kimin sahip çıktığını anladıklarını sandıkta gösterdiler.
Üçüncü yılın sonunda yarım milyon bağımsız konut halk sahiplerine dağıtıldı.
Üstelik bu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ve onun başarılı Bakanı Murat Kurum’un yıllar içinde teslim ettiği ilk yarım milyon ev değildi.
Halk kendisine yıllardır kimin sahip çıktığını biliyordu
Ama muhalefet haklıydı.
Muhalefet sahipsizdi.
Birileri istediği gibi trollüyor, istediğine inandırıyordu.
Terliğe bile Cumhurbaşkanı adaylığı verecek kadar dibe vurmuşlardı.
Tabi insan bu kadar saf ve aldatılmaya açık olursa birileri de bundan yararlanacaktı.
Sahipsiz muhalefeti Haluk Levent kandırdı, Ahbap kandırdı.
Paralarını çaldı, onurlarıyla oynadı, insani duygularını istismar etti, ki sanırım en iğrenç aldatmaca da buydu.
Sahipsiz muhalefeti İBB kandırdı.
“Gelecek Cumhurbaşkanımıza arka çıkın” diyerek bazen rıza, bazen tehditle para istediler, verdi.
Artık onlarınki bir yankı odası değil bir paralel evren.
Yüzüklerin Efendisindeki Orta Dünya kadar gerçek.
Aslında belli ki bu kandırılma olayı sanıldığı kadar basit de değil.
Evet, tepede Haluk Levent görünüyor, Ekrem İmamoğlu görünüyor.
Ama belli ki “sahtekarlık” çok daha büyük ve çok daha karmaşık.
Haluk’tan da Ekrem’den de büyük.
Hatta onlar bu şebekenin sadece küçük bir parçası.
Onların açtıkları yolsuzluk kapısından giren girmiş.
Ama hala ayakları suya eren yok.
Hala “Haluk Levent’in sivil toplum örgütü kurmasına izin verilmeseydi kandırılmayacaktık” modundalar.
Utanmasalar “Devlet sahte sivil toplum örgütü kurdurup bizi soydurdu” diyecekler. Hatta “duayen” bir gazeteci söyledi bile.
İmamoğlu mahkemeye çıkıyor, söz hakkı veriliyor ama o tam bir yavuz hırsız misali "Ben savunma yapmayacağım, yargılayacağım" diye çemkiriyor. Mahkeme haddini bildirince de fondaş medyada manşet “İmamoğlu’nun savunma yapmasına izin verilmedi” oluyor. Adam “savunma yapmayacağım” diyor, neyi anlamadınız?
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yayımlanan 2026 yılı Adli ve İdari Yargı Ana Kararnamesi ile toplam 4.967 hâkim ve savcının görev yeri değiştiriliyor, yani rutin bir uygulama, ama fondaş medya “İmamoğlu’nun hakimini savcısını değiştirdiler” diye feryat ediyor.
Ve muhalefet inanıyor.
Evet muhalefetimiz maalesef sahipsiz ve isteyen istediği gibi kullanıyor.
Şimdi Özgür Özel yeni bir muhalefet partisi kuruyor hem de ana muhalefet partisi olma iddiası ile.
İnsan “hadi inşa Allah, artık muhalefetin de bir sahibi çıkar” demek istiyor.
Ama kurucu kadronun yarısı zaten yolsuzluk soruşturmalarında ya sanık ya tanık.
Ne diyelim Allah bu sahipsiz insanların yardımcısı olsun, yoksa haklı bile olsalar hep haksız çıkacaklar…